Film+ dergisi için 7 filme not düşmüşüm bir zamanlar…

filmartiLandlord

Film+ diye bir sinema dergisi vardı bir zamanlar hani. Şimdi kapatılmış dergiler mezarlığı sakinlerinden. Onlar sormuş, ben de yedi film hakkında görüş bildirmiş ve 5 yıldız üzerinden not vermişim. Ayrıntısını, niyesini nasılını hatırlayamadım şimdi. Ama güzel filmler var içlerinde, yad etmekte beis yok diye düşündüm.

İskelet Anahtar / Skeleton Key ****

iskelet-anahtar

Hollywood’tan ciddi bir hikayeye sahip bir korku filmini çıkması şaşırtıcı. Bu korku üstadı Japonlara karşı sıkılmış bir kurşun mu yoksa? Bir korku filminin gerektirdiği her şartı yerine getiren filmin finali tek kelimeyle mükemmel. Bu sürprizli final yalnızca sizi hazırlıksız yakalamanın keyfini sürmüyor, film boyunca birikmiş bütün soruların da yanıtlarını veriyor.

Charlie’nin Çikolata Fabrikası / Charlie’s Chocolate Factory  **1/2

Filmin orijinalini seyrettikten sonra Tim Burton’un bu filmi aslında kendinden fazla bir şey katmadığını gördüm. Hatta işin açıkçası Jonny Depp’in bile… Burton’un filmografisinde üst sıralara yerleştirilebileceğini sanmıyorum.

Otostopçunun Galaksi Rehberi / A Hitchhiker’s Guide To the Galayx **1/2

otostopcunun-galaksi

Filmin görselliği ve yaratıcılığı hem Otostopçu serisinin hayranlarını, hem de bu kitaplardan bihaber olanları memnun edecek çizgide. Ama bir kitabın çok muhteşem olması, ne yazık ki onun sinemaya uyarlanmak için uygun bir eser olduğu anlamına gelmiyor. Otostopçu serisi gerek dramatik yapısı, gerek anlatıma dayalı mizah tarzıyla sinemayla uyuşmayacak bir kimyaya sahip. Filmde görsel akışı ve metin akışını aynı anda takip ederken epeyce zorlanıyorsunuz.

Bonbon *****

bonbon

Carlos Sorin’in ki öyle bir sinemaki beni paranoyaya sürüklüyor. Onun filmlerini izlerken, o güne kadar seyrettiğim filmlerde bir yanlışlık olduğu hissine kapılıyorum.

Fantastik Dörtlü / Fantastic Four  **1/2

Fantastik Dörtlü biraz sırasını savar mahiyette bir film. Kahramanlar ise sanki, “idare edin, bu tanışma faslı, siz bizi ikinci filmde görün,” diyorlar!
Film, ünlü ve pahalı oyuncuların rol almadığı bir yapım. Doğru bir tercih olduğunu düşünmüyorum bunun. Çünkü film bir hikaye anlatmaktan, bir aksiyon silsilesi yaratmaktan çok, çizgi-romandan Fantastik Dörtlü’ye aşinalığı olmayanları aydınlatmak adına karakter tarifi ve analizi yapmaya yönelmiş bir film. Karakterlere ağırlık verildiğinde, insanın gözü karizma saçacak oyuncular arıyor.

Ölüler Ülkesi / Land Of the Dead *****

Living Dead

Ölüler Ülkesi belki Ölüler Şafağı’nın yeniden çevrimi gibi modern bir film değil. Belki onun kadar sürükleyici ve tempolu da değil. Üstelik hikayesinin oldukça sıradan olması da cabası. Ama tüm bunlara rağmen George A. Romero’nun başladığı işi çok iyi bitirdiği söylenebilir. Öncülleri gibi kapitalist toplum alışkanlıklarını ve toplum yapısını hicveden, aynı elemanları kullansa da tekrara düşmeden üçlemesini dörtleme haline getiren tam bir Romero filmi Ölüler ülkesi. Bir yandan da öncekilerden çok farklı bir film. Ölüler topluluğunun bilinçlenmesine ve bir lider etrafında birleşmesine tanık oluyoruz filmde. Bu biraz Stanley Kubrick’in 2001 Uzay Macerası’nın başındaki insansı maymunların gelişimini andırıyor

Karanlık Su / Dark Water****

Eksiksiz bir film. Ama Salles belli ki korku filmi çekme konusunda çok isteksizmiş. Hideo Nakata’nın sizi müthiş bir korku kafesine hapsettiği o filmden kopya çekmeyi ya istememiş ya da kendine yedirememiş. Bu tercihine sinemasever yanınızla saygı duyabilirsiniz. Ama eğer varsa, korku filmi müptelası yanınızın buna müsamaha göstereceğini sanmıyorum.