İnsan düştüğünde maskesi de düşer (Veba / Carriers)

 (Veba / Carriers)Landlord

Bildiğim bir filmin basın gösterimiyse ister istemez kafamda ve gönlümde beklentiler oluşmuş bir şekilde giriyorum salona. Ama bazen de – ki ben böylesini seviyorum – öncesinde hiçbir bültenini, hiçbir tanıtımını okumadığım, dolayısıyla da hakkında en ufacık fikrimin olmadığı filmlerin gösterimine gidiyorum.

İşte o zaman bomboş giriyorum salona ve tüm boşluklar filmi izlediğim o bir buçuk – iki saat zarfında doluyor. Ortalamaya vurursak, bu şekilde gittiğim filmlerin çoğunun vasat çıktığını kabul ediyorum. Ama ille de hep böyle olması gerekmiyor. Arada Veba gibi beni afallatan örnekler de çıkabiliyor karşıma.

Aklınıza gelen ilk soru şu olmalı bu girizgahtan sonra. Film getiren şirketlerin tanıtım bombardımanlarına, internetteki informasyon çılgınlığına rağmen, nasıl olup da vizyona girecek bir film hakkında basın gösterimine kadar cahil kalabiliyorsun. E, o da benim geliştirdiğim ekstra bir ninja becerisi diyelim. Şu da var tabi, ne şirketler, ne internet, ne de medya (hepsi birbirine bağlı zaten)  gişe hedefi düşük olan filmler konusunda fazla agresif davranmıyorlar.

(Veba / Carriers)

Hakkında okuduğum bir gazeteye yapılmış uyduruk bir haberin tek cümlelik başlığıydı, ondan da Veba’nın bir salgın hastalık filmi olduğu anlaşılıyordu. Ki bu bilgiyi eşsiz analitik zekamla kendim de keşfedebilirdim takdir edersiniz ki…

Klişelere yaslanmış, hızlı tüketim ateşine odun olacak bir korku filmi seyretmeye gittim sözün kısası. En azından Cabin Fever kadar iyi bir şey olmasını temenni ediyordum ama birkaç aydır seyrettiğim sezon artığı vasat filmler yüzünden ne yalan söyleyeyim, fazla da umudum yoktu.

Veba yüzünden insanların neslinin tükenmekte olduğu alternatif bir şimdiki zamanda  o ana kadar hayatta kalmayı başarmış 4 arkadaşın Odysseus’unkine taş çıkartan yol hikayesini konu alan filmin klişelere dayandığı yine de söylenebilir aslında, ama yaratıcısı o klişeleri alıp Steven Seagal ustalığıyla farklı bir yöne kanalize etmiş.  (Aekido’nun temel prensibi rakibin gücünü ona karşı kullanmaktır. Hamle karşılanır ve enerjisi başka yöne kanalize edilir.) Filmin, çok da iyi ortaya koyduğu bir derdi vardı ve bu dert “bizi korkutmak, germek, oyalamak” değildi. Yine de bizi gayet korkutuyor, geriyor ve oyalıyordu, o da ayrı konu…

(Veba / Carriers)

Bu cesur filmin derdi insanlara tokat atmak, birbirinin üstüne basılarak yükselinen kapitalist toplum düzeninin bize biçtiği çirkin yüzleri göstermek, aynı düzenin seri imalatı olan ve kiminin şevkle kiminin mecburen taktığı ikiyüzlülük maskesini düşürmekti. Kapitalizme çok da yüklenmeyelim aslında, temel güdüsü hayatta kalmak, ailesini ve yaşam alanını korumak olan insanoğlunun, bunlar tehlikeye girdiğinde irtifa kaybeden balonundaki ağırlığa sahip şeyleriı önem sırasına göre teker teker atmaya başlaması oldukça doğal. Ya da önüne çıkan fırsat için gözünü karartması… (Şu günlerde böyle bir filme ne gerek var diyebilirsiniz aslında. Sel felaketinin ardından yaşanan yağmalar aynı çirkin yüzü ortaya koyuyor nasıl olsa. Deprem zamanı yaşanan insanlık dışı yağmaları ise anmak bile istemiyorum.)

Film cesurdu çünkü insanlar sinemaya tokat yemeğe gitmezler. Eğlenmek, keyifli vakit geçirmek isterler. Bunları yapamayacaklarsa para verip o filme bilet almazlar. Ama yine de birilerinin böyle filmleri yapması gerekir. Onlar cesur olanlardır. (Son yıllarda genellikle de İspanyol’lar!)

(Veba / Carriers)

İnsanlar evrimde avantajlı bir konuma geçmiş bu sayede artık cicili bicili elbiseler giyiyor, pahalı arabalar kullanıyor, cep telefonuyla dünyanın bir ucundaki arkadaşına ulaşabiliyor, boynuna gravat denen manasız şeyi takıyor olabilir… Ama tüm bunların değişmesi hiç de zor değil. Yaşam konforlarını, kendilerini güvende hissetme lükslerini alın ellerinden, yerine ölüm korkusunu, çocuklarını kaybetme ihtimalini koyun. İnsanlar bir anda George A. Romero‘nun filmlerinde allegorilediği gibi birbirlerini yemeye, yok etmeye başlayacaklardır. Bu dünyanın ve dünya üstündeki hayvan ya da bitki tüm canlıların halihazırdaki en büyük düşmanı insandır.  İnsanın en büyük düşmanının, insan olması içinse modern uygarlık standartlarının biraz ortadan kalkması yeterlidir.

Veba çok çok iyi yazılmış, baştan sona kusursuz şekilde ilerleyen bir sinema filmi. Karakterler çok iyi seçilip, içleri doldurulmuş. Hikayenin çok karamsar olması insanın ruhunu sıkıyor ister istemez. Ama ruhumuzun bu kadar sıkılmasını çoktan hak ettik biz. İşin acı tarafı bu sıkıntıyı en çok hak edenlerin bir ruha sahip olmamaları.

Genç jenerasyon İspanyol sinemacılara olan hayranlığımda ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gösteren Pastor Kardeşler’in ismini,  gelecekte sıkı takipçisi olacağımız yönetmenler arasına kaydettim bile.

Veba
Carriers
Yönetmen: Alex Pastor, David Pastor
Oyuncular: Chris Pine, Piper Perabo, Emily Van Camp, Chris Meloni, Lou Taylor Pucci

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin