Emre Yerlikhan gideli tam 1 yıl olmuş…

EMRE-YERLIKHAN.jpg

Emre Yerlikhan (21 Ocak 1976 – 15 Kasım 2009)

Dün Cenk Könül haber verdi. Mail atmış “Yarın tam 1 sene oluyor. Buluşacağız arkadaşlarla. Senin de haberin olsun istedi” demiş. Gidemeyeceğim için ‘selam söyle’ dedim ben de. “Siteden de selam ederim zaten…”

Sözün kısası… Selam olsun Emre Yerlikhan‘a…. Kesinlikle unutulmadın, gücümüz yettiğince de unutulmayacaksın… İşe çizgi roman kategorimizi sana adamakla başlayalım ister misin… Ve sizde o meşum günün arkasından yazdıklarımızı merak edersiniz okumaya devam edebilirsiniz…

Dün gece gitmiş Emre. Hiç haber vermeden… Ben bu adamla daha hiç yüz yüze konuşmadım biliyor musunuz… Ama tanırdık, severdik birbirimizi, saygı duyardık… Bunları yapmak için görmek şart değildi ki birbirimizi…  Ama telefonla konuştuk, mailleştik, facebooktan, girmeme önayak olduğu Twitter’dan, Friendfeed’ten konuştuk… O kadar söyledik, yapalım dedik, ama bir araya gelip kahve içemedik… Şimdi öğrendim ki, o kahveler hiç içilemeyecek…

Cenk Könül mail atmış. Okudum, inanamadım, bir daha okudum. “Kaybettik Emre’yi. Kaybettik canımızı!” diyordu. Daha geçen gün ona “Emre Yerlikhan, Ters Ninja’ya yazar yapamadığıma en üzüldüğüm adamlardan biridir,” demiştim, “Pek severim” demiştim ya, kafaya alıyor beni dedim. Şaka yapıyorsun herhalde, diye cevap attım. Böyle şeyden hiç mi haberim olmaz. Facebook sayfasına baktım sonra Emre’nin. Doğruymuş. Emre gitmiş. Yolun yarısına bile gelmeden, yapacak daha çok şeyi varken, bunca sevenini geride bırakıp gitmiş…

Emre Yerlikhan’la ortak bir aşkımız vardı. Zaten o aşk buluşturdu bizi. Çizgi romanlar…

Çizgi romanlarını satıyordu gittigidiyor’da biri, talip oldum, satın aldım, sonra kargo için adresler isimler verildi ve o zaman birbirimizi ismen tanıdığımız ortaya çıktı… Ondan sonra sık sık konuştuk Emre’yle… Ticaret niyetiyle başlayan ilişki dostluğa dönüştü… Siz birbirini hiç görmeyen iki adamın dostluğu nasıl olur bilir misiniz? Arada çizgi roman tutkalı varsa sıkı olur…

Bir gece telefon etti bana. En az bir saat konuştuk. Canı sıkkındı ve belli ki kafası da iyiydi. Hiç görmemiştik birbirimizi. Ama bu onun benimle dertleşmesine, benim de onu dinlememe engel teşkil etmedi. “Niye satıyorsun çizgi romanlarını?” diye sordum. “Bir hesaplaşmaya giriştim kendimle,” dedi. “Yeniden başlayacağım bazı şeylere.” Kelimesi kelimesine hatırlamıyorum tabi ama buna benzer şeylerdi. “Pişman olma sonra ama,” dedim şakayla karışık, “Sonra geri satmam sana!” Güldü. “Pişman olacaklarımı satmıyorum, merak etme,” dedi.

Üstünden geçti biraz. Bu kez konuştuğumuzda “Yayınevi açıyoruz,” dedi. Benim gibi Don Kişotluğa soyunuyor bu da diye düşündüm. Richter 10’u yayınladılar, sağolsun gönderdi bana. Zaten en son konuşmamızda Resif’le ilgiliydi. “Gönder yeni kitapları da tanıtalım,” dedim. “Kusura bakma atlamışım, ikinci baskı da hemen göndereceğim,” dedi. Sonra kitap fuarı öncesi facebooktan mesaj atmış bana. Aradım buldum, 31 Ekim’de. “Standa uğrarsan, olur ya ben de dalmış vaziyette olursam bir ses et olur mu :)” Fuara gitmedim. Ve Emre Yerlikhan’la, belki de son karşılaşma fırsatını kaçırdım. Keza Deniz Akhan da… Çünkü fuardan beni aramıştı Deniz ve ben de ona mutlaka Gerekli Şeyler standına uğrayıp Emre Yerlikhan’a selamımı iletip onunla tanışmasını söylemiştim. O da fırsat bulamamış ama…

Şimdi bu yazıyı bitireceğim ve kalkıp kütüphanemin başına gideceğim. Artık Emre’den bana yadigar o çizgi romanlara şöyle bir göz gezdireceğim. İçlerinden onun çok sevdiğini hatırladığım bir tanesini, Brian Michael Bendis’in
Powers: Who Killed Retro Girl?’ünü alacağım ve Emre’nin anısına sayfalarını çevireceğim. Ve o sayfalarda Emre çıkarsa karşıma, hiç şaşırmayacağım…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin