1. Malatya Uluslararası Film Festivali’ni sevmek için 10 neden

26 Kasım Cuma günü ayak bastığım Malatya topraklarında emin adımlarla ilerliyorum. İlerleyişim 3 Aralık Cuma gününe kadar sürecek. Yol üstünde karşıma çıkan güzel filmleri, yemekleri ve muhabbetleri her zamanki gibi heybeme dolduruyorum. Sizlerle bilahare paylaşacağım. Ama isterseniz önce bu festival neden daha ilk yılında benden geçer not aldı onları konuşalım.

1. Malatya Erhaç Havalanında bizi bekleyen otobüslere bindikten kısa bir süre sonra görevli arkadaşlar bize festivalin etkinlik takvimini ve zaruri bilgiler listesini (öğlen yemeklerinin nerelerde yenebileceği gibi) verdiler. Bunlara şöyle bir bakınca bile organizasyonun titizlikle yapıldığı sonucuna varmak mümkündü. Yıllardır düzenlenen Altın Portakal’da ya da Bursa İpek Yolu’nda bile zaman zaman özlediğim bir titizlikti bu…

2. Açılış son derece başarılıydı. Ne bu yılki Altın Portakal gibi rüküş, ne de geçen yılki Altın Portakal gibi Çavuşesku Romanyası iptidailiğindeydi açılış. Her şey kararındaydı. Alçakgönüllü, sade bir etkinlikti ama tıkır tıkır işleyen ve herkesin görevini eksiksiz yaptığı bir açılıştı. Elbette daha iyisi olabilirdi ama ilk yılında “çuvallamamak” da önemli bir başarıdır bence.

3. Onur ödülünün iki sanatçıya verilmesi doğru bir karar. Çok sayıda kişiye aynı yıl vermek hem ödülün prestijini düşürüyor, hem de ödülü alanların sevincini eksik bırakıyor. Ayşen Gruda ve Erol Günaydın seçimi ayrıca takdire şayan.

4. Etkinliğe müzisyen olarak Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Değirmencioğlu’nun çağrılması da çok yerindeydi. Yalnızca öznesi sanat olan bir festivale çok yakıştıkları için değil ama birlikte barış içinde yaşamanın simgesi haline gelmesi gereken bir coğrafyada yaşadığımızı en çok hatırlatan müzikleri yaptıkları için… Onların müziğini en çok hisseden ise Sadi Çilingir abimizdi. İki usta türkülerini çığırırken Sadi Abi’nin gözlerinden boşanan yaşlar bendenizin dikkatli gözlerinden kaçmadı. Bu arada: Saç gibi bir filmin yarıştığı bir festivalin açılışında Özcan Deniz’in sahne almasının yarattığı kontrast bana komik geliyor. (Bknz. 47. Altın Portakal)

5. 1. Malatya Uluslararası Film Festivali’ni sevilir kılan bir başka önemli unsur ise şehrin Trabzonlu valisi Doç. Dr. Mehmet Ulvi Saran’dı. Diğer festivallerde yalnızca açılış ve kapanışta karşımıza çıkan yerel yönetici büyüklerimizin aksine şu ana kadar neredeyse her etkinlikte boy gösteren “sayın valim”, sempatik ve sosyal tavırlarının yanı sıra, hazırcevaplılığı ve tezcanlılığıyla da ilki gerçekleştirilen bu etkinliği güleryüzlü bir festival haline getirmeyi başardı.

6. Festivalin logolarının ve onur ödüllerinin güzel tasarımlarını da anmak lazım. İnanın az buz bir şey değil bu. Engin Yiğitgil döneminde Urart’a sipariş edilip tasarlatılan Altın Portakal ödülleri bugün hala kabuslarıma girer benim.

7. Elbette Ali Can Sekmeç imzalı Engin Günaydın ve Ayşen Gruda kitapları.

8. Kağıt Kebabı, Analı Kızlı, Çiğ Köfte, Künefe, Gün Kurusu… kısaca Malatya’nın yenilesi her şeyi.

9. Yıllar sonra sinema perdesinde Tosun Paşa filmini izledim, güldüm, eğlendim. Tellioğulları’nın Seferoğulları ile olan çekişmesi, Şener Şen‘in oynadığı Lütfü’nün Kemal Sunal‘ın canlandırdığı Şaban’a tokat üstüne tokat akşetmesini bir kez daha, üstelik bu kez yenilenmiş, çiziksiz ve pırıl pırıl bir kopyadan izleme şansını yakaladım sayesinde.  Tek başına bu bile festivali unutulmaz kılacak benim için. (Şimdi sırada Süt Kardeşler var)

10. Japon Sinemasının Beş Yüzü ve Tokyo başlığı altında gösterilecek Japon yapımları.

Tosun Paşa
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin