36 senelik bir buse (Sonic Boom – Kiss)

Bu, tarihin en uzun öpüşmesi değil de nedir, sayın ninja… Tüm zamanların en başarılı hard-rock gruplarından olan Kiss, kuruluşunun üstünden 36, son stüdyo albümününün üstünden 11 yıl geçmişken 19. albümüyle karşımızda…

Kiss’inki tartışmasız bir başarı öyküsü. 1970’de Rainbow olarak kurulduktan sonra, halihazırda bu ismi taşıyan başka bir grup olduğunun ortaya çıkmasıyla Wicked Lester adını benimseyen grubun iki elemanı vardır ki, hırslarını gem vurulacak gibi değildir. Wicked Lester’ı bırakırken Paul Stanley ve Gene Simmons’ın kafalarında ve gönüllerinde yalnızca yeni bir rock grubu kurmak değil, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi rock grubunu kurmak vardır. Rolling Stones ve Village Voice’e verilen ilanlar sayesinde davulcu Peter Criss ve gitarist Ace Frehley bulunur. Kiss 1973’te ilk konserini vermek için artık hazırdır.

Sahneye çıktıklarında onları dinlemeye gelen topluluk kısa bir şaşkınlık anı yaşar. Gene bir şeytan, Peter bir kedi, Ace ise bir uzaylı kılığındadır. Bir tek Paul kılığı konusunda karasızdır. Önce haydut olmuş, ardından sağ gözüne taktığı siyah yıldızla kendisiyle özdeşleşecek olan Yıldız Çocuk kılığına bürünmüştür.

Aynı yıl demoları Casablanca Records’a gider. İki hafta sonra ilk albümlerinin anlaşmasını yaparlar. 2 yılda üç albüm yapacaklar, konserlerde yan grupluktan headliner’lığa terfi edeceklerdir. Yine de radyolardan boykotlu ve pahalı konser organizasyonları yüzünde maddi sıkıntıdadırlar. Aynı yıl çoğu müzik yazarınıın tüm zamanların en iyi live albümlerinden biri olarak gördüğü Alive 1 yayınlanır ve işler bir anda yoluna koyulur. Bütün albümleri 1 milyon satış sınırını geçerek platin palk ödülü alır, Kiss hayran kulübü yüz binden fazla üyesiyle dünyanın en büyük klüpleri arasına girer. Sonraki birkaç yılda Amerika’nın 1 numaralı grubu haline gelen Kiss’in artık bebekleri, çizgi-romanları, üzerlerine resimleri basılan hediyelik ya da gündelik eşyalar gibi diğer merchandising ürünleri yok satmaktadır. Bir Kiss filmi bile çekilmiştir: Kiss Meets The Phantom Of the Park. Tüm bu başarının ardında Kiss elemanlarının inşa edip, başarıyla muhafaza ettiği o gizem vardır aslında. 1978’e gelinmiş ve daha kimse grup elemanlarının yüzlerini görmemiş, kimse makyajsız fotoğraflarını çekememiştir. Yılar sonra bu gizem ortadan kalktığında ve defalarca makyajsız görüntülendiklerinde sanki uğurlarını kaybetmişçesine iniş trendine gireceklerdir.

Kiss’in son stüdyo albümü yeniden bir araya gelerek çıktıkları dünya turnesinin (1996-1997) ardından çıkardıkları 1998 tarihli Psycho Circus’tu. Orijinal ekiple yapılan o albümün aksine Sonic Boom‘da Ace ve Peter’ın yerinde, Eric Singer (davul) ve Tommy Thayer (gitar) var. Belki en iyi performansı değil ama doya doya Kiss dinlediğinizi, dinleyebildiğiniz hissediyorsunuz bu albüm sayesinde. Kiss’in, belki de 80’lerin kendine has o enerjisi geçiyor size. Paul Stanley’in vokalinin bünyede yarattığı nostalji tepkimesi için bile alınır bu albüm…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin