Merhaba,

Televizyonda tek kanal dönemini görmüş jenerasyonla, günümüzün sayısız platformu elinin altında tutan seyircisi arasında yarım asır bile yok ama geldiğimiz noktada kaliteli içeriğe ulaşmak hala zor. 50. sayısına ulaştığımız bu bülten dışında işinizi kolaylaştıracak bir araç da JustWatch isimli mobil uygulama. Hangi platformlara abone olduğunuzu girdiğinizde size yayında olan içerikleri temel başlıklar altında birleştirip sunuyor. Örneğin BluTV ve Netflix’e aboneyseniz, Komedi Filmleri başlığı altında bu iki platformdan karma öneriler alabiliyor, bir tıkla içeriğe gidebiliyorsunuz. Ya da canınız Bir Ayrılık’ı yeniden izlemek istedi diyelim. Arama kutusuna yazıp, filmin şu an hangi platformlarda yayında olduğunu, kiralama ve satın alma seçenekleri de dahil olmak üzere anında öğrenebiliyorsunuz. Muhteşem değil mi?

Haftaya görüşmek dileğiyle.

BluTV

Dizi ya da film dışında yapımlara da ilgi duyanlar için, Discovery’nin gerçek hayata dayalı eğlence içeriği sunan global online video hizmeti discovery+, BluTV’de yayına başladı. BluTV aboneleri artık discovery+ için ayrılan özel alanda Discovery Channel, TLC, DMAX, ID ve Discovery Science için üretilmiş özel içeriklere ulaşabiliyor.

Amazon Prime Video

Colson Whitehead‘in Pulitzer ödüllü romanından uyarlanan mini dizi The Underground Railroad, yarın Amazon Prime Video’da yayınlanacak. Yönetmenliğini Oscar ödüllü Berry Jenkins’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda Thuso Mbedu, Chase Dillon ve Joel Edgerton gibi isimlerin yer aldığı 10 bölümlük dizi, Cora adlı kadının, iç savaş öncesi ABD’nin güneyinde verdiği özgürlük mücadelesini anlatıyor. Cora, Georgia’daki bir plantasyondan kaçtıktan sonra, o güne kadar sadece bir söylentiden ibaret sandığı Yeraltı Demiryolu’nun, mühendisler ve kondüktörlerle dolu, Güney topraklarının altından geçen gizli bir tünel ağı olduğunu keşfediyor. Eyaletten eyalete seyahat ederken, daha önce asla mümkün olamayacağını düşündüğü bir hayata ulaşmak için hem onu geride bırakan annesinin mirasıyla hem de kendi sorunlarıyla mücadele ediyor.

Netflix

Platforma yarın, neredeyse bütün abonelerin izleyeceğine emin olduğumuz iki içerik ekleniyor.

1970’lerde uluslararası üne kavuşan Amerikalı moda tasarımcısı Halston’un iniş ve çıkışlarla dolu yaşamını konu eden aynı adlı dizi ilk sezonuyla geliyor. Ortak yapımcı Ryan Murphy, yani aşağı yukarı nasıl bir dizi izleyeceğinizi tahmin edersiniz. Sanatçı olmakla iş insanı olmak arasında bocalayan Roy Halston Frowick rolünde Ewan McGregor var.

Kostümlü roman uyarlamalarının başarılı yönetmeni Joe Wright’ın dört yıl aradan sonra (artık herkesin yaptığı gibi Netflix için) çektiği yeni filmi Penceredeki Kadın / The Woman in the Window, ödüllü oyun yazarı Tracy Letts’in, A. J. Finn’in aynı adlı çoksatan romanından uyarlamış olması ve yıldız oyuncu kadrosuyla beklentiyi uzaya çıkarıyor. Amy Adams, Gary Oldman, Julianne Moore ve Jennifer Jason Leigh’i izleyeceğimiz yapım, agorafobisi olduğu için evden çıkamayan ve penceresinden şahit olduğu cinayeti anlattığı kimseye inandıramayan bir kadının paranoya dolu günlerini konu ediyor. Konusu Hitchcock filmlerini hatırlatsa da test izleyicileri filmi anlamadıkları için yeni sahneler çekilmişti, yani onunkiler kadar izleyici dostu bir film olmayabilir!

DVD tezgahlarından bu hafta kopup gelen filmlerse şöyle.

  • 14 Mayıs: Charlize Theron, Nicole Kidman, Margot Robbie’li ve Oscar ödüllü #metoo filmi Skandal / Bombshell.
  • 16 Mayıs: Ang Lee’nin modern klasiği Brokeback Dağı / Brokeback Mountain 16 yaşında. Bakalım çobanların aşkı hatırladığımız gibi mi.
  • 16 Mayıs: Terminator 2 Judgment Day / Terminatör 2: Mahşer Günü. (Yoruma gerek yok.)
  • 16 Mayıs: Angelina Jolie’nin yönettiği, evliliklerini kurtarmaya çalışan bir çifti konu eden, Brad Pitt’li Hayatın Kıyısında / By the Sea.
  • 17 Mayıs: Edward Zwick’ten, üç çocuğunu öldürmekten idama mahkûm edilen bir adamın gerçek öyküsü Trial by Fire.
  • 19 Mayıs: Roma’da karşılaştığı vahşi cinayetleri araştıran Amerikalı bir roman yazarını konu eden Dario Argento imzalı Ölümün Sesi / Tenebre.

MUBI

Öneri programımız kapsamında bir arkadaşını bültenimize abone yapan herkese bir aylık MUBI üyeliği hediye ediyoruz. Bu bağlantıdan abone olduklarına emin olduktan sonra bize yazın ve üyelik kazanın. İşte haftanın filmleri:

13 Mayıs: Jean-Pierre ve Luc Dardenne’in 2008 tarihli, Cannes’dan En İyi Senaryo ödüllü filmleri Lorna’nın Sessizliği / Le silence de Lorna, şu hayatta kime güvenebileceğimizi asla anlayamayacağımızı ima eden, sürprizlerle dolu bir iş. Dardenne Kardeşler’le ilgili daha fazlasını okumak isterseniz buraya, önce filmi görmek istiyorsanız buraya tıklayın.

16 Mayıs: Abbas Kiarostami’nin Venedik’ten ödüllü 1999 tarihli filmi Rüzgâr Bizi Sürükleyecek / Bad ma ra khahad bord, hürmet bilmez şehirli bir mühendisin, ölmek üzere olan bir yakınına bakmak için İran kırsalındaki bir Kürt köyüne gelmesiyle birlikte değişen davranışlarını konu ediyor.

17 Mayıs: Bir DJ, bir pezevenk ve bahtsız bir İtalyan turist kendilerini işlemedikleri bir suç için aynı hapishane hücresinde bulsa ne olur sorusunu kendince cevaplayan Jim Jarmusch’un 1986 tarihli kült komedisi İçerdekiler / Down by Law pazartesi gününden itibaren izlenebilecek.

MUBI’de yayınlanacak haftanın diğer filmlerini merak ediyorsanız tıklayın.

Çevrimiçi Festivaller

40. İstanbul Film Festivali’nin çevrimiçi mayıs gösterimlerinin ilk bölümü bu hafta tamamlanıyor. filmonline.iksv.org’dan izlenebilecek her film 12 TL.

  • 13 Mayıs: Sundance’ten İzleyici Ödüllü belgesel Ateşle Yazmak / Writing with Fire / Sushmit Ghosh, Hindistan’da Dalit kadınlar tarafından idare edilen tek haber ajansı olan Khabar Lahariya’nın, erkeklerin ağırlıkta olduğu habercilik dünyasındaki mücadelesini anlatıyor. Yönetmen Rintu Thomas.
  • 14 Mayıs: Baştan sona kara mizahı eksik olmayan bir anne-kız hikâyesi anlatan Gezegen / El Planeta; parasızlıktan evden atılmalarına ramak kalmasına rağmen hiç de bozuntuya vermeyen ikilinin, İspanya’nın güneyindeki başına buyruk hayatlarını konu ediyor. Yönetmen Amalia Ulman filmde annesiyle birlikte oynamış.
  • 15 Mayıs: “Yalnızca bilgi aktarmakla kalmayan, tüm zayıflıkları ve güçlü yanlarıyla benliğini işe katan, tabuları olmayan ve öğrencilerini önyargısızca harekete geçiren” bir öğretmenin sınıfıyla ilişkisini belgeleyen ve Berlinale’de Jüri Ödülü kazanan Bay Bachmann ve Sınıfı / Herr Bachmann und seine Klasse / Mr Bachmann and His Class.
  • 16 Mayıs: Filme adını veren Suzanna Andler, mutsuz evliliğindeki sıkışmışlığını genç âşığıyla gidermeye çalışan bir kadındır. Ailesi için kiralık bir yazlık ev bakmaya gittiği gün, yani rutinini bozduğu gün, onun için bir kırılma noktası olacaktır. Marguerite Duras’nın 1968’de yayımlanan aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan Suzanna Andler dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivali’nde yaptı. Başrolde Charlotte Gainsbourg var.

beIN CONNECT

Platform bu hafta iki filmi Türkiye’de ilk kez yayınlayacak.

  • 14 Mayıs: Bilimkurgu soslu aile komedisi Uzaylılar Vücudumu Çaldı / Aliens Stole My Body.
  • 15 Mayıs: Elisabeth Moss’un başrolde olduğu, yeni kitabı için ilham arayan bir korku yazarını konu eden Shirley.

IMDb Pro

NFB.CA

İçinde Yaşamak İstediğim…

Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. Dördüncü konuğumuz, filmlerine bayıldığımız yaratıcı yönetmen Ali Kemal Çınar, seçtiği diziyse Van Helsing.

Filmin doğasında vardır, karakterle ya da hikayeyle özdeşleşip o dünyada yaşamaya başlarsın. Bir filmi, o dünyada ben olsam ne yapardım, nasıl davranırdım diyerek bazen izlersin. Bunu deneyimlemek hem çok keyiflidir hem de eğiticidir. Bazen de iyi ki bütün bunlar film dersin ve rahatlarsın. Benim için her iki duyguyu da içinde taşıyan Netflix dizisi Van Helsing’dir. Hem vampir olmayı istetir hem de bu deneyimin korkunçluğunu duyumsayıp ne olacağını kestiremediğim bir duygu içine sokar beni. Çocukça olan bu duyguyu yaşatan az sayıdaki filmden/diziden biridir.

“atıptutuyorum” öneriyor

Dario Argento’nun sinema dünyasına ikramı olan 1977 yapımı orijinal Suspiria’nın 2008 tarihli remake’i, yönetmeni Luca Guadagnino’nun tanımıyla, eski filmin yarattığı hissiyata bir saygı duruşu. İki film arasında keskin bir bağ yok. O yüzden bir remake olmasına rağmen merak unsurunun üst seviyede olduğu söylenebilir. Nazi Almanyası atmosferinde, Yahudi soykırımı göndermeleri ile süslenmiş, ayrıca sanatın en agresif şekilde resmedilebilecek olan dallarından dans ile önümüze gelen sansasyonel bir cadı avı olarak özetleyebiliriz konusunu. Mekân tasarımları, koreografiler ve anamorfik lens tercihleriyle gözünüze hitap etmeyi mesele edinmiş bir eser. Müzikler Radiohead’cileri heyecanlandırabilir, Thom Yorke imzalı işler filmde bol. Ek ve gereksiz bilgi: Tarantino, filmi Guadagnino ile beraber izledikten sonra ağlayarak kendisine sarılmış. Sarılıp ağlamak istediğiniz kişiyle BluTV’den izleyebilirsiniz. Sevgiler.

Kimler sever?
“O zaman dans!” veya “Renk!” diyenler.

Kimler sevmez?
Cadılar.

atıptutuyorum‘un diğer önerilerini Instagram sayfasından takip edebilirsiniz.

Her Hafta Bir Klasik İzle

İstanbul Film Festivali kapsamında bu ay ülkemizde gösterime giren Dünyanın En Güzel Oğlanı (2021) belgeselinde sarsıcı bir portresi ortaya konan, 15 yaşında bir güzellik abidesi Björn Andrésen ile büyük usta Dirk Bogarde‘ın başrollerinde yer aldığı Venedik’te Ölüm (1971), uşaklara sahip bir aristokrat, ateşli bir komünist ve açık bir eşçinsel olan Luchino Visconti‘nin güzellik arayışını somutlaştırdığı ve kavramın altını deştiği etkileyici bir eser. Thomas Mann‘in aynı isimli romanından uyarlanan Venedik’te Ölüm, geçip giden zamana, kendiliğinden oluşan ve ansızın karşınıza çıkan güzelliklere, sanatın belirsizliğine dair bir ağıt aynı zamanda.

Ayrıca…

Güzin Tekeş, İstanbul Film Festivali Nisan Seçkisi’ni değerlendirdi.

Katkılarından dolayı Ali Kemal Çınar, Eralp Alper, Güzin Tekeş, Morteza Moshir Sinaei, Ozancan Demirışık, Şehmus Keleş, Tanju Baran, BluTV ve MUBI Türkiye’ye teşekkür ederiz.


Bültenin faydalı olduğunu düşünüyorsanız, dijital teşekkür kartı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Paym.es altyapısıyla 10 TL, 25 TL, 50 TL, 75 TL ya da 100 TL destek vermek için sayılara tıklamanız yeterli.


 

HENÜZ YORUM YOK