Ah bir de içeriği 3D yapabilseler… Star Wars: Gizli Tehlike (Star Wars Episode I: The Phantom Menace)

Bir sitedeki vizyon bilgilerine göre 1977 yapımı ilk Star Wars filmi bizde Mart 1980’de gösterime girmiş. Demek ki ben de o zaman seyretmişim ilk. Defalarca seyrettiğimi hatırlıyorum. Ama net hatırladığım sefer İzmir Sineması’nda izlemeye gittiğimiz. Teyzemde misafirlikteyim o sıralar.

 Ege Görgün (Landlord)

80 yapımı İmparator‘u (Empire Strikes Back) ise Samsun’da izledim. O zaman Samsun Anadolu Lisesi’nde hazırlık sınıfını okuyorum. Yıl 1983. Jedi’nin Dönüşü‘nü (Return Of the Jedi -1983) İzmit’te diğer iki filmi izlediğim iki sinemanın aksine şimdi yerinde yeller esen Emek Sineması‘nda izledim. 1986’da vizyona girmiş bizde. O zaman lisedeyim. Lise 2 olmalı.

Şimdi bunları size niye anlatıyorum, peki… Sizi ilgilendirdiğini düşündüğümden mi? Elbette ilgilendirmediğini biliyorum. Bunları anlatıyorum çünkü Star Wars filmlerinin benim kuşağımı nasıl etkilediğini anlamanızı istiyorum. Siz 20 küsur yıl önce izlediğiniz bir filmi nerede izlediğinizi hatırlayabiliyor musunuz, ya da hatırlayabilecek misiniz? Hatırlamanızın üç yolu var: ya filme o sırada sizin için önemli şeyler ifade eden biriyle gitmiş olmanız; ya otistik olmanız; ya da benim durumumda olduğu gibi, o filme aşık olmanız.

Biz Star Wars filmlerine aşık olmuştuk işte. Pekçok filme olduğumuz gibi… Ama Star Wars’lara olan aşkımız bambaşkaydı. Geri kalan hayatımızda film zevkimizi, hatta hayata bakış açımızı etkileyecek bir aşk… Başka film çıksa da karşımıza, kalbimizde ona ayırdığımız yeri asla erozyona maruz bırakmayacak bir aşk. (Bunu öyle herkes anlayamaz.) Bir filme aşık olmak, o filmle bütünleşmek demektir. O filmin içinde olmak istemektir. Hepimiz Luke Skywalker’dık artık. Ya da bilemedin Han Solo. Hepizin rüyalarını bir Işın Kılıcı süslüyordu. Hayatın hiçbirimize Işın Kılıçları kullanan kahramanlar olma fırsatını vermeyeceğini içten içe biliyorduk belki ama umursamıyorduk. Ama çocukluk bu değil midir zaten: umursamamak.

İkinci sökünde gelen Star Wars filmlerini muhabbetle kucaklamamızın sebebi de, bu aşktı. Ama artık büyümüştük ve aşık olmak için büyümüş halimizle bizi etkileyecek filmler seçiyorduk kendimize.

Yeni Star Wars filmleri bizi eğlendirse de, defalarca seyredilmeye çok uygun değildiler sanki. Çünkü yıllarla birlikte gelişen film kültürümüz, keskinleşen algımız yüzünden filmlerin teknik anlamdaki defoları ister istemez radarımıza takılıyordu. Kurgu hataları, kötü diyaloglar, mantık boşlukları… Görselliğe diyecek yoktu ama içerik ve dramaturji zafiyeti ayan beyan ortadaydı. İşin acısı Star Wars çizgi romanları bile bu konuda filmlerden bir adım öndeydi.

George Lucas şimdi 3D kozunu kullanarak yeni nesil Star Wars filmlerini yeniden nazar-ı dikkatimize sunuyor. Aslında bizimkine değil, çoluk çocuğun dikkat-i nazarına. Tabi onca şekerli gıda ve bilgisayar oyunundan sonra artık ne kadar kaldıysa dikkat-i nazarları.)

İlk defa seyredecek olanlar için harika bir deneyim olacak şüphesiz. 3D’yi düşünerek çekmedikleri için öyle sizi yerinizden hoplatan numaralar yok filmde. (Varsa da ben görmedim) Gemiler salonun içinde dolaşmıyor yani. Derinlik hissi, – özellikle uzay planlarında – hoş elbette ama gözlük takmaya değerler mi tartışılır.

Bizim zamanımızda görünüşümüzü değil de görüşümüzü düzeltmek için takılırdı gözlükler. Yine de takmak zûldü bizim için. Dörtgöz diye çağırılmak da vardı hem işin ucunda. Şimdi paşa paşa takıyoruz görüşümüzün byutunu artıran gözlükleri. Sinema salonunda, hatta evde televizyon seyrederken. Takmak için üste para veriyoruz bir de. Yakın, uzak gözlüğü zamanları zaten kapıdayken, zoruma gidiyor açıkçası. Eskisi gibi zûl geliyor. Üste para vermekse kanıma dokunuyor. Ama ne zaman ki görüntüyü değil de, içeriği üç boyutlu hale getirirler… En başta ben takarım o gözlükleri.

Star Wars Bölüm 1: Gizli Tehlike

(Star Wars Episode I: The Phantom Menace)

Yönetmen: George Lucas

Senaryo: George Lucas

Oyuncular: Ewan McGregor, Liam Neeson, Natalie Portman

Yapım: 1999 / ABD / 136 dk.

*

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin