İyi Asker… Vicdanı olan mıdır, emirlere uyan mı? Şeytanla El Sıkışmak (Shake Hands With The Devil)

Tutsi Soykırımı sırasında Ruanda’daki Barış Gücü’nün komutanı olan Romeo Dallaire’nin aynı isimli kitabından uyarlanan Şeytanla El Sıkışmak (Shake Hands With The Devil), Ruanda’da olan biteni görmezden gelen Batı uygarlığının, vicdan yükünü tek başına taşımak zorunda kalan iyi bir askerin hikayesini anlatıyor…

Soykırımın izlerini 1920’lere kadar sürmek mümkün Ruanda’da. O dönemde ülkeyi himaye eden Belçika, Tutsiler ve Hutular arasındaki gerilim körüklediler. Ardından , kendi idaresini kolaylaştırmak için Tutsiler’e ayrıcalıklı hale getirdiler.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra iktidara gelen Hutular’ın yıllardır süren ezilmişliklerinin acısını on binlerce Tutsi’nin öldüğü katliamlara girişerek, 160 bin kadarını komşu ülkelere sürerek çıkardılar. 1972’de bir darbe gerçekleştirildi, ama gerçekleştiren yine bir Hutu’ydu. Dolayısıyla Tutsiler açısından fazla bir değişiklik olmadı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Tutsiler, Hutular’a göre eğitim ve ekonomik açıdan daha iyi durumdaydılar.

1990’da Uganda’da kurulan Tutsi ordusu ülkeye girince İç Savaş patlak verdi. Birleşmiş Milletler birlikleri masumların zarar görmesi engellemek ve iki tarafın barış görüşmelerinde arabuluculuk yapmak amacıyla ülkeye gönderildi. Bu birliklerin başına getirilen General Romeo Dallaire* göreve geldiğinde olayların çığrından çıkmadan kontrol altında tutabileceğini düşünüyordu. Hutu liderlerinin gizli sığınaklarda kasap bıçağı, maşeta, balta ve ateşli silah depoladığı bilgisini alınca hemen harekete geçti. Ancak Hutu liderleri bunu inkar etti. Dallaire silah zulalarına baskın yapmak için Birleşmiş Milletler’den 5000 kişilik ek birlik talep etti ama bunun ancak yarısını aldı. Cephaneleri ise yok denecek kadar azdı. Üstelik kesin emir gelmişti Birleşmiş Milleter’den: Baskını unut, tarafsızlığını koru, sana ateş edilmediği sürece ateş etme! Kısaca, karışma!

Katliamı başlatan Başkan Juvenal Habyarimana, uçağına düzenlenen suikast sonrası öldürülmesi oldu. Hutu milislere başkanın Belçikalılar ve onların işbirlikçisi Tutsiler tarafından öldürüldüğü bilgisi yayıldı. Ilımlı tarıyla tanınan Başbakan Agathe Uwilingiyimana da bizzat Başkanlık korumaları tarafından öldürülüce idare tamamen askerlerden kurulu komitenin eline geçti. Bunu neticesinde yaklaşık 100 gün için çoğunluğu Tutsi olmak üzere 1 milyon insan öldürüldü Ruanda’da.

Bu katliamı durdurmak için elinden fazla bir şey gelmeyen Dallaire, en azından kendisine sığınan Tutsiler’i kurtarabilmek için çaba sarf etti. Binlerce Tutsi’yi koruması altına aldı. Birleşmiş Milletler’den ise destek yerine, şöyle bir talimat geldi: Ruanda’dan çekilin.

Dallaire, Ruanda’dan çekilmelerinin korumaları altındaki 100 bin Tutsi’nin öldürülmesi anlamına geldiğini söyledi. Butros Gali’nin talimatı yine de değişmeyince, Dallaire emre uymayacağını söyledi.

Birleşmiş Milletler elindeki gücü geri çekince yalnızca 260 gönüllü kalmıştı Dallaire’nin yanında. Bunların güvenli bölgeye taşınabilmesi için Hutu milis kuvveti Interahamwe’nin liderleri ve Tutsi ordusunun komutanı Paul Kagame (Ruanda’nın bugünkü başkanı) ile anlaştı. Bu uğurda eli kanlı milis liderlerini elini sıkmak zorunda kaldı, kitabın ve filmin adı buna gönderme zaten.

Emirlere karşı gelen Romeo Dallaire ve onunla birlikte kalan 260 asker sayesinde 32 bin Tutsi kurtuldu. Korumaları altındaki çoğu Tutsi sözlerinde durmayan milisler tarafından yollarda öldürüldü.

Roger Spottiswoode’nin yönettiği, Roy Dupuis’in Dallaire’yi canlandırdığı Şeytanla El Sıkışmak (Shake Hands with Devil), Romeo Dallaire’in 2004’de basılan kitabından uyarlanmış. Böyle bir olayın tekrarlanmamıs için unutulmaması gerektiğine inanan Dellaire’in bire bir tanıklıklarından oluşan kitap Ruanda Soykırımı ile ilgili pek çok gerçeğe ışık tutuyor. Bileşmiş Milletler’in aczi, Gana askerlerinin Dallaire’e desteği, Hutu yetkililerin sürece etkisi gibi. Belki bunlardan en önemlisi Fransa’nın soykırımdaki rolü. Yakın zamanda Raunda hükümeti de bu konuda bir ropar eşliğinde bir suçlama yöneltti Fransa’ya. Hutu rejiminden ele geçirilen belgelere dayanan raporda Fransa’nın Ruanda ordusuna büyük miktarda silah yardımı yaptığı, Fransız askerlerinin soykırımı gerçekleştiren Interahamwe milislerini eğittiği, yer yer çatışmalara katıldığı belirtiliyor. Fransa’nın, soykırım gerçekleştiren bazı Hutuları koruması da yalnzıca bu raporun değil, filmin de iddiası.

Şeytanla El Sıkışmak, ırkçılıkla yönlendirilen insanların ne büyük günnahlar işleyebileceğini, Batı uygarlığının “uygar olmayı” işine geldiği gibi yorumladığını ve işne geldiği zaman devreye soktuğunu ve en önemlisi uygarlığın hiçbir getirisinin vicdanın yerini tutamayacağını hatırlatıyor bize. Savaşı yaratan belki bizim ilkelliğimiz ama savaştan çıkar elde etmeyi akıl etmek bir uygarlığın doğurduğu bir ayıp. Bu ayıp savaşın kendisinden bile büyük bir günah kanımca.

* 1946’da Hollanda’da doğan Romeo Atonius Dallaire bugün Kanada’da senatörlük görevini sürdürürken, bir yandan da soykırım suçları ve insan hakları konusunda uluslararası çalışmaları idare etmektedir.
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin