İşte hırsızlığın vesikası! Hırsız da pek tanıdık: Hürriyet gazetesi…


O kadar yüce görüyorlar ki kendilerini her şeyi yapmaya hakları var zannediyorlar. O kadar yüce görüyorlar ki kendilerini kendilerinden başka herkesi enayi sanıyorlar. Aşağıda Hürriyet Keyif ekinin Ters Ninja’yı nasıl hortumladığının ispatını bulacaksınız…

Ege Görgün (Landlord)

Gecikmeli de olsa Hürriyet Keyif ekine göz atıyorum. Kitap sayfasında benim de hakkında yazdığım bir kitap tanıtılmış: Zener’in Laneti. Okuyorum, yazı çok tanıdık. Şüpheleniyorum. Bilgisayarın bayına geçiyorum kendi yazımla karşılaştırıyorum. Bunca yıllık editörüm, kül yutacak halim yok. Resmen copy-paste ile benim yazımı aktarmışlar sayfalarına. Ortaya çıkan değişimler, ayrılan yere sığdırmak için sayfa sekreterinin kasap tadında yazıdan bölümler atmasıyla ortaya çıkmış. Sayfa sekreteri diyorum, çünkü bir editörün bu kadar kötü yazı kısaltabileceğine, öyle bir editörün Hürriyet’de çalışabiliyor olmasına inanmak istemiyorum. Her şeye rağmen, bugüne kadar tanık olduğum onca şeye rağmen, istemiyorum.  Hadi başlayalım…

Benim cümlelerim:

Karl Zener’in 1930’larda J.B. Rhine ile birlikte tasarladığı Zener kartlarının amacı insanlarda var olduğuna inanılan ESP gücünü ortaya çıkarmaktı. Beş çeşit kart vardı; yıldız içinde yıldız, üç dalgalı çizgi, artı işareti, daire ve kare. Bu kartlardan 25 tanesi bir Zener destesi oluşturur. Test gayet basitti, ESP gücü sınanan kişi diğer bir kişinin seçtiği kartın ne olduğunu bilmeye çalışacaktır. Başarı yüzdesi ondaki telepati ya da “clairvoyance” yeteneğini (duvar gibi katı nesnelerin arkasını görebilme gücü) ortaya koyacaktır.”

Hürriyet Keyif’in cümleleri:

“930’larda tasarladığı Zener kartlarının amacı, insanlarda var olduğuna inanılan ESP gücünü ortaya çıkarmak. Yıldız içinde yıldız, üç dalgalı çizgi, artı işareti, daire ve kareden oluşan beş çeşit kartın25 tanesi bir Zener destesi oluşturur. Test gayet basittir aslında, ESP gücü sınanan kişi diğer bir kişinin seçtiği kartın ne olduğunu bilmeye çalışacaktır. Başarı yüzdesi ondaki telepati ya da üzeri örtülü nesneleri görebilme gücünü (clairvoyance) ortaya koyacaktır.”

Benim cümlelerim:

“Ülkemizde hayli tutulan gerilim-polisiye yazarı Jean Christophe Grangé’ın yazdığı, Phillippe Adamov’un resimlediği Zener’in Laneti, ABD ve SSCB gibi süper güçlerin parapsikolojiyle merak salıp gizliden gizliye araştırma yaptığı Soğuk Savaş yıllarında geçen bir macera.”

Hürriyet Keyif’in cümleleri:

“Ülkemizde hayli okunan gerilim-polisiye yazarı Jean Christophe Grangé’ın yazdığı, Phillippe Adamov’un resimlediği Zener’in Laneti, ABD ve SSCB gibi süper güçlerin parapsikolojiyle merak salıp gizliden gizliye araştırma yaptığı Soğuk Savaş yıllarında geçen bir macera.”

Benim cümlelerim:

“Beş duyumuz dışında kalan sezgilerimizi ifade etmek için kullanılan ESP (Extrasensory Perception), yani Duyuötesi Algılama kavramı ortaya çıktığından beri merak konusu olmayı sürdürmektedir. Üstelik bu konu yalnızca UFO’lara, ruhlar alemine ve parapsikolojiye kafayı takmış fanatikler için değil, özellikle 60’lı yıllarda Süper Güç ülkelerin askeri kanadı ve gizli servisleri için de ilgi odağı olmuştur.”

Hürriyet Keyif’in cümleleri:

“Beş duyumuz dışında kalan sezgilerimizi ifade etmek için kullanılan ESP, yani Duyuötesi Algılama kavramı sadece UFO’lara, ruhlar alemine ve parapsikolojiye kafayı takmış fanatikler için değil, özellikle 60’lı yıllarda Süper Güç ülkelerin askeri ve gizli servislerinin de ilgi odağı olmuştu.”

Benim Cümlelerim:

“1968’de Paris’te, tarihe damgasını vuran 68 olaylarının hemen öncesinde başlayan hikayemizin kahramanı Sibylle bu kartları iyi bilmektedir. Öngörü yeteneği olan bu genç kadın üniversitede gönüllü olarak bu deneylere katılmaktadır. Dah parapsikoloji alanında uzman olan profesörle farklı türde deneylere başlarlar. Bu deneyler onun öngörü yeteneğinde belirgin bir artışa neden olur. Sibylle bir takım şeylerden kuşkulanmaya başlasa da bir aşk ilişkisine girdiği profesör onu her defasında ikna eder. Oysa Sibylle kuşkularında haklıdır. Profesör’ün niyeti Sibylle’i Sovyetler Birliği’ne kaçırmak ve araştırmalarına orada devam etmektir.”

Hürriyet Keyif’in cümleleri:

“1968’de Paris’te, meşhur 68 olaylarının hemen öncesinde başlayan hikayenin kahramanı Sibylle, bu kartları iyi bilmektedir. Öngörü yeteneği olan bu genç kadın üniversitede gönüllü olarak bu deneylere katılır. Parapsikoloji alanında uzman olan profesörle farklı türde deneylere başlarlar. Bu deneyler onun öngörü yeteneğinde belirgin bir artışa neden olur. Sibylle bir takım şeylerden kuşkulanmaya başlasa da bir aşk ilişkisine girdiği profesör onu her defasında ikna eder. Oysa Sibylle kuşkularında haklıdır. Profesör’ün niyeti Sibylle’i Sovyetler Birliği’ne kaçırmak ve araştırmalarına orada devam etmektir.”

Benim cümlem:

“Jean-Christophe Grangé’nin yazdığı ve Phillippe Adamov’un çizdiği üç albüm ( Sbylle / Tahnitçiler / Tokamak)…”

Hürriyet Keyif’in cümlesi:

“Jean-Christophe Grangé’nin yazdığı ve Phillippe Adamov’un çizdiği üç albüm ( Sbylle / Tahnitçiler / Tokamak)…”

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin