Kıraç’ın son albümü Yolcu çıktı. Albümü dinlerken kafama takılan sorular oldu. Ben de dedim ki kendi kendime: Ne duruyorum, sorayım bunları Kıraç’a. Sağolsun, yanıtsız koymadı beni Kıraç. Bahaneyle ben de onun sinema ve tiyatroyla ilgili planlarını öğrendim.

Kıraç son albümünde kendi besteleri yerine başkalarına ait halk ezgilerini ve kulağa aşina gelecek bazı şarkıları cover’lamayı tercih etmiş. Yaptığına kolaycılık diyenler çıkacaktır mutlaka. Daha da önemlisi ondan yeni besteler, şarkılar bekleyen hayranları biraz mahzun kalacaklardır. (Besteler dizilere mi saklanıyor acaba?) Aşık Veysel’e ait Sazım Ben Gidersem; İzzet Altınmeşe’ye ait Mecnunum Leyla ve Hanım Ey gibi türkülerin yanı sıra Karakaş Gözlerin Elmas, Ramizem, Cemilem, Gönül Gurbet Ele Varınca, Uyan Sunam Uyan ve Erzurum’da Çevirdiler Yolumu albümdeki şarkılardan bazıları.

Kıraç’ın ilk gündem olmaya başladığı yılları hatırlıyorum. Sözünü sakınmayan, müzikal ve kültürel geçmişine sık sıkı bağlı ve müziği bir sanattan çok ticaret gibi algılayanlara, kaliteyi popülerliğe yeğ tutanlara tepkili bir genç hatırlıyorum. Tabir-i caizse, fakir ama gururlu ve ilkeli bir Türk filmi figürü adeta. Bahsettiğim zaman dilimi 2000’in başları. Dolayısıyla o günlerin üstünden çok fazla zaman geçmedi ama Kıraç artık bugün çok sevilen, çok ünlü, o zamana oranla muhtemelen çok zengin, dizilere müzik, TV’ye programlar yapan bir star. Bir özeleştiri yapmanı istesem? Bu büyük değişikliklerin sonucunda eski yaratıcılığının, masumiyetinin bir nebze olsa da zedelendiğini, açıkçası bir şekil de “kirlendiği”ni düşünüyor musun? Bu dünyasal kazanımların kaybettirdiği bir şey olmadı mı hiç?


Dünya kirleniyor benim tek başıma tertemiz kalabilmem mümkün değil ki. Elbette zaman geçtikçe bir şekilde “kirleniyoruz” senin tabirinle. Yani demek istediğim benim kirlenmem bahsettiğin hayatımdaki değişiklerden çok insanoğlunun yolculuğu sırasındaki kirlenme. Şahsen şöhret olmamın beni kirletmesine izin vermedim bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Çünkü şöhret olmak yaptığım işin sadece bir sonucu. Şöhretin beni değiştirmesine izin vermediğim için tanrıya şükürler olsun ki yaratıcılığımı, sanatımdaki saflığı ve temizliği koruyabildim.

Bunu nasıl başardın? Şöhretin, paranın, popülerliğin, tüketim kültürünün yan etkilerinin sana zarar vermemesini hangi özelliğine borçlusun?

Şöhretin ilk günlerinde elbette benim de dengemin bozulduğu bir dönem oldu. Ben bir sarkaçtım, şöhrt beni tuttu ve epey hızla salladı. Sarkaç yukarda bir yere bağlıdır. Ucundaki topu ne kadar hızlı sallarsanız sallayın yukarısı ile bağı kopmaz ise bir süre hızla sallanır ama zaman geçtikçe yavaşlayarak eski dengede durduğu haline döner. Ben de doğal olarak bir sağa bir sola çok hızlı sallandığım ve dengeyi bulamadığım bir dönem oldu. Ama senin de bahsettiğin gibi o şöhretin geldiği ilk yıllardı. Sonra yavaş yavaş salınmam durdu ve dengeli hayatıma kaldığım yerden devam ettim. Biraz ironik oldu belki ama ben yukarıya (tanrıya)bir ucu ile bağlı olmasaydım, şöhret beni fırlattığında çok uzaklara gidebilir ve dönemeyebilirdim. Kısacası dünyevi şeylerden çok maneviyatımın güçlü olmasına borçluyum.

Anadolu Rock ekolünün bir devamı olarak görülebilir Kıraç? Ama rocker’ların senin müziğine yaklaşımları, Moğollar’ın ya da bir Cem Karaca’nın müziğine yaklaşımlarından farklı. Fazla mı popüler buluyorlar acaba Kıraç’ı? Ya da müziğiyle ilgili bir şey mi bu tamamen?

Valla “Rocker” denen bir kesimin olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Sizin rocker diye belirttiğiniz kişiler kimlerdir bilemiyorum. Cem Karaca ile muhabbetlerimizde de zaman zaman konu döner dolaşır bu konuya gelirdi. Cem baba da ben de gerçekten rock bir kamuoyunun olmadığını sık sık dile getirirdik. Keşke olsa ve keşke kaale alabileceğim eleştiriler gelse. Ben yalnız kalmış bir adamım.

Bu albümde hiç kendi besteniz yok. Anonim ve telifli türkülere yer vermişsiniz sadece. Bundan, sizin bestelerinizle dolu bir albümün de yolda olduğu sonucu çıkarabilir miyiz? Yoksa sanatçının kendisinden çok yapımcıyı memnun eden, yapımcının ısrarıyla çıkmış albümlerden mi bu?

Hiç öyle değil. Bilakis tamamen kendi isteğimle yaptığım bir albüm bu. Türkülere aramda hep özel bir bağ vardır. Yıllardır yapmak istediğim bir şeydi. Bugüne nasip oldu. Açıkçası ben de, yapımcım Mustafa Karahan da oturup, şöyle bir şey yapalım çok satar, böyle bir şey yaparsak satmaz yapmayalım gibi stratejik yaklaşmıyoruz albüm işine. Ben şunu yapmak istiyorum diyorum Mustafa abi de yapalım diyor yola çıkıyoruz. Satar satmaz düşünmüyoruz.

Bu türküleri seçme süreci nasıl gerçekleşti? Kimlerle fikir alışverişi yaptınız?

Bir albüm niteliğinde peş peşe gelebilecek türkülere yer verdim Yolcu albümünde. Zaman zaman babama türkü sözleri için danıştığım oldu.

Dizi müziklerinin bir dizinin kaderini, performansını ne kadar etkilediğini düşünüyorsunuz?

Dizinin kendisi iyi ise benim yaptığım müzikler o diziyi hak ettiği noktaya daha kısa zamanda gelemsini sağlar. Yani 3 bölümde birincilik tahtına zaten oturacak bir diziyi ilk bölümden o tahta oturtabilir iyi bir müzik. Onun dışında dizi eğer gerçekten iyi değil ise müziklerle harikalar yaratsanız bile o dizinin kaderini değiştiremezsiniz.

Dizi müzikleri tecrübenizi, film müziğine aktarma planları var mı kafanızda?

Film müziği yaptım daha önce. O.. Çocukları ve Maskeli Beşler’in müziğini yaptım. İçime sinen projeler olduğu sürece yaparım elbette.

Size göre 10 yıllık süreçte müzik piyasasında olumlu-olumsuz önemli değişiklikler yaşandı mı ? Korsan baskı, internetten müzik yayını, müzikalite, pop-müzik algısı…

Müzik konusunda son 10 yılda hep geriye gittik. Olumlu hiçbir gelişme yaşanmaz iken her şey olumsuz yönde ilerledi. Hala da öyle…

Albüm çalışmaları ve dizi müzikleri dışında başka planlar da var mı?

Olmaz mı? Animasyon çizgi filmlere de müzik yapmaya başladım. Eşim Ayşe’nin kurduğu Hayal Dünyası Animasyon Stüdyosu’nda 3 boyutlu çizgi filmler yapılıyor. Projelerin yaratım süreçleri ve müzikleri ile yakinen ilgileniyorum. Çok eğlenceli ve farklı bir iş.

Tam bir sinema aşığım. Kafamda doğru zamanı bekleyen 15 yıllık bir sinema film projesi var. Dediğim gibi doğru zamanı bekliyorum. Onun dışında yine Ayşe ile birlikte Bakırköy’deki Sinema 74’ü aldık. Tiyatro sahnesi haline getirdik. Çok yakın bir zamanda perdelerimizi açacağız. 30 kişilik bir oyuncu ekibimiz var onlarla birlikte çeşitli tiyatro oyunlarına ve tabi hazırladığımız çok özel müzikallere yer vereceğiz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA