Bir debut için oldukça başarılı bir rock’n’roll albümü (The Music)

Son iki-üç haftadır The Music grubunun kendi adını taşıyan 2002 yılında çıkardığı debut albümü dinliyorum ama bir türlü hakkında bir şey yazmaya fırsat bulamadım. Leeds’li dörtlü The Music (ve tabii aynı isimli albümleri ile) internette kolay bulunamayan bir grup. 1999 yılında kurulan bu alternative rock grubu hakkındaki o zamanlar yayınlanan pozitif eleştirilerden biri “2000’lerin rock müziğinin gideceği yönü belirliyorlar” şeklinde oldukça iddialı.

Burak İşyar

Grubun yaptığı müzik aslında basit ve saf bir rock müziği. Aslında isimleriyle bu amaçlarını, biraz da kendilerine duydukları aşırı bir güven ile vurgulamak istiyor gibiler. Aynı zamanda grubun sound’u da bunu yeterince ispatlıyor. Benim albümü dinlerken edindiğim izlenim Led Zeppelin’den (özellikle solist Robert Harvey’den dolayı) hayli etkilenen; The Strokes’tan Kasabian‘a geçişe köprü olan bir müzik tarzı. 1960’ların psychedelic rock akımını hızlı techno ritimleriyle birleştiriyor grup şarkılarında, ve bence bir debut için oldukça başarılı bir rock’n’roll albümü.

Solist Robert Harvey ile gitarist Adam Nutter oldukça dinamik bir ikili oluşturuyorlar: birinin gürleyen sesi diğerinin gürültülü gitarıyla birleşiyor sık sık. Bu enerji şarkıların çoğuna pozitif bir şekilde yansıyor. Grubun formülü aslında basit: enerjik, dans-edilebilir rock müziği, üniversite gençliğinin taşkınlığına uygun ritimler, yer-yer gereğinden fazla jam session, çok da anlam içermeyen ve sık tekrarlarla tamamlanmış sözler.. ancak (en azından benim için) eğlenceli geçen bir saat.

Eylül 2002’de piyasaya sürüldükten sonra İngiltere’de 2 ancak ABD’de sadece 128. sıraya yükselmiş albüm. The Music’in daha sonra 2004 ve 2008’de çıkardığı albümler yine İngiltere’de ilk 20’ye girmiş. Bu ilk albümden benim en severek dinlediğim şarkılar The Dance, Take the Long Road and Walk It, Turn Out the Light ve Disco.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin