Bir Yeşilçam Hatırası

Arkadaş bloglarımızdan Çilek’in Dünyası‘nda gezinirken rastgeldim bu fotoğrafa. Uzun uzun baktım önce. Hababam Sınıfı filmi vesilesiyle bir araya gelmiş olması muhtemel Yeşilçam simalarını gösteren bu fotoğraf hem neşe hem hüzün doldurdu içimi. Bakalım sizler neler hissedeceksiniz?

Soldan sağa üst sıra: Halit Akçatepe (Güdük Necmi), Tarık Akan (Damat Ferit),
Kartal Tibet.

Soldan sağa oturanlar: Gül Sunal, Kemal Sunal (İnek Şaban), Adile Naşit (Hafize Ana), Ergin Orbey (Milli Eğitim müfettişi Hüseyin Şevki Topuz)

5 YORUMLAR

  1. son günlerde biraz hüzünlüyüm.. sebepsiz bir keyifsizlik durumu.. zaman zaman da dokunsalar ağlayacam hissiyatı içindeyim..neden anlamıyorum.. güz’ün hüznü mü dedim kendi kendime.. olamaz ama.. sonbahar benim ayımdır .. sıcağı sevmem asla .. herkes güneşten alırken.. ben enerjimi rüzgardan alırım.. rüzgar deydimi.. hatta ısırdı mı tenimi.. nefes aldığım için rabbime şükrederim..

    bu sabah işe geldim.. tersninja’yı açtım.. bu resme baktım.. gözlerim doldu.. genelde olumlu bakarım her şeye oysa.. bu kez tarık akan.. kartal tibet.. gül sunal’i görmedi de gözlerim.. kaybettiklerimize kilitlendi.. yaşam nasıl bir süreç dedim kendi kendime.. nerde.. ne zaman..

    nasıl.. bitecek bilemiyorsun.. her an beklemediğin bir durum gelebilir başına.. kalbim sıkıştı..çıktım tersninja dan..

    sonra.. bir kahve aldım.. dumanı tütüyordu.. nasıl da şahane kokuyordu.. dumanını uzun uzun içime çektim.. balkona çıktım üstüme bir şey almadan.. sabah rüzgarı ısırdı ya tenimi.. silkelendim.. kendime geldim.. dedim.. eğer yaşam eşsiz bir süreçse.. tamam.. hüzün yakışır güz’e de .. kaybettiklerini hasretle yaded ama.. aman never.. yaşamı kaçırma..

    sonra şairin dediği gibi kasabamda basit yaşamaya devam etmeye karar verdim..

    “iki harekette giyiniverecek.. iki harekette soyunuvereceksin.. kısacık olacak uyanman.. ve yola çıkman arasında geçen süre.. kısacık olacak.. sıcacık kollara dolanman.. ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.. kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını.. bakışların bile anlatabilecek kendini.. beklentilerin de basit olacak.. kaf dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.. bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını.. ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana.. en ucuz aşk romanını.”

    “sevince lafı dolandırmadan söylediğin.. “seni seviyorum” gibi.. basit bir öpücük yetecek sana..

    basit sıcak bir öpücük.. ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.. o öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını.. o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını….”

    hımm..biliyorum konunun anafikrinden gene çıktım.. farkındayım.. gene özelleştirdim yorumumu.. landlord’un bazen bana anlayış göstermesini istiyorum.. hissetsin istiyorum durumumu..

  2. Never Kardeş yaa..nasılda güzel yazmışsın hissiyatını..Bir arkadaşımı çağrıştırdın bana.. dur bir onu arayayım da belki sinemaya gideriz birlikte..eskilerden yenilerden yad ederiz birlikte. Yeşilçam sen nelere kaadirsin.

  3. Şahane bir fotograf!

    Tam benim gençliğime isabet ediyor. Tarık Akan'ın bizim zamanımızın tartışmasız en yakışıklı jönüydü. Posterleri odamı süslerdi. Abim kızardı tabii… "Ne bu kızım!" derdi.. "İndir şu sırığı duvardan…" Ne savaşlar vermişimdir o posterler için… Bizim zamanımızda zor konulardı bunlar… Abi karışacak ya illa herşeye… Sonra abime aslında kendisinin bizim mahallenin Tarık Akan şubesi olduğuna inandırdım da benle uğraşmaktan vazgeçti:)

    Güzel günler ve harika filmlerdi. Yukarıdaki fotoğraftaki her bir degerli sanatçı evimizin insanı gibiydiler. Çünkü televizyonda pek bir şey yoktu. Sinemada hep onları seyrederdik.

    Kaybettiklerimizi de hayattakileri de sevgiyle anıyorum.

    Gençliğimin renkleri herbiri…

  4. Kartal Tibet şimdilerde yönetmen olarak bilinse de bir zamanların Karaoğlanı ve Tarkan'ıydı.

    Şimdi hayatta olmayan sanatçılar 7 den 70 e tüm vatandaşlarımızın hayatlarına damga vurmuş kişiler. Ne mutlu onlara ki sevgi ile hatırlanıyorlar. Çünkü onları seyrettikçe kendimizi iyi hissetmiştik.

    Tarık Akan'ın ilk filmlerindeki saçlarına ve boğazlı yaka kazağına hastayımdır.

    Kemal Sunal bulunduğu her filme o kendine has gülüşü ile damgasını vurur ve halen severek izlerim.

    Güdük Necmi rolüyle alıştığımız Halit Akçetepe. Yıllar geçmişti. Biz yaşlanmıştık. Sanki o hep Güdük Necmi olarak kaldı. Yaş aldı. Yaşlanmadı gitti.

    Hafize Ana yı unutmak mümkün mü? Sanki gerçek anamız gibi değil miydi? Keh keh güldükçe tüm bedeni titrerdi.

    Ne büyük sanatçılar … Ne günler ama…

    Ya peki Münür Özkul nerde? O da olmalıydı bu fotoğrafta…

  5. Küçücüktüm.. ufacıktım.

    Annem ve babam beni asla türk filmine götürmezlerdi. Onun yerine pazar günleri yabancı filmlere giderdik .

    Aile matinasında o zamanlar iki film peşpeşe gösterildi. Birinci film de o dönemin Ursula Andresi, Gina Lolo Brigittası, Zaza Gaboru, Alain Delonu doğru yazmasını beceremeyecegim daha bir cok oyuncunun yansıttıgı farklı dünyaları görürdüm.. ikinci ise western türü olurdu.

    Ertesi gün arkadaşlarımla buluştuğumda hafta sonu türk filmine gittikleri, cok güzel olduğunu, cok ağladıklarını anlatırlardı hep. Kendilerini ağlatan film nasıl güzel olabilirdi.. anlamazdım hiç. Biraz büyüyünce diretmem karşığında beni sadece Zeynep Değirmencioğlunun ayşecik filmlerine götürmeye başladılar. Filmin sonunda kendimi tutamaz ağlardım. Herkesin içinde ağladığım için cok mahcup olurdum ve suçluluk duyardım. Ayrıca bir masala ağladığım için kendime için için kızar.. ağladığımı belli etmemeye çalışmaktan yorgun düşer..eve harabolmuş dönerdim. Oysa başkalarına baktığımda sinemadan cıkarlarken gözleri siliyor bile olsalar mutlu görünürlee hatta birlikte seyrettikleri sahneleri yine birlirlerine anlatıyor olurlardı.

    ilkokul orta okul lise ve üniveriste yıllarımda da türk filmiyle hic muhatap olmadım. Yine yabancı filmler, bol tiyatro, AKM deki konserler dersler, calışma hayatı derken hayatım doluyordu.

    Ta ki evlenene kadar. Eşim pazar günleri türk filmlerine giden bir anne babanın cocuğu idi.. Ayrıca yazın acık havada kurulan bahçe sinemaları kültüründen gelme idi.

    Böylece tv karşısına geçip fındık fıstık tabakta türk filmi izlemenin tiryakisi oldum. Artık ev hanımı idim. TV DE gösterilen tüm türk filimlerinden ayrı bir tat aldım. Hepsini cok canımdan kanımdan buldum. Bir çoğunu tekrar tekrar seyredip bıkmadım. Ömrümün sonuna kadar seyretmekten bıkmayacagım cok film var. Ve artık sinemada da haftanı filmlerini kaçırmamaya gayret ediyorum. Bunu kendi haneme bir kazanç olarak kaydediyorum

CEVAPLA