Atatürk ve Sinema: Atatürk’ün Seyrettiği Filmler

ataturk

Tiyatroyu çok seven Atatürk yoğun programı arasında sinemaya gitmeye de vakit ayırıyordu.

sisko-ninja
Ege Görgün (Landlord)

Atatürk’ün sinemaya ne kadar önem verdiğini vurgulamak için şu sözleri sarf ettiği söylenir:

vagabond_king_xlg“Sinema, gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit gibi gelen eğlence olan radyo ve sinema, bir çeyrek asra kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir. Japonya’daki kadın, Amerika’daki zenci, Eskimo’nun ne dediğini anlayacaktır. Tek ve birleşik bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında tarihte devirler açan matbaa, barut, Amerika’nın keşfi gibi olaylar oyuncak nisbetinde kalacaktır.”

Bu sözler gerçekten Atatürk’e mi aittir bilemem ama üstün bir öngörü içerdikleri şüphe götürmez. Söylenenler aynen gerçek olmuştur çünkü.

Atatürk’ün sinemaya alakasına daha kesin delile ise Niyazi Ahmet Banoğlu’nun Atatürk’ün İstanbul’daki Hayatı adlı 2 ciltlik kitabında rastlıyoruz. Kitap İstanbul’a geldiğinde Ata’nın gün be gün yaptıklarının, zaman zaman da o gün yaşananların, söylenenlerin bir dökümünü içeriyor.

1931-film-tell-englandAtatürk’ün 1932 yılının 22 Ocak Cuma gecesi Opera Sineması’na gidip Çanakkale filmini bu kitaptan öğreniyoruz. Sinema deyince aklınıza bugünkü sinemalar gelmesin tabi. Anlatılanlara göre Beyoğlu, Yeşilçam Sokak’ta 1924 yılında açılan bu mekanın yerleri halılarla kaplıydı ve gelenler fraklı, beyaz eldivenli teşrifatçılar tarafında karşılanıp ağırlanıyorlardı. Bu yüzden diğer sinemalarda bilet 30 kuruşken, burada yüz ya da yüz yirmi beş idi. (Söz konusu filmin 1931 yapımı Tell England ya da ABD’de kullanılan adıyla The Battle Of Gallipoli olduğunu sanıyorum.)

Sinema İşletmecisi Cemil Filmer hatıralarında şöyle bahsediyor o geceden.

“İşte bu Çanakkale Harbi filmi Atatürk’ün ilgisini çekmişti. İngilizler filmde tarafgir davranmamışlar, hakikatı olduğu gibi gösteriyorlardı. Türk ordu ve askerinin Çanakkale’de gösterdiği kahramanlık filme olduğu gibi yansımıştı. Atatürk yanında Maliye Bakanı Fuat Ağralı ile filmi görmeye geliyor. Bu arada sinema ücretlerinden falan bahis oluyor. Atatürk sinemanın çok yarayışlı bir icat olduğunu, halkın bundan gerektiği gibi faydalanmasını, sinemacılığın inkişafını istiyor, bu münasebetle alınan vergilerin düşürülmesini emrediyor. Ankara’ya döndükten sonra gerçekten de alınan vergiler %10’a indirilmiş oluyor.”

Yine Cemil Filmer’in hatıralarından Ata’nın Filmer’e ait olan Ankara Sineması’na Şarlo İdam Mahkumu adlı filmi izlediğini öğreniyoruz. Atatürk filmin sonunda “Cemil, hayatımda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, şunu bir daha seyretsek olmaz mı?” deyince film bir kez daha gösteriliyor.

Yine Banoğlu’num kitabına dönelim ve Atatürk’ün 3 Aralık Çarşamba 1930’daki programına göz atalım.

kinopoisk.ruAtatürk o gün saat 14.30’dan 17.10’a kadar Elhamra sinemasında kendisine özel hazırlanan seansa katılıyor. Seans haber ajansı filmleriyle başlıyor. Bu fasıl bittikten sonra Atatürk önce Lewis Milestone’un 1930 yapımı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (All Quiet on the Western Front) adlı filminin bazı savaş sahnelerini izliyor. Ardından yine 1930 yapımı, yönetmenliğini Ludwig Berger’in yaptığı ve Ortaçağ Fransa’sında geçen müzikal opera türündeki Serseri Kral (The Vagabond King) filmine geçiliyor.

Atatürk gibi sanata meraklı, tiyatroya sık sık giden bir kişinin tüm yoğun programına rağmen fırsat yaratıp başka filmler de izlediği muhakkaktır. Yukarıda saydıklarım yalnızca şimdilik karıştırdığım kaynaklarda karşıma çıkan birkaç tanesiydi.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin