Büyük bir yazarın ev hali!

20. yüzyılın en büyük yazarlarında biri olan Jorge Luis Borges hakkında pek çok kitap yazıldı. Ama sanki Senyor Borges hepsinden daha nahif, daha samimi, daha güvenilir.

Borges ile üniversite yıllarında tanıştım. Onun büyüsüne daha yazdıklarını okumadan kapıldım. Yalnızca anlatılanlardan yola çıkarak… Fantastiğin sanatını yapıyordu. Gerçeküstü hikayeler yazıyordu. Ve onun elinden çıktığı için kimse hor göremiyordu bu metinleri. En yüksek edebiyatçılar bile kabul ediyordu onun üstünlüğünü. Oysa o zamana kadar bilimkurgu, fantastik edebiyat, çizgi roman türünden gerçek hayatı yansıtmayan yazınların matah bir şey sayıldığına şahit olmamıştım.

Pek çok kitabını bir çırpıda aldım. Fantastik yazına gönül vermiş heyecanlı bir delikanlı olarak yine bir çırpıda okumaya kararlıydım hepsini. Öyle bir çırpıda okunmayacaklarını anladım sonra. İmzaları çok ünlü ols da kimilerini çevirisini beğenmedim. Kurgusal olmayan anlatılarını çok sevdim Borges’in. Celal Üster’in bizi nefis önsözüyle karşıladığı Bir Ada Bir Kıta’nın tadı hala damağımdadır.

Babasının annesi İngiliz olduğu için İngilizce de konuşulan bir evde büyüdü Borges. İngiliz Edebiyatı’nın büyük bir hayranıydı ve bu hayranlığını öğrencileriyle paylaşma imkanı da buldu. Eski bir İngiliz Edebiyatı hocası olarak Bir Ada Bir Kıta’da ders kitaplarının ne kadar eğlenceli olabileceğini göstermektedir aslında. Oysa ben Mina Urgan’ın ve Akşit Göktürk’ün bazı eserlerini saymazsak hiç böyle kitaplardan öğrenmedim İngiliz Edebiyatı’nı.

Borges’in ne çok kitabı yayımlandı Türkiye’de. İlk kitap Tomris Uyar’ın çevirisiyle 1982’de Ada’dan çıkmış: Ölüm ve Pusula. Benim ilk Borges kitabım 1993-94 gibi aldığım Olağanüstü Masallar’dı. Kitap o dönem çıkardıkları alternatif kitaplarla kitap kurtlarının her daim radarında olan Mitos’dan çıkmıştı. Sonra İletişim girdi devreye ve Borges’in tüm eserlerini cilt cilt çıkarıp bir Borges kütüphanesi oluşturdu. Borges’in yazdıkları bitince, başkalarının Borges hakkında yazdıklarına geldi sıra. E. Rodriguez Monegal’ın yazdığı Borges (Gendaş) gibi, James Woodal’ın Kitabın Aynasındaki Adam’ı (İletişim) gibi.

Senyor Borges de böyle bir kitap. Merkezinde Borges var ama anlatılanlar ona 30 yıldan fazla bir zaman hizmet etmiş, 70 metrekarelik bir daireyi onunla paylaşmış Epifanía Uveda de Robledo’nun tanıklıklarından süzülüyor. İşin garibi Borges’in ona seslendiği adıyla Fanny büyük yazarın kitaplarından birini bile okumamış. Yine de 10 yıl boyunca o Borges uzmanı Alejandro Vaccaro’ya anlattıklarından çok enterasan bir kitap çıkmış ortaya. Şüphesiz Borges bu durumdan çok keyif alırdı.

Fanny ellili yılların ortalarında Bayan Leonor Acevedo de Borges ve oğlu Jorge Luis’e yardım etmek için işe alınmış ve ölüm onları ayırıncaya dek gözünü bile kırpmadan çalışmış. Pek çok şey onun gözünün önünde cereyan etmiş: Borges’in günlük yaşamındaki düşleri, korkuları, annesiyle ilişkileri, evlilikleri, Nobel Ödülü’nü alamayışı karşısındaki düşkırıklığı, sekseninde yaşadığı aşk…

Hayatının son 20 yılını Borges’in hayatını ve eserlerini incelemeye adayan kitabın derleyicisi Alejandro Vaccaro tüm bu konularda anlatılanları layığıyla Senyor Borges’e taşımış. Kitabın çıkmasına yakın Fanny’e şöyle demiş, “Kitabın basımı yaklaşıyor ve birileri çok kızacaklar.” Fanny itiraz etmiş, “Hayır, çünkü ben her zaman gerçekleri söylerim ve kimse de buna kızamaz.”

Kitaptan Borges ipuçları…

  • Borges gönlünde hep Nobel ödülü varmış. Bu ödülü alamamak en büyük üzüntüsüymüş.
  • Borges’in Fanny’e en kızdığı an, o yılın Dünya Şampiyonu Arjantin ulusal futbol takımının teknik direktörü Cesar Luis Menotti’nin Borges’i ziyaretini ona haber vermemesiymiş.
  • Borges, Cenova’ya doğru yola çıkmaya hazırlandığında, Arjantin’i bırakıp gitmek istemiyorum demiş hizmetçisine, “Gidersem orada, ülkemden uzakta öleceğimi biliyorum.”
  • Borges evine hiç televizyon, teyp ya da radyo almamış.


Senyor Borges : 30 Yıllık Emektarının Gözünden
Epifania Uveda De Robledo – Alejandro Vaccaro
Çevirmen: Aylin Demirhan

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin