
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
9 Ağu
Yeşilçam tarihinin en önemli isimlerinden biri olan yapımcı, yönetmen ve senarist Osman Fahir Seden, Ayhan Işık’ı keşfedip yıldız yapan adamdı. Birlikte sayısız film yaptılar, ama iş ilişkileri gerçek bir dostluğa bir türlü dönüşmemiş gibiydi.
Yeşilçam’ın Kral’ı Ayhan Işık (1929 -1979) 1951’de Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan adlı önemsiz bir filmle adım attı sinema kariyerine. Ertesi yıl Osman F. Seden’in (1924 – 1998) sahibi olduğu Kemal Film’in himayesine giren Işık, Ömer Lütfi Akad’ın çektiği İngiliz Kemal Lawrence`e Karşı ve Kanun Namına filmlerinin yakışıklı jönü olarak Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Başka filmler peşi sıra geldi: Katil (1953), Öldüren Şehir (1953), Vahşi Bir Kız Sevdim (1954), Kardeş Kurşunu (1955).
Yıldız fabrikatörü Seden, Işık’tan büyük bir yıldız yaratmıştı. Işık’ın ilk başlarda 2 bin lirayı bulmayan ücreti yıllar içinde 100 bin liralara doğru yükselecekti. Bu artışın en önemli sebeplerinden biri de Işık’ın para konularındaki titizliği ve zekasıydı. Halkın ona olan sevgisini ve filmlerinin başarısını yapımcılara karşı kullanmayı çok iyi beceriyordu. Hatta diğer oyunculara akıl hocalığı yaparak, kimin hangi şartlarda çalışacağını belirleyerek Yeşilçam’a bu konuda bazı standartların gelmesini sağlayan yine Işık oluyordu.
Seden, yıldız jönüne ilk kırgınlığını, Işık 1955’te yılında onu bir anlamda ortada bırakıp palas pandıras Amerika’ya gittiğinde yaşıyordu. Şimal Yıldızı başta olmak üzere son çektiği filmlerin kazandığı başarının verdiği özgüvenle ve elbette kendini dolduraşa getirenlerin gazıyla bir Hollywood yıldızına dönüşeceğine emin şekilde Yeni Dünya’nın yolunu tutan Kral, eski yapımcısına bir vedayı bile çok görüyordu.
Senesini doldurmadan hüsranla biten bu maceranın sonunda yeniden Kemal Film’e dönüp birlikte filmler yapsalar da, artık Kemal Film’le çalışmayacak kadar büyük bir yıldız olan Işık’la Kemal Film’in arası giderek soğuyordu.
Seden yıllar sonra “İlk zamanlarda oyunculuk olarak zayıftı ama sonunda kendine iyi aktör dedirtti,” diyerek anacağı Ayhan Işık hakkında şunları söylüyor:
“Bu dünyada hiç kimse Ayhan Işık kadar dakik ve işine saygılı olamazdı. Söylenenden on dakika evvel sete makyajını yapmış olarak gelir ve kendisinin çağrılacağı anı hiç itiraz etmeden beklerdi… İnanılmaz derecede prodüktör düşmanıydı. Kimsenin bu işi kendi kadar iyi bilmediğini iddia ederdi… İleride ben kendi şirketimi kurayım o zaman siz prodüktörlüğün ne demek olduğunu göreceksiniz derdi. Gördük. 70’li yıllarda kendi şirketini kurdu… Birkaç film yaptıktan sonra bu işi terk etti.
Son derece cimriydi. Bir paket sigara alsammı, almasam mı diyecek kadar, düşünecek kadar cimriydi. Kriton İliadis’e durmadan, “Mastori, at bir tabanca!” deyip bir sigara aldığını anlatırlar hep setlerde.
Biraz para canlısıydı. Onun gibi sesi olmayan, olmayan değil, hiç olmayan birinin sahneye çıkıpşarkı söylemesi başka türlü izah edilemez. İşin tuhaf tarafı, kendi gazinoda çıkıp karşı söyleyene kadar, bu işi kabul edip yapan artistlere en fazla yüklenennin de Ayhan Işık oluşudur… Kısacası, verdiği fetvalar hep başkaları içindi, kendisi için geçerli sayılmazdı. Bütün bunları bir tarafa bırakalım da işin özüne inelim, Ayhan vefasızdı… Çok vefasızdı… Çok, amma çok vefasızdı.”
"Osman F. Seden Ayhan Işık’ı anlatıyor: Son derece vefasız ve cimriydi!" için 4 Yanıt
Ayhan Işık için kim ne derse desin..Öyle yakışıklı bir jön olabilir .. Ya da ne bileyim cimriymiş, vafasızmış denebilir.. Benim aklıma Ayhan Işık denilince her daim Cingöz Recai gelir.. Siz hiç 1969 yapımı Safa Önal çekimi Ayhan Işık’lı Cingöz Recai filmine denk gelip seyrettiniz mi? Filmde Ayhan Işığı Abdullah Palay seslendirir.. Hani Türk filmlerine “n’ayır, n’olamaz!” sözcüklerini kazandıran kişi.. Filmdeki şahane şarkıları seslendiren ise Ertan Anapa’dır.. Sema Özcan, Ferudun Çölgeçen’li, renkli, müthiş bir film.. Seyredince her defasında.. “kült film bu olmalı..” demişimdir.
Bakın şimdi.. Mesela… Filmin ilk beş dakikasında Ayhan Işık’ın sadece gözleri gösterilir.. Yandan, önden, klark çekerken tamam mı? O dönem sinema dünyasının gözdesi olan aktörün, en çok yeşil gözleri kadınlara etkileyici geliyor olmalı.. Hapisten yeni çıkmış olan Cingöz Recai kaldığı yerden iş çevirmeye devam edecektir, polis müfettişi Mehmet Rıza’yı çılgına döndürecek ve bu arada bir de kalp çalmayı ihmal etmeyecektir. Cingöz Recai’nin ünlü kahkahası ve sözleri, sadece filme değil izleyicinin belleğine damgasını vurduğundan mıdır nedir, akıldan kolay kolay çıkarılmayacak bir film olduğuna garanti verebilirim.
Cingöz Recai kendini çok beğenir, yaptıklarıyla çok eğlenir. Filmin sonunda hapse götürülürken sarfettiği söz, bence Cingöz Recai’yi anlatmak için yeterlidir. Şöyle der: “Bana mektup yaz, Selma… Adresim basit: Cingöz –Türkiye!” Durun bakın! Cingöz Recai’ye ait bir söz daha yazmalıyım: ” Ben Cingöz Recai, başka türlü hareket edemezdim, benim de şu kalbim olmasaydı, hayat daha kolay olurdu! ” Ayhan Işık’ın o muhteşem oyunculuğuyla can bulan Cingöz Recai sahiden çok alem bir filmdir!…
1924 yılında Server Bedii takma adıyla, Arsen Lüpen benzeri bir karakter olan Cingöz Recai’yi edebiyatımıza kazandıran kişinin kim olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım.. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun yazarı Peyami Safa.. Ne hoş! Cingöz Recai Türk polisiye roman türünün öncüsü kabul edilmekteymiş.
Hey Landlord, Ayhan Işıklı bir yazı okuyunca ben.. Dayanamadım yazdım uzun uzun gene.. Diyeceksiniz ki yakışıklı aktörün onca romantik filmi dururken bu film mi geldi aklına gele gele..
Ne bileyim? Hafıza tuhaf bir kutu.. Bu filmi seyrettikten sonra, Ayhan Işık’ın diğer filmlerini atmış hafıza çekmecelerimin gerilerine..
Benim için Ayhan Işık böyle biri işte:)
Her şeyiyle tarihteki yerini aldı .
Teşekkürler landlord ….
Ayhan Işık,,doğdu,büyüdü,yaşadı filmler çekti,resim yaptı,çıktı şarkı söyledi…bunların hangisine kabiliyeti gerçekten vardı,başarılı oldu,,bunlar tartışılabilir hiç kuşkusuz…ve 50sinde de öldü gitti son olarak…Sanırım şu onun için kabul edilebilir bir gerçektir,,türk sineması için önemli olması,,hem kendi döneminde hem de sonraki dönemlerde…Bunlar da ister istemez bazı durumları doğuruyor,,şöyle ki : siz ölsenizde,,ardından 30 küsur yıl geçse de sürekli hakkınızda yazılıp çizilecek,,artık kemikleriniz bile kalmasa bu durum sürüp gidecektir…
Bu arkadaşın böyle bir yazıyı paylaşmasındaki amacı düşündüm bir süre…Kendisini pek anlayamadım açıkcası…Artık cevap hakkı olmayan birisini böylesine itham etmek…Doğrudur yazı bir kitaptan alıntı ve Seden’in alıntıları,,ama artık bu dolanagelen söylentilerin çoğu bir çarpıtmadan ibaret olduğunu biliyoruz…Biraz olsun araştırsa daha düzgün bir paylaşım yapacağına eminim arkadaşın…
Şunu söylemek isterim,,,Osman Seden nedir prodüktör,Ayhan Işık oyuncu…o dönemde yapılan filmlerin çoğundan elde edilen para başrol oyuncularına gidiyordu hiç kuşkusuz…Osman Seden de doğal olarak bu parayı olabildiğince kısıp kendisine kalan payı arttırmak istemiştir,bu çok doğaldır…Ama bu bazen öyle bir hal alır ki kendisi sayesinde paralar kazandığınız bir insana bile kin besler hale getirir sizi…O yüzden Seden’in psikolojisini anlamak pek zor olmasa gerek,,zaten anlatış tarzı ve cümleleri de bu pskilojinin bir ürünü değil mi ?
Ses meselesini ise şöyle düzeltmek isterim…Ayhan Işık zamanında bu meseleyi eleştirmiş, uzun zamanlar süren teklifleri geri çevirmiş,ve oyuncuların çıkıp şarkı söylemesini de yadırgamış vakti zamanında.. ama o dönem gelen seks furyası,filmlerin iş yapamaması,ve ayhan ışık’ın kendi şirketini kurup filmler çekmesi için gereken sermaye…tüm bunlar onu ister istemez ne kadar yadırgasa da sahneye çıkmaya zorlamış..ama bunu yaparken de osman seden’in yukarda söylediği gibi değil oldukça iyi bir sesle yaptı ki hala internette dolaşan iki 45lik parçası oldukça beğenilmekte,,öyle ki münir nurettin selçuktan dersler alınmış,,bu işi yapacaksam elimden geldiğinin en iyi şekliyle yapmalıyım diyerekten, ve yapmış da rahmetli…
Bir diğer mesele sigara olayı,,cimriliği,,hep söyelenegelen olaylar,,bunu ise izzet günay anlatsın…”Sigara kullanıyordu ve sigarayı bırakmak istiyordu. Bunun için de bir süre paket taşımadı. Ancak canı çok çekince de setteki arkadaşlardan bir tane ister ve içerdi. Bunun sonucu basında çok cimri olduğu ve otlakçılık yaptığı haberleri çıktı. Buna çok üzülmüştü. Yanlış anlaşılmaktan çok korkardı.”
Bu böyle uzar gider kısacası landlord kardeşim, umarım ileride daha iyi bir araştırma yaparak yazılarını paylaşırsın,bunu en azından cevap verme,kendini anlatma şansı olmayanlar için yaparsan çok sevinirim…yoksa şu yazı veya eskiden gelen husumetini kitaplara alıp da insanların gözündeki yerini düşürmeye çalışmakla ne elde edilebilir ki…artık kemikleri bile kalmamış birisini bir kişi daha fazla sevse,,ya da bir seveni azalsa…bunlar o kişi için bir şey ifade eder mi sence…benim istediğim sadece gerçeklerin anlatılması,,safsataların değil.
Yukarıdaki yorum bir şekilde arafta kalmıştı, kopyalayıp ben ekledim yorumlara… Negatif yorumları sildiğimiz düşünülsün istemedim… Görüşlerinize saygı duyarım ama beni art niyetli ilan etme niyetinize asla… Yukarıdaki yazı konusunda herhangi bir vicdan azabı duymuyorum. Yaptığıma gazetecilik denir… Belgeler, isimler, tarihler ortada… Yorumunuzda yazdıklarınız haberi zenginleştiriyor, onun için de teşekkür ederim. Ancak yazdığınız şeylerin zaten çoğu daha önce gündeme getirildi ters ninja’da. Ayhan Işık’a sevgimizi size kanıtlamak zorunda değiliz ama kanıtları da geçmişimizde mevcut. Son olarak… Etik bir yanlışlık yaparsak da özür dilemekten erinmeyiz…. Ama şu anda ortada bunu gerektiren bir durum yok….
Yorum Yazın