Dünyanın en kızgın adamı olmak!

 Hepsini vurmehmet y. yılmaz

“Her şeyin kötüye gittiğini söylememe gerek yok. Herkes durumun kötü olduğunu biliyor….. Ne havamızın solunacak, ne de yemeklerimizin yenecek hali var. Biz oturmuş seyrederken televizyondaki spiker son derece olağanmış gibi bugün 15 cinayet, 63 şiddet suçu işlendiğini haber veriyor. Durum kötü. Kötüden de kötü. Hepsi çıldırmış. Herkes, her yer çıldırmış sanki. Bu yüzden artık evden çıkmıyoruz. Evde oturuyoruz ve dünyamızın her gün biraz daha küçülüyor. Tek yaptığımız, “Lütfen, bizi en azından oturma odamızda rahat bırakın. Tost makinemi, televizyonumu, çelik kuşaklı lastiğimi almazsanız ben hiç sesimi çıkarmam. Bizi rahat bırakın yeter!” demek. Ben sizi rahat bırakmayacağım. Ben öfkelenmenizi istiyorum! Protesto etmenizi, isyan çıkarmanızı istemiyorum. Senatörünüze mektup yazmanızı da istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz hakkında, enflasyon, Ruslar ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılabilir bilmiyorum.  Tek bildiğim ilk olarak öfkelenmeniz gerektiği. Demelisiniz ki: “Tanrı aşkına! Ben bir insan evladıyım! Hayatımın bir değeri var!”
Network (1976)

Hepsini Vur (Shoot’em Up) filmini severim. Film olarak da severim ama asıl sevdiğim filmin her metrekaresi şiddet ve dejenere karakterlerle dolu olmasına karşın, esas oğlanın (Smith) ibret alınası bir sağduyuya sahip olmasıdır. Bu sağduyuyla dünyanın raydan çıkmışlıklarına devamlı surette öfke kusar. Ağzından havucu düşürmeyen kahramanımız (çocuklara bundan faydalı mesaj olur mu?) hiç tanımasa da hamile bir kadın için, sonrasında da masum bir bebe için gözünü kırpmadan hayatını tehlikeye atacak kadar insaniyet sahibidir. Ama bir trafik magandasını arabasına çarparak cezalandırmaktan da geri durmaz. Silah imalatçıların, sadistlerin ve haysiyetsiz politikacıların sonuysa daha kötü olur.

Sevgilisi Donna Quintano (Monica Belluci) böyle bir öfke patlamasından sonra şöyle der ona: Sen dünyanın en kızgın adamısın! (You are the angriest man in the world.) Sanırım kendimi bulduğum bir karakter Smith (Clive Owen). Çünkü zaman zaman ben de aynen böyle hissediyorum. Dünyanın en kızgın adamı.

kirpi filmi

Beni çok güldüren Kirpi filmindeki Kirpi Reşat karakterini de benzer bir sebeple çok sevdim. Kirpi Reşat’ın intikam duygusu hastalıklı bir boyutta olsa da, artık ben de gördüğü her yamukluk üstüne bir laf etme ihtiyacı duyan bir manyağa dönüştüğüm için, onda da biraz kendimi buldum, ne yalan söyleyim. (Kirpi’yi seyredin derim mutlaka. Samimi, komik, temiz bir film. En sevdiğiniz yerli diziyi-sitcom’u düşünün. Onun gibi bir film işte Kirpi. Sulhi Dölek‘in Yeşilçam kokan usta hikayeciliği size yetmezse, Güven Kıraç ve Mazhar Alanson için bile seyretmeye değer.)

Beni yine öfkelendiren konuya gelmeden önce, kendi kurguladığım bir senaryo ile size bir ısındırma turu attırmak istiyorum.

ters ninja

Beni az çok tanıyorsunuz artık. Beni seversiniz, sevmezsiniz ama en azından “omurgalı” olmaya çalıştığımı kabul edersiniz herhalde.

Şimdi… Gerçekleri yansıtmıyorsa da farzedin… Bir film var… Siz seyretmiş olabilirsiniz de, olmayabilirsiniz de… Önemli değil… Her halükarda Ters Ninja’daki yazıları okuyan, Ters Ninja’ya muhabbet besleyen bir ninjasınız… Ben bu film hakında bir yazı yazıyorum. Yere göğe sığdıramıyorum filmi ve yönetmenini. Diyorum ki, ileride çoook duyacaksınız bu adamın ismini. Belki bana katılmıyorsunuz ama düşüncelerime, beğenilerime uygar dünya görüşü uyarınca saygı duyuyorsunuz. En azından aklınızın bir yanına yazıyorsunuz bu filmi ve yönetmeni. Amaaa… Sonradan öğreniyorsunuz kibu benim pek yalayıp yuttuğum filmin yönetmeni benim kuzenim. Ki ben bu duruma yazıda hiç değinmemişim. Üstelik keşfediyorsunuz ki bu filmin yapımcısı benim, kuzeni filme yönetmen atayan da benim.

Benim için ne düşünürsünüz? Önceki söylediklerimin kıymeti harbiyesi kalır mı? Hatta film gerçekten güzel, yönetmen hakkaten yetenekli olsa dahi, siz üstünü çizmez misiniz ikisinin de?

Gelelim mevzunun düğüm noktasına…

Tarih: 31 Ocak 2009 Cumartesi Yer: Hürriyet gazetesi

Sabık başarılı gazete yayın yönetmeni, sonradan olma light aşk yazıları muharriri, yeni futbol uleması ve Hürriyet köşe yazarı Mehmet Y. Yılmaz köşesinde Tempo dergisi reklamı yapıyor. Haberiniz var mı bilmem, bir zaman Doğan Grubu dergilerinin amiral gemisi sayılan Tempo “biraz” kapandı. Haftalık bir derginin aylık hale gelmesine “biraz” kapandı demek doğru olur herhalde. Neden tamamen kapanmadı derseniz… Tecrübelerime dayanarak, Tempo markasının yağını biraz daha çıkarmak için diyebilirim ilk olarak. İkinci nedeni ise zeki olun, siz tahmin edin artık yazının sonunda…

Tempo dergisi

Derginin kadrosu epey bir hafifletilmiştir tabi. Çünkü haftalı dergiyi 15-20 kişi yaparken, aylık bir dergiyi 5-6 kişiyle yapabilirsiniz. Garip olan böyle durumlarda genellikle önce en yüksek maaşı alan yayın yönetmeni gönderilirken, bu kez “biraz” kapatılan derginin yayın yönetmeni görevini aynen muhafaza ediyor. Zaten MYY’nin yazısından aynen alıntılayacağım bölüm derginin yayın yönetmeniyle ilgili. Bakın dergi grubunun başına getirildiğinde eski yöneticilerin çoğunu ayıklayıp, çoğu dergi tecrübesi olmayan kendi adamlarını konuşlandıran MYY nasıl tarif ediyor yayın yönetmenini.

Gelecekte Türk basınında adını sıkça duyacağınızı rahatça söyleyebileceğim genç bir gazeteci olan Çınar Oskay yönetimindeki…”

Genç bir gazetecinin böyle önemli bir yazar tarafından övgüyle anılması ne kadar güzel. Ama MYY’nin bir anlık dalgınlığına gelip yazısına eklemeyi unuttuğu diğer başka ayrıntıları biz ekleyelim….

Çınar Oskay kendisinin yeğeni.

Çınar Oskay’ı başka bir alandan alıp dergicilik işine sokan ve az zamanda çok yükselten  yine kendisi. 

Şunu da kendi adıma ekleyeyim de medya işlerine meraklı ninjalara nasihat olsun…

Torpilin yoksa gazetecilikte en az 10 sene sürünürsün, it gibi üstelik bordrosuz çalıştırılırsın, torpillilerin arkasını toplarsın. Ama medya plazanın aircondition’lı ferah odalarında ikamet eden amcan,dayın ya da kocan varsa koltuğa paraşütle konarsın. (Öyle üç beş kişi de sanmayın, ha… Bu şekilde medyada koltuk, makam, köşe, titr sahibi olanların listesini yapsam, burdan bizim köye yol olur.)

Evet, ben dünyanın en kızgın adamıyım belki. Ama size gerçekten soruyorum: BEN KIZMAKTA HAKSIZ MIYIM?

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin