Aylak Adam’ın 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Notları Vol. 2

altin-koza-film-festivali_342686

 

20. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde yerli filmlerin ilkgösterimi yapıldıkça Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın tansiyonu da yavaş yavaş yükseliyor. Yozgat Blues ve Köksüz’ü bu seneki İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti. Dün de festivalde Soğuk, Gözümün Nuru ve Daire Türkiye’de ilk kez seyirci karşısına çıktı.

Ercan Dalkılıç Ercan Dalkılıç

Uğur Yücel’in dördüncü uzun metrajı Soğuk; Kars’ta tıpkı Küf filmindeki işçi gibi tren yollarını kontrol eden bir demiryolu işçisinin, şehirdeki pavyonda konsomatrislik yapan Rus kadınlardan birine aşık olması etrafında gelişiyor. Oldukça grift bir olay örgüsü var Soğuk‘un, buna karşılık yakaladığı doğallık inanılmaz derecede! Hem bu kadar grift olup hem de bunu doğal bir şekilde aktarabilmek takdire şayan bir iş.

soguk

Soğuk: [xrr rating=2.5/5]

Kağıt üzerinde senaryoda bazı inandırıcılık sorunları görünse de biçimle, yani kurduğu evrenle pek bunu hissettirmiyor Yücel. Fakat atmosfer oluşturulurken top fazla Kars’a bırakılmış gibi geldi bana. Daha iyi bir görüntü yönetimiyle daha iyi bir sonuç çıkabilirdi ortaya diye düşünmeden edemiyor insan izlerken Soğuk‘u…

Daha önce Zincirbozan ve Büyük Oyun gibi filmlerini izlediğimiz Atıl İnanç, son filmi Daire‘yle şeytanın bacağını kırmış gibi görünüyor. Daire, babasının ölümü üzerine taşraya dönen ve orada yaşamaya başlayan Feramus adlı bir aydının hikayesini anlatıyor. Daire‘nin referansları saymakla bitmez: Anayurt Oteli‘nden son yıllarda sinemamızdan çıkan en iyi filmlerden biri olan Gişe Memuru‘na kadar birçok eseri başarıyla potasında eritmeyi başarmış yönetmen.

Daire

Daire:

[xrr rating=3.5/5]

Soğuk‘un aksine buradaki görüntü yönetimi çok ama çok başarılı. İnanç’ın, Rus görüntü yönetmeni Hayk Kirokasyan’la çalışmaya devam ettiği müddetçe çıtayı her geçen film yükselteceği kesin. Gelecek çalışmalarını merakla bekliyoruz İnanç‘ın.

Son olarak bir Melik Saraçoğlu ve Hakkı Kurtuluş müşterek teşebbüsü olan Gözümün Nuru’ndan bahsedelim. Film, yönetmenlerden Melik Saraçoğlu’nun hayatının bir dönemini kesit almış. Saraçoğlu, bundan dört yıl önce bir dizi göz ameliyatı geçirdiği için sinema yapma hayalleri suya düşmüş bir karakteri –yani kendini- canlandırıyor filmde. Gözümün Nuru, Yeni Dalga’dan oldukça çok beslenen bir film; birçok biçim denemesine girişmiş yönetmen ikili, öykünün geri planda olduğu sinematografiyle anlatımın üstesinden gelmeyi bilmişler.

Gözümün Nuru

Gözümün Nuru: [xrr rating=3.5/5]

Sonuç olarak; Gözümün Nuru,  hastalık dramasına ‘kendini iyi hisset’ dediğimiz leitmotifi eklemleyen, ülkemiz sinemasında görmeye alışık olmadığımız cinsten hüzünlü ve komik bir deneme. Ben biraz fazla deneyci –deneysel demiyorum, dikkat- bulmakla beraber çok sevdim filmi. Yönetmen ikili keşke Bir Endülüs Köpeği’ne daha az gönderme yapsaymış yalnız; bir değil, iki değil, kaç gönderme var sayamadım inanın ki.

Devam edecek…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin