Amerikan Sabahçı Kahvesinde Bir Türk Çizgi Romancı: Kutlukhan Perker (Insomnia Café)

Çizgi romanla ilgilenen hemen herkes Will Eisner Ödülleri’nden haberdardır. 2005 yılında aramızdan ayrılışına kadar, çizgi roman dünyasına katkılarını sürdürmüş, saygın çevrelerce grafik romanın babası kabul edilen Will Eisner adına düzenlenen, senelik bir organizasyondur Eisner Ödülleri. Çizgi roman dünyasının Oscar’ları diyerek klişeleştirmekte beis görmüyorum.

Cenk Könül

Peki ben durup dururken neden Eisner Ödülleri’nden bahsediyorum?

Geçtiğimiz sene Eisner için yarışanlardan biri, yakından tanıdığımız bir isim olan Kutlukhan Perker’di.

90’lı yılların başında henüz bir lise öğrencisiyken Avni ve Gırgır gibi mizah dergilerinde çizmeye başlayan Perker sonrasında HBR Maymun, Leman gibi süreli mizah yayınlarında çizmeyi sürdürdü. Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Sabah, Radikal, Hürriyet, Vatan gibi gazetelere de dönem dönem çizimler yapan Perker 1997 senesinde iki de kitap çıkarttı. Çınar Yayınları tarafından basılan kitapları, Türkan Şoray Dudağı ve Masal Mafya isimlerini taşıyor. Kutlukhan Perker 2000’li yılların başlarında “Society of Illustrators” üyesi olan ilk ve tek Türk çizer ünvanını da arkasına alıp New York’a yerleşiyor ve oradan sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Heavy Metal, MAD, New York Times, The New Yorker, The Wallstreet Journal ve The Progressive gibi büyük mecralarda yayınlanan işleri, bu büyük camiadaki yerini pekiştiriyor.

G. Willow Wilson’un yazdığı ve Perker’in çizdiği Cairo, Vertigo tarafından yayınlandığında büyük ilgiyle karşılanıyor. Bu ilgi, aynı ikili tarafından yaratılan Air ile büyüyor ve Will Eisner Ödülleri’nde, en iyi yeni seri dalında bir adaylık getiriyor. Ödül tartışmalı bir şekilde, ikinci filminin fragmanı yayınlanan Invincible Iron Man çizgi roman serisine gidiyor ancak Air tartışmasız olarak gönüllerin birincisi.

Ödül töreninden iki ay sonra, Noir antolojisinde bir öyküsü yayınlandı Perker’in ve ardından daha önce Lemanyak’da da yayınlanmış olan öyküsü Insomnia Café, Dark Horse etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Beni de bu yazıyı yazmaya iten şey, bir solukta okuduğum bu 80 sayfalık siyah-beyaz grafik roman yani Insomnia Café.

Kitap, daha sonradan adının Peter Kolinsky olduğunu öğreneceğimiz, parkta yatan bir adamla açılıyor. Başkahramanımız Kolinsky’nin aslında sokaklarda yaşayan evsiz bir adam olmadığını, polisten ve kim olduğunu bilmediğimiz gizemli birinden saklandığını öğreniyoruz. Siyah giyimli iki adamın Kolinsky’nin yerini bulmasıyla başlayan kovalamaca başkahramanımızın izini kaybettirip bir kafenin tuvaletine dalmasıyla sonlanıyor… sanıyoruz ama hikaye bu noktadan sonra çok daha ilginç bir hal alıyor. Kolinsky, kafenin tuvaletinde sıkı sıkıya sarıldığı çantasını kontrol ediyor ve içindekilerin kanla kaplı olduğunu farkediyor. Polisler kafeyi basıp kahramanımızın çantasını boşalttığında hiç beklemediğimiz bir şeyle karşılaşıyoruz. Sonrasında hikayenin bu noktaya nasıl geldiğini öğrenmek üzere bir kaç ay öncesine dönüyoruz.

Peter Kolinsky bir nadir kitap uzmanı. Korsan yayıncılarla başı belaya girdikten sonra mesleği avuçlarından kayıp gitmiş ve küçücük eviyle nefret ettiği yeni işi arasında geçen soluk bir hayata başlamış. Ancak geçmişi onu rahat bırakmıyor. Uykusuz geçen gecelerinden birinde bir şeyler atıştırmak için girdiği Insomnia Café ve burada tanıştığı Angela, Kolinsky’nin hayatında bir dönüm noktası oluyor.

Bu noktadan sonrasını, kitabın heyecanını ve zevkini kaçırmamak için anlatmayacağım ancak Perker’in mükemmel kurgusu ve yazdığı şaşırtıcı finalle, şimdiye kadar okuduğunuz bir çok roman ve grafik romandan farklı bir şey vaadettiğini söylemeliyim.

Kitabın konusunu bir kenara bırakıp kısaca teknik bir iki detayın da altını çizmek gerek.

Başkahramanımız, kahraman sıfatını pek haketmiyor. Kendi hataları ve yanlış tercihleri yüzünden başı beladan bir türlü kurtulmayan, etrafındakilere iyi davranmayan, korkak ve sinik bir karakter Peter Kolinsky. Belki de bu yüzden çok gerçek bir karakter aynı zamanda.

Perker’in Insomna Café’deki çizgisi ise Air ve Cairo’dakinden çok farklı. Çok “gerçek” karakterlerini çok keskin çizgilerle, karikatürize bir biçimde çıkarıyor karşımıza. Hikayenin doğa üstülük ile gerçeklik arasında kurduğu denge ve bu karikatür görünümlerine rağmen karakterlerin yaşadıkları, hissettikleri ve hissettirdikleri gerçekliğin dengesi, Insomnia Café’yi çizgi roman dünyasında farklı bir noktaya konumlandırıyor.

Kafkaesk karakterleri ve kurgusuyla, Lynchvari finali ile kitabın kendini en az iki kere okutacağını da ayrıca belirtmem gerek.

Kutlukhan Perker’in kendisine ait web sayfasına da şuradan ulaşmak mümkün.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin