Pera Müzesi’nde Anime Filmler (3 Eylül-3 Ekim 2010)

pera müzesi (200 x 65) japonanime (200 x 133)

Pera Müzesi’nde, şu sıralar sergilenmekte olan Japon Medya Sanatları Festivali sergisine paralel olarak Eylül ayı içerisinde anime filmleri gösterilecek.

Tuğba Keleş

3 Eylül’de gösterilmeye başlanacak animeler arasında Türk izleyicisinin yakından tanıdığı (hiç yoktan, yayınlanan DVD’ler dolayısıyla) Hayao Miyazaki’ye ait Howl’un Yürüyen Şatosu ve Ruhların Kaçışı, Katsuhiro Otomo’ya ait Buhar Çocuk ile geçtiğimiz Ağustos ayında kanser nedeniyle aramızdan ayrılan Satoshi Kon’a ait Tokyo Babaları’nın yanı sıra Hideaki Anno’nun Evangelion: 1.0 Yalnız Değilsin’i, yine geçtiğimiz ay vefat eden Kawamato Kihachiro’nun Kış Günleri ve Ölülerin Kitabı adlı animeleri, Masayuki Kojima’nın Piyano Ormanı adlı animesi ile Kunio Kato ve Kuji Yamamura’ya ait kısa animeler bulunuyor. Yukarıda yazılanlarla sınırlı olmayan program için Pera Müzesi’nin internet sitesi ziyaret edilebilir.

Bu kapsamda Kawamato Kihachiro’nun Ölülerin Kitabı adlı animesiyle Masayuki Kojima’nın Piyano Ormanı adlı animesine daha yakından bakalım istedim.

The Book of The Dead
死者の書 / Shisha no Sho

Yönetmen: Kihachiro Kawamoto
Senaryo: Shinobu Origuchi
Yapım: 2005, Japonya, 70 dk.

2005 yılı ürünü stop motion animasyon Ölülerin Kitabı, yönetmeni Kawamato Kihachiro’nun işleri arasında ikinci uzun metrajlı animasyonu. 1925 doğumlu yönetmenin en temel özelliği aslında kukla yapımcısı olması. Çek sanatçı Jiří Trnka’nın işlerini gördükten sonra kukla sanatına asılan ve 1960’larda Prag’a giderek bir yıl Trnka ile çalışan Kawamato, döndükten sonra geleneksel Japon kukla ve tiyatro sanatlarını (Noh, Bunraku vb.) harmanlayarak oluşturduğu kendi diliyle birçok eser vermiş.

Animenin konusunu, arka planda Japonya sınırlarına henüz girmiş olan Budizm oluştururken, ön planda soylu bir hanımefendi olan Iratsume’nin bu yeni ‘din’ budizmi anlamaya çalışması oluşturuyor. Iratsume Hanım, odasına çekilerek uzun bir süre boyunca budist sutraları el yazısıyla çoğaltır. Futakami Dağı manzaralı odasında her ekinoks geldiğinde ‘aydınlanma’ olarak adlandırabileceğimiz bir durum yaşamakta, belli belirsiz Buda’nın şeklini görmektedir. 1000. sutranın kopyasını da yazdıktan sonra, kadınlara yasak olduğu halde Futakami Dağı’na tek başına gider. Tapınakta, yıllar evvel idam edilirken göz göze geldiği Prens Otsu’nun cesedi gömülüdür. Iratsume Hanım’a gittikçe belirgin görünen Buda’nın şemali ile Prens Otsu’nun şemali karışmaya başladığında seyirciyi bekleyen en önemli şey şiirsel bir dinginlikle seyreden animeden başkası değildir.

Animasyonu görsel açıdan kısaca tanımlamak gerekirse, 1950 ve öncesinde doğmuş anneye sahip herkesin üç aşağı beş yukarı kafasında oluşacak imge aynıdır. Hani özellikle Fransız ekollü 10 cm uzunluk civarında seramik kız erkek bibloları vardır ya evin vitrininde, hah işte tam da o şekilde japon kukla düşünün, görsel açıdan ne demek istediğim daha da iyi anlaşılacaktır. Tüm o dinginlik, şiirsellik artizliğinden sonra böyle söyleyip ayağa düşürmesem iyi olurdu yazıyı ama…

Latife bir yana, program içinde seyrettiğim animeler arasında yetişkinlere en çok hitap eden animelerden biri olması dolayısıyla da, en iyilerden biri Ölülerin Kitabı.

The Piano Forest
ピアノの森 / Piano no Mori: The Perfect World of Kai

Yönetmen: Masayuki Kojima
Senaryo: Ryuta Hourai (Makoto Isshiki’nin mangasından uyarlama)
Yapım: 2007, Japonya, 101 dk.

Piyano Ormanı, halen yayınlanmakta olan (1998’den beri) Makoto Isshiki’ye ait aynı adlı mangadan uyarlanmış uzun metrajlı bir anime. Madhouse Stüdyosu tarafından yapılan ve Masayuki Kojima tarafından yönetilen anime, manganın halen devam ettiği göz önüne alınırsa, mangadaki küçük bir olaya odaklanmış gibi gözükmekte.

Shuhei Amamiye, 4 yaşından beri piyano öğrenen, fırsat bulduğu her an piyano çalışan ve ilerde başarılı bir piyanist olmak isteyen bir ortaokul öğrencisidir. Büyükannesinin hastalığı sebebiyle bir süreliğine Tokyo’dan daha küçük bir kasabaya gelmek zorunda kalmış ve dolayısıyla başka bir okula transfer olmuştur. Okula yeni gelen olarak, diğer çocuklar tarafından hemen istismar edilen Shuhei, cesaret testi için okulun yanındaki büyük ve ıssız ormandaki bozuk piyanoyu çalması için kışkırtılır. Piyanonun bozuk olduğu ama buna rağmen ormandan piyano sesi duyulduğu efsanesi kasabada ve tabii okulda hızla yayılmıştır. Zıpır öğrencilerden Ichinose Kai, Shuhei’yi sıkıştıran kabadayı öğrenciye meydan okuyarak, Shuhei’yi cesaretlendirir ve onu ormana götürür. Piyanonun başına oturan ve onca yıllık eğitimine rağmen tek bir ses bile çıkaramayan Shuhei, hemen arkasından hiç piyano dersi almadığı halde müthiş bir yetenekle piyanoyu konuşturan Kai’ya çok şaşırır. Asıl şaşırtıcı olansa Shuhei, yeni arkadaşını piyano çalışmak için evine davet ettiğinde, Kai’nin kendi piyanosunu çalamaması olmuştur. Ormandaki piyano ile arasında tuhaf bir bağ olduğu anlaşılan Kai, kısa süre içinde eski piyanist, yeni müzik öğretmeni tarafından fark edilince, hem Shuhei’nin hem de Kai’nin hayatı kısa süre sonra gerçekleşecek piyano yarışmasına odaklanır.

_

Daha çok genç seyirciye hitap eden (ha, ben de genç sayılırım, o ayrı…) Piyano Ormanı, arkadaşlık, başarının ne olduğu gibi kavramlar etrafında dolaşan, bir yandan da seyircisine basit klasik müzik eğitimi veren, en temelinde bir dostluk hikayesi. Son olarak kimler seyretsin diye soracak olan varsa; genç seyircinin yanı sıra, küçük çocuğunu piyano çalması için zorlayan ebeveynlerin de bir göz atmasında faide var.

Fırsat buldukça (çöp filmlerimden fırsat bulursam elbette) Tersninja sularında, programdaki diğer animelerden de bahsetmeye çalışacağım. Ama özellikle bir tanesi için şimdiden müzenin kapısında yatmaya gitsem yeridir; Crayon Shinchan: Yaşa Fırtına! Büyük Feodal Savaş, edepsiz oğlan Shin-chan’ı tanımak için iyi bir fırsat olabilir. Allah kimsenin başına böyle çocuk vermesin dostlar! Haydi Pera’ya…