Godfrey Ho’nun başka bir icadı: Bionic Ninja

İsmini ekranda görür görmez işkillendirmesi gereken akıllar üstü bir yönetmene ait bir mahlas: Tim Ashby. Parmak uçlarınızda başka sitelere gitmek için bir karıncalanma olduysa, işte doğru an bu andır ey sevdiğim okuyucu! Zira işte geliyor bir başka ‘korkunç’ Godfrey Ho filmi.

Tuğba Keleş

Şahsen ben kendim yorulduğum için hiçbir Godfrey Ho filminde konu aramam. Arayacak olan seyircinin de Allah yardımcısı olsun derim, etliye tuzluya karışmamaya gayret ederim. Yine de 1986 tarihli Bionic Ninja adlı film için, çok havada kalmaması adına, çalınan bir filmin peşine düşmüş KGB tarafından kiralanmış bir ninja gürûhuyla, dünya barışını tehdit eden bu ninjaları alt etmesi için dünyanın biricik dostu Amerika’nın, CIA eyaletinden bir ajan göndermesinin, Hong Kong polisi ile de desteklenmesinin hikâyesi olduğunu belirtmekten kimseye zarar gelmez. Ama seyretmekten gelebilir, uyarırım.

Hırsızlık ertesi, saniyeler içinde Hong Kong-New York arasında yaptığı geçişlerle, Hong Kong’un da en az New York kadar gelişmiş bir şehir olduğunun altını kalın kalın çizdiği gözümden kaçmayan üstad Godfrey Ho ile ilgili zaman zaman, tüm bu saçmalıkları gerçekleştirmesinin nedeninin, gerçekten bütçenin düşük olmasından mı yoksa cimrilikten mi olduğunu düşünürüm. Her ne kadar filmde CIA ajanını canlandıran Kelly Steve’in gerek oyunculuktan nasibini almamış –çok afedersiniz- ‘odun’ kıvamındaki oyunculuğu, gerek Godfrey Ho’nun Amerikan aksiyonlarının etkisinde, filmlerinde muhakkak ecnebi birini oynatmak için Hong Kong’da ikamet eden ama oyunculukla alakası olmayan, sağdan soldan topladığı insanları oynatması, gerekse de hemen alttaki resimde görebileceğiniz gibi Kelly Steve’in giydiği ‘aşortmanın’, bir ‘aşortman’ın en hassas noktası olan ağından yırtık olmasına rağmen kameramanın dahi bunu fark etmemesi gibi özellikler, ilk şıkkın ağır basmasını sağlasa da şu ana kadar kesin bir yanıt verebilmiş değilim bu soruya.

Uzatmayalım, filmle ilgili bazı göz yaşartan diğer öğelere de değinelim. Misal filmin, bir ninja filmi olarak en öne çıkan özelliği, ninjaların finale kadar aksiyondan ziyade, oldukça pasif kalarak izleyici durumunda bulunmaları. Temelde, çalınmış film makarasının peşinden giden ninjalar açısından bir sorun yok elbette. Ama oradan buradan fırlamak suretiyle park etmiş arabaların arkasında filan inci gibi dizilen ninja grubu ‘hah şimdi aksiyon başlıyor işte!’ diye sevinen seyirciyi hayal kırıklığına uğratabilecekken, bir beklentisi olmayan seyirciyi de güldürebilir. Farklı sahnelerden kırptığım resimlere bakacak olursanız ne demek istediğim daha rahat anlaşılacaktır sanıyorum.

Geveze ninja, bir Godfrey Ho filmin olmazsa olmazıdır. Anne gibi, çenesiyle düşmanını alt etme yeteneğine sahip bu ninja türü, bu filmde oturduğu yerden ninjalarına emir veren bir lider konumunda vücut bulurken, filmin gevezelik öğesini aslında diğer karakterle paylaşıyor. Özellikle telefonda konuşmak suretiyle filmin önemli bir bölümünü oturduğu yerden idame ettiren oyuncuların, yer yer giallo türüne yakışır pozlar verdikleri filmi, bu anlamda daha üst mertebelerde bir yerlere oturtabiliriz.

Ninjaların oturdukları yerden ya da park etmiş araba arkalarından, olaya uzun süre müdahale etmeyip pasif kalmaları da filmin aksiyonunun, Hong Konglu polisler ve kim olduklarını anlamak için kafa yormadığım diğer oyuncuların icra ettikleri sokak dövüşlerine ağırlık verilmesine neden olmuş. Neyse ki yavaş yavaş toparlanmayı başaran film, pata küte birbirlerine girişen ve tatsız tuzsuz bir seyir zevki veren bu sahnelerin ardından CIA’in ‘odun’ ajanının yaptığı talim esnasında ninja saldırısına uğramasıyla başka bir noktaya evriliyor. Ninjanın adını duymuş ama daha önce onlarla karşılaşmamış, dünya barışını tehdit eden KGB ile işbirliğindeki (!) Japon Ninjaları alt etmek için yine bir Japon samurayından yardım isteyen ajan, samurayın fiziki olarak kendisine yardım edemeyeceğini belirtmesinin ardından, armağan ettiği ninjutsu kitabıyla Ninjalık eğitimine başlayacak ve nasıl bir kuvvet ve akılsa artık, kitabı hatmederek, “bir ninjayı ancak başka bir ninja alt edebilir” sözünden hareketle kötü lider ninjanın karşısına kan kırmızısı kıyafetiyle geçecektir.

Film aslında bu noktada, kendisinden önceki onlarca ninja ve/veya Hong Kong filminin bazı temel kodlarını açık ediyor:

1. Bir Hong Kong filminde kötü olan Ninjalar, muhakkak japondur.
2. Kung fu ve Ninjalık eğitiminde aslolan bir kitap muhakkak vardır. İnsan isterse kendi kendini bu kitaplar sayesinde eğitebilir.
3. Ve elbette bir ninjayı ancak bir başka ninja ‘defedebilir’. (Only a ninja can defeat a ninja.)

Her şey iyi güzel de 3 numaradaki kodun ardından, bu filmde silah sesiyle çil yavrusu gibi dağılan Ninjaları görmüş bir insan olarak, kafam biraz karışmış durumda. Filmin –elbette- iyilikle son bulan finalindeki ‘film seven ninja’ ile veda etmeden evvel, IMDB’ye bile hata verdirme başarısını gösteren yegane kişinin Godfrey Ho olduğunu belirtmekten gurur duyuyorum. Genelde tam bir karmaşanın hakim olduğu Godfrey Ho filmografisi içinde bu filmi, farklı bir oyuncu kadrosuyla tanıtan IMDB’ye ileriki yaşantısında bol şans dilerken, filmin adında geçen ‘bionic’ kelimesi ile ilgili bir şey yazmamamın nedenini “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözünü hiçe sayan üstada bağlıyorum. Filmde ‘bionik’ bir şey vardı da biz mi yazmadık ey sevdiğim okuyucu?!

Bionic Ninja

Yönetmen: Godfrey Ho (Tim Ashby)

Senaryo: Alan Jackson

Oyuncular: Kelly Steve, Alan Hemmings, Rick Wilson

Yapım: 1986, Hong Kong, 90 dk.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin