BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Vizyon

Perde: Görünenin Ötesi

Bahçedeki kedileri beslemek isterken, aralık kalan perdeden giriş kattaki komşusunu soyunurken gören Samet’in yol açtığı talihsiz tesadüfler serisini konu alan Perde, yönetmen Özkan Çelik’in kariyerinde muazzam bir sıçrama. Daha önce sinemamızda örneklerinde sıkça rastladığımız korku filmlerinden biri olan Muska’nın yönetmen koltuğunda gördüğümüz Çelik, bu kez kadrajına şehirli orta sınıfın ikiyüzlü insan ilişkilerini alıyor.

Korku ile komedi arasına sıkışmış sinemamızın tür arayışları içinde kendine yer açmaya çalışan Perde, gerilimin dozunu yarattığı atmosferle yükseltirken, senaryosunun gücü sayesinde de yolunu bulmaya çalışıyor. Tıpkı adı gibi görünür olan ile gizlenen arasındaki gerilim üzerinden ilerlerken, karakterlerin iç dünyalarına odaklanan klostrofobik bir anlatı sunuyor. Yönetmen, perdenin işaret ettiği sınırı yalnızca fiziksel bir örtü olarak değil, karakterlerin birbirlerinden ve kendilerinden sakladıkları gerçeklerin simgesi olarak da kullanıyor. Film boyunca görünür olan ile bastırılan arasındaki mesafe giderek daralırken, küçük bir tesadüfün tetiklediği olaylar zinciri bireysel korkuların ve sınıfsal reflekslerin nasıl hızla savunma mekanizmalarına dönüştüğünü ortaya çıkarıyor. Bu yönüyle film, gündelik hayatın sıradanlığı içinde kurulan konforlu ahlaki pozisyonların ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatırken, karakterleri kişisel çıkarları ile vicdanları arasında bir yüzleşmeye zorluyor. Başta Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazanan Tülin Özen olmak üzere, tüm oyuncuların tutarlı performansları da anlatının klostrofobik atmosferini güçlendirerek izleyiciyi aynı huzursuzluk ortamının içine çekiyor. 

Aynı şekilde ses tasarımı da filmin atmosfer kurma sürecinde önemli bir rol oynuyor. Filmde müzik kullanımı son derece sınırlı. Müzik yerine ortam sesleri ve doğal ambiyansın ön plana çıkması, duygusal gerilimi artırarak karakterin içsel yalnızlığını ve çatışmasını en minimal anlatımla peliküle yansıtıyor.

Ancak film, güçlü tematik iddiasına rağmen zaman zaman teatral anlatıma fazla yaklaşarak sinemasal ritmini zayıflatıyor. Diyalogların yoğunluğu karakterlerin iç dünyasını yansıtmak açısından işlevsel olsa da yer yer didaktik bir tona kayıyor. Karakterlerin aldığı kararlar ve kırılma noktaları, bazen hikâyenin ilerlemesi için zorlama yerleştirilmiş gibi hissettiriyor. Bu da zaman zaman izleyici ile karakter arasında kurulan empati bağını zayıflatıyor. Yine de film, büyük olaylar yerine küçük bir “an”ın büyümesini merkeze alan, sınıf reflekslerini ve bireysel ahlak sınırlarını tartışmaya açan bir yapım olarak bağımsız Türk sinemasında kendine yer buluyor.

Sonuç olarak Perde, tıkır tıkır işlemese de Özkan Çelik’in yönetmenlik vizyonunu ve atmosfer yaratma becerisini gösteren cesur bir yapım. Aynı zamanda taşra sinemasından bunalan, beyazperdede şehirli orta sınıfın hikayeleri de görmek isteyen izleyicinin serzenişlerine de derman olacak nitelikte.

Bunları da beğenebilirsiniz...

Liste

80'ler dendiğinde akla ilk gelen şey o dönemin şarkıları olsa gerek. O dönemin bir başka alameti farikası da tüm yurdu saran Betamax, sonrasında da...

Gezdim, Gördüm, Doydum

Topağacı’nda yeni yapılan bir apartmanın altına, tam olarak MOC’un sağına konumlanan Gasto Street & Local Food adından da anlaşılacağı gibi yerel sokak lezzetlerini şık...

Bana Onun Portre-sini Getirin

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez...

Liste

Sırf o güzel şarkıları bir kez daha anmak adına yaptığımız Tüm Zamanların En İyi 15 Türkçe Rock Şarkısı araştırmasının bir parçası oldular.

Copyright © 2008 - 2026 Ters Ninja

  • Bizi takip et