Orda bir savaş var uzakta… (Şimal Yıldızı: Son Kore Gazileri)

NTV Yayınları’ndan çıkan Cem Fakir imzalı Şimal Yıldızı: Son Kore Gazileri adlı kitap 124 gazinin tanıklıklarından yola çıkarak Kore Savaşı’nı gündeme taşırken şehitlerimizin ve gazilerimizin unutulduğunu hatırlatıyor bize.

Landlord

İstanbul Harbiye’deki askeri müzenin Kore Savaşı’na ayrılmış bölümünün bir köşesinde üç komutana ait silah, teçhizat, üniforma, madalya, nişan vb. eşyalar sergilenir. Kore Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Albay Celal Dora ve Albay Nuri Pamir. Aslında sonuncu ismin başında genellikle bir başka rütbe daha yer alır. Bu rütbe onu diğer komutanlardan farklı bir yere taşıdığı için, bizim de böyle yapmamız en iyisi: Şehit Albay Nuri Pamir.

1901 yılında doğan Kore Şehidi Nuri Pamir aynı zamanda bir Kurtuluş Savaşı gazisidir. Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olmayı beklemeden vatanın kurtuluşu için mücadele edeceği cephelere gitmiştir. Cumhuriyet kurulduktan, cepheler kapandıktan sonra da onun hizmetlerinden yararlanacaktır Mustafa Kemal. Yeni cephesi Misak-ı Milli’nin doğusudur. Peşpeşe patlak veren isyanların bastırılması için 4 yıl mücadele edecektir. Ardından bir süre İstanbul’da harp Okulu’nda görev yaptıktan sonra modern ve düzenli bir ordunun kuruluşuna destek vermek üzere gönderildiği Afganistan’da yıllarca kalır.

NATO’ya katılmanın yollarını arayan Türkiye için Kore Savaşı’na asker göndermek giriş biletini kazanmak anlamına geliyordu. Menderes hükümeti meclise danışmaya gerek bile görmedir asker gönderme kararını alırken. Albay Nuri Pamir bir kez daha öne çılar ve 241. Piyade alayının komutanı olarak 9000 km. uzaktaki cephenin yolunu tutar.

Şimal Yıldızı kitabındaki tanıklıklardan Şehit Albay Nuri Pamir’in astları tarafından oldukça sevildiği görülüyor. Bundaki en büyük sebep askerlerine bir komutandan çok bir silah arkadaşı gibi davranması. Herkes onun babacan tavırlarından, teker teker hatırlarını sormasından, dertleriyle ilgilenmesinden bahsediyor. Askere cesaret vermek için havan ateşi olduğu sırada bile sığınağa girmemesi, eğilmemesi Atatürk’ü görmüş bu Kurtuluş Savaşı gazisini askerin gözünde daha da yüceltmişti. Zaten bu yüzden 5 Haziran 1952’deki acı olay hepsinin yüreğini dağlıyor ya..

1052 rakımlı tepenin bir tarafı Çinlilerin, bir tarafı Türklerin elindedir. İki ordunun mevzileri biribirine aşırı derecede yakındır. Bir takım müzakereler sürdüğü için geçici bir ateşkes havası mevcuttur. Çinlilerin taaruza geçeceği söylentisi çıkınca Tugay Komutanı Tuğgeneral Namık Arguç, yardımcısı Albay Nuri Pamir bazı subaylarla birlikte tepedeki mevzileri teftişe giderler. Ancak yüksek rütbelileri gören Çinliler bu kolay zaferin cazibesine kapılıp ateşkesi unuttular.

Attıkları havan mermisi sanki özellikle Albay Nuri Pamir’i hedef almış gibi tam üstüne, belki de düşüyor ve bu çok sevilen üst rütbeli subayın bedenini paramparça ediyordu.

Şehit Albay Nuri Pamir’in döndüğünde eşine vermek için Japonya’dan aldığı kimonoları yaslı kadına iletmek bugün köşe yazarlığı yapan Piyade Asteğmen Refik Erduran’a düşecekti:

“Eşine aldığı elbiseler gözümün önündedir ve Albay Pamir’in yüzü.”

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin