KAÇIN! GODFREY HO GELİYOR! (Bloody Mary Killer 1994)

Rivayet odur ki, 1948’de doğduğunda, Çin sınırlarında küçük çaplı bir sarsıntı olduğu, aile fertlerinin hep bir ağızdan “Oh”layacaklarına “Ho’h” ladığı söylenir. Godfrey adı verilen bu cin fikirli çocuğun çocukluğuna dair elimizde fazla bilgi yok, ama sonraki dönemlerinde yaptığı işlere bakarak yalan yanlış bir sürü şey düşünebiliriz. Şahsen, zaman zaman Çin işkencesine dönen filmleriyle mağdur ettiği bir seyircisi olarak, bu durumu kendimde bir hak olarak görüyorum.

Tuğba Keleş

İnsan, yaptığı yanlışlardan ders aldığı müddetçe ilerler ya, benim bir karış ilerleyememe nedenim de işte tamamen Ho’ya çakılı kalmamdan ibarettir. Video döneminde bazı filmlerini farkında olmadan seyrettik, evet. Tehlikeyi o zamandan görmüş müydüm? Video kapaklarına daha dikkatli bakmış olsaydım, görürdüm herhalde ama hâlâ utanmadan bu adamın çektiği filmlerin DVD’sine para bayılıyorsam, tehlike körü olduğum bariz değil midir sevgili dostlarım? Mazo bünyem, durmaksızın Ho filmi işkencelerine nasıl katlanıyor, şöyle kendimden sıyrılıp baktığımda, hayretler içinde kalıyorum ne yalan söyleyeyim. Amacım kendime dövünmek değil elbette. Yalnızca birazdan anlatacaklarım karşısında sorumluluk alarak sizleri durumdan haberdar ederek kaçışınızı hızlandırmak.

‘Hall’a aldanmayın, Godfrey Ho’nun onlarca isminden yalnızca biriyle başbaşasınız.

Dünya sinemasında Ed Wood ile eşdeğer görülen Godfrey Ho, aslında bir kesme-yapıştırma üstadı olduğundan, stiline yerel bir örnek vermek mümkün; bakınız Çetin İnanç. Yalnız kişisel görüşüm o ki, Çetin İnanç filmleri daha ‘bütünlüklü’ filmlerdir ve Ho’nunkiler gibi işkencenin yanından dahi geçmez. Dolayısıyla Godfrey Ho’nun yanında Çetin İnanç’ı öpüp başımıza koysak yeridir. Bu arada, aslında yeri değil ama, aylardır sehpamın üzerinde okunmayı bekleyen Roll Kitapları‘ndan çıkan Jet Rejisör Çetin İnanç kitabını fazlasıyla geç kalmakla beraber, nihayet elime almayı başardım. Ele almak ne demek, elime alır almaz çarpıldım ve bir çırpıda okudum desem yeridir. Açıkçası yokluklar içerisinde çekilmiş onca filmin hikâyesini dinlemek oldukça hüzünlü bir deneyim oldu benim için. Dolayısıyla bazen böyle ‘kötü’ filmler hakkında yazarken ‘alay’ ayarını fazla kaçırdığımı biliyorum ama öte yandan ‘kötü’ film seyretmek yalnızca ‘alay etme, dalga geçme’ olgularıyla anlatılabilecek bir şey olmadığından, umarım fazla ‘kırıcı’ olmuyorumdur. Asıl demek istediğim, ben bu filmlere aşığım arkadaş! Severim de döverim de hesabı…

“Derya deniz, seyretmeyen dertsiz” olarak tanımlayabileceğim Godfrey Ho külliyatını şuncağcız bir yazıda anlatacak değilim elbet. Hem Ho’nun ‘derinliği’ hem de her önüme gelen fırsatta Ho’dan bahsetme olanağımı tepmek istememe durumum buna mâni sayılır. Dolayısıyla bir başlangıç sayılabilecek bu yazıda “2 filmden 1 film çıkarma tekniği” üzerine yoğunlaşıp, piyasaya yeni atılmış yönetmenlere filmografilerini şişik gösterme taktiğinden bahsedeceğiz. Bunu da 1994 tarihli Bloody Mary Killer adlı film özelinde yapacağız.

Bloody Mary Killer, birinin 1993 tarihli, dövüş sanatları kraliçesi Cynthia Rothrock’ın öldürülen kızkardeşinin intikamını almak için döktürdüğü Undefeatable adlı film olduğu, diğerinin hangi film olduğunu araştırmaya dahi tenezzül etmediğim için bulamadığım, iki filmin ortaya karışık tarzda sahnelerini iç içe yedirdiği ömür törpüsü filmlerden biri. Godfrey Ho’nun sanıyorum Çetin İnanç’tan ayrılan en önemli noktası, aralara kaynattığı filmlerin bile kendi yönettiği filmler olması. Sağolsun bu uğurda nice aktörlerin kariyerini bitirmeyi başarmış. Bkz. Richard Harrison. Yeri gelmişken, dövüş filmleri söz konusu olduğunda, sinema tarihinde kendine, kadınlar kategorisinde oturaklı bir yer edinmiş Cynthia Rothrock’a değinmezsek ayıp etmiş oluruz.

Küçük yaşta dövüş sanatı sporlarıyla tanışan ve yeteneği olduğu da gözlerden kaçmayan Amerikalı oyuncu Cynthia, büyüme sürecinde nice şampiyonluklara imza atar ve medya dünyasına ilk girişini de 1980’lerde oynadığı Kentucky Fried Chicken reklamıyla yapar. Bundan sonra Allah, yürü ya kulum demiş olacak ki, Hong Kong’a kadar uzanarak, efsanevi Corey Yuen’in yönettiği, 1985 tarihli Huang Jia Shi Jie/In The Line of Duty 2’de ilk önemli rolünü oynar. Üstelik bu film, bir başka kadın dövüş sanatları filmleri oyuncusu Michelle Yeoh’nun da ilk filmlerinden biridir. Kariyerine Hong Kong’da başlayıp Amerika’da devam eden Rothrock’ın Hong Kong’da en çok çalıştığı yönetmenler arasında Corey Yuen’in yanı sıra Leo Fong bulunuyor. Esas adamımız Godfrey Ho ile birlikte ise benim bildiğim, biri yukarıda sözettiğim Undefeatable, diğeri de yine aynı tarih 1993’te çekilmiş Honor and Glory. Cynthia Rothrock, akıllı kadınmış vesselam. Tam zamanında Ho’dan uzaklaşmasını bilmiş…

Yeniden filme dönecek olursak, Undefeatable filminden bölümlerin daha çok yer tuttuğu filmde, asıl konu da yine bu filmden geliyor. Cynthia Rothraock tarafından canlandırılan Kristi, sokak dövüşlerinden para kazanarak kendini kızkardeşinin eğitimine adamış bir abladır. Aynı zamanda kamuflaj altında garson olarak çalışmaktadır. Kendi çetesiyle birlikte, o dövüş senin bu dövüş benim boy göstermekte, önüne geleni de acımadan devirmektedir.

Arada bir bahisle yapılan bu dövüşler yüzünden başı belaya girmekte, kaslıdan hallice bir polis komiseriyle flört derecesinde karşı karşıya gelmektedir. Filmin diğer dövüş sanatları uzmanı bombası Don Niam –kısacık bir filmografiye sahiptir- filmin psikopat kötü karakterini canlandırmakta, ilk filmi olmasına rağmen son derece başarılı bir performans sergilemiştir. Filmde dillere destan göz çıkartma tekniğiyle bir dövüşçüyü canlandıran Niam, dövüşteki sertliğini karısının üzerinde de uygulamaya kalkınca, zaten bir süredir psikiyatrdan çıkmayan karısı tarafından terk edilir. Karısına saplantılı derecede bağlı olan adam, bu andan itibaren karısının son giydiği basma fistan entariye benzer giysiler giyen her kadını “Anna” diyerek hunharca öldürecek, sıra Kristi’nin kızkardeşine geldiğinde, işlem tamamlanacaktır tamamlanmasına ama karşısında en az kendisi kadar güçlü, üstelik intikam duygusuyla daha da bir güçlenmiş olan Kristi’yi bulacaktır.

Hikâyenin bir yüzü bu iken, diğer yüzünü ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bloody Mary Killer, Undefeateable’dan farklı olarak Cynthia Rothrock’ın talimleriyle açılıyor. Hemen ardından Hong Kong’ta bir malikânede oturmakta olan Tai Chi yapan bir adama bağlanıyor.

Diğer filmin döküntüleri olduğunu çok geçmeden belli eden bu bölümlerde, en baştaki Tai Chi üstadı ‘ağır’ adamın Cynthia’nın arkadaşı olarak lanse edilen oğullarından biri, Cynthia’nın kızkardeşiyle eş zamanlı olarak öldürülünce, büyük kardeş de küçüğünün intikamını Cynthia ile senkronize bir şekilde almaya kalkar. Ya da nasıl anlatabileceğimi bilmediği için ben öyle uydurdum. Artık, zarar görmüş beyinden sual olunmaz. O kadar da idare ediverin.

Undefeatable’dan bir bale sahnesi “Ve bir…ki…üç…”

Undefeatable’ı seyretmemiş birine Bloody Mary Killer hiçbir şey ifade etmez, baştan (sona geldik ama) söyleyeyim. Zira, yönetmen keseceğim diye biraz fazla hunharca kullanmış makası belli ki. Hikâyeden öyle ayrıntıları çıkarmış ki, normal bir seyircinin olayları birbirine bağlaması imkânsız ötesi. Üstelik “Aman kafam boşalsın yeter” tarzında bir istekle filmi seyretmek isteyen olursa, kafa boşaltmak ne demek? Bilâkis, bu film insanın beynine aşırı yükleme yapıyor, benden uyarması.

‘Dandikus superior’ olarak sınıflandıracağımız bir filmi daha bitirdik. Vallahi Godfrey Ho yüzünden insan içine çıkıp iki laf edemez oldum. İster istemez sosyal olmaya zorlanan varlığımı, Ho’nun ‘sığ’ sularına atıyor ve kendimi boğulmama garantisine alarak, şu bıktıran yaz günlerinde Ho’hlaya poflaya yeniden görüşmek üzere diyorum.

Meraklısına not: Siz bakmayın Godfrey Ho hakkında bu kadar atıp tuttuğuma. Kendisi bir dönem Hong Kong sinemasının en önemli yönetmenlerinden Chang Cheh’nin asistanlığını yapmış, şu an Hong Kong Film Akademisi’nde dersler veren önemli bir zat-ı muhteremdir. Ama yine de bu, Chang Cheh’nin onu asistanlıktan kovduğu gerçeğini değiştirmez. 🙂

Bloody Mary KillerYönetmen: Godfrey Ho

Oyuncular: Cynthia Rothrock, Don Niam, John Miller

Yapım: 1994, Hong Kong, 87 dk.

İlk yayınlanış tarihi 28.07.2010

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin