Sürgün, Marjinal, Yabancı… (Entelektüel / Edward Said)

Entelektüel kimdir? Dünyadan elini eteğini çekmiş, idealize edilmiş, tapılması gereken bir filozof-kral mı? Yoksa Jean-Paul Sartre’ın belirttiği gibi, toplumun tümüne tabi, ama otoriteye karşı koymakla sorumluluğu da olan amatör ruhlu bir birey mi?

  Ercan Dalkılıç

Daha çok Şarkiyatçılık kitabının yazarı olarak bilinen edebiyat eleştirmeni/kuramcısı Edward Said, 1993 yılında, BBC için verdiği ‘Entelektüelin Temsil Ettikeri’ temalı Reith Konferanslarının bileşkesi olan Entelektüel adlı eserinde, ‘entelektüel’ kelimesinin 20. Yüzyılda büyük ölçüde olumsuz tınlamalarla kullanıldığından başlayarak hayli kapsamlı bir incelemeye soyunmuş.

Said, entelektüeli ele alırken, ilkin Gramsci’nin Hapishane Defterleri’nde bahsettiği iki tipe yer vermiş kitabında: Bunlardan ilki öğretmenler, idareciler gibi nesilden nesile aynı işi yapmayı sürdüren geleneksel entelektüeller; ikincisi ise kapitalizmin yarattığı danışman, teknisyen, uzman vb. meslek mensuplarını içeren organik entelektüeller.

Günümüzde de sıkça rastladığımız entelektüel tipi, ortalama insan, varoşlar, orta-sınıf beğenisi gibi şeyler hor görür, bunun yerine doğal bir aristokrasiyi, nostaljiyi, üst-sınıf kültürünü över genelde. Gramsci’nin organik entelektüel dediği tipleme, bugün itibariyle, iyice seçkincileşmiş, artık burjuvaziyle yalapşop bir ilişki içerisindedir.

Said de kitabında bu seçkinci entelektüel figürünün altını oyuyor kendince, John Carey’in Entelektüeller ve Kitleler: 1880-1939 Arasında Edebiyat Entelijansiyasında Gurur ve Önyargı kitabından da kısmen yararlanarak. Ona göre, entelektüel salt elit bir çevreye değil, mümkün olabildiğince geniş bir halk kesimine seslenmelidir, ama küçümsemeden! Çünkü bu kesim onun doğal muhatabıdır. Sözgelimi, bugün sermayenin üniversitesinde görev yapan akademisyen ise, insanın kanını donduran akademik bir jargonu sebebiyle halk ile arasındaki köprüleri sonsuza değin yıkmış gibidir.

Peki, tüm halkı bir kenara itip, sermayeye vs. biat eden entelektüele karşı bir şeyler söylemeyecek midir entelektüel? Yine Carey’in izinde, ona da açıklık getiriyor Said:

“Bir bütün olarak kitle toplumu değildir entelektüelin meselesi; kamuoyunu biçimlendiren, onu konformistleştiren, iktidardaki bir avuç bilmişe güvenmeye teşvik eden uzmanlar, eş dost grupları, profesyoneller de onun hedefindedir.”

Yine Gramsci’nin orgaik entelektüeline çıkıyor yollar böylece.

Düzenin adamı haline gelen bu entelektüel tipi, belli bir çıkarı gözetir. Oysa gerçek entelektüel, şovenist milliyetçiliği, şirketleşmiş düşünce müsveddelerini ve sınıf, ırk ve toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişiler olmamalıdır:

“Onların ne söylemeleri ya da ne yapmalarını gerektiğini belirleyen hiçbir kural yoktur; gerçek bir entelektüel için tapılacak ve yanılmaz kılavuzluğuna güvenilecek herhangi bir tanrı da yoktur!”

Hangi partiye yakınlık duyarsa duysun, hangi ülkeden gelirse gelsin ve kendini aslen neye bağlı hissederse hissetsin, insanların çektiği acılar ve yaşadığı baskılar konusunda belli bir doğruluk standardından şaşmamalıdır entelektüel Said’e göre. Ardından da ekler:

“Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak, şovenist kabadayılıklara, tantanalı döneklik ve günah çıkarma törenlerine rağbet etmek bir entelektüelin kamusal rolüne en çok gölge düşüren tavırlardır.”

Toplumsala sağır, gerçekten de Said’in tanımladığı gibi ‘tuzukuru bir umursamazlıkla’ kendi konformizmi içinde suya sabuna dokunmadan, gül gibi geçinip giden, liberal bir hoşgörüyle etrafa sevimli gülümsemeler fırlatan entelektüel, ilgi çekmiyor aksine itici bir hale oluşturuyor etrafında. Ama kaderin garip bir cilvesi olsa gerek hiç de yalnız kalmıyor bu entelektüel tipi. Kimsenin suyuna gitmeyen, muhalefete adanan bir ruhla hareket eden koruyacak makamı olmayan entelektüellerse, gerçekten kaçış yok, yalnız kalıyor en nihayetinde.

Edward W. Said’in Entelektüel adlı kitabı ülkemizde Ayrıntı Yayınları tarafından, Tuncay Birkan çevirisiyle yayımlandı.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin