Tarihin tozlu koridorlarında asılı bir portre: Vedat Örfi Bengü

vedat-orfimarjinaller

Agah Özgüç son kitabı Türk Sineması’nın Marjinalleri ve Orjinalleri’nde bizi Türk Sinema Tarihi’nin duvarları birbirinden ilginç portrelerle süslü koridorlarında dolaştırıyor.

Üzerine ne kadar çok yazı, kitap yazılsa da, Yeşilçam ve öncesiyle ilgili marjinalleranlatacak daha çok hikaye var. Agah Özgüç’ün uzun zamandır üstünde çalıştığı ve emeği önde, kendi ise hep arka planda kalmış isimlerle; az bilinen yönleriyle ele alınan çok “tanınmış” yıldızların portrelerinin fark gözetmeksizin bir araya getirildiği Türk Sineması’nın Marjinalleri ve Orjinalleri bunun adeta bir kanıtı.

Türk Sineması’nın belki yalnızca sinema emektarlarının dost sohbetlerinde dile getirdikleri sırlarla dolu saklı bir tarihi var. Bu sırlar bazen hayatta olanları rencide etmemek için, bazen de sinema kitabı basacak bir yayıncı ortaya çıkmadığı saklı kalmaya devam ediyor. Oysa anıları kaleme alınacak, nehir söyleşiler yapılacak ne duayenler var hayatta. Ve kaç tanesi anılarını kitaplaştırmadan sırları ve bilinmeyenleriyle bu hayattan göçtü gitti.

Türk popüler kültür hayatına dikkat çekici izler bırakan Vedat Örfi Bengü (1899-1953) bu isimlerden biri. Paşazade olmanın sağladığı olanaklarla hayatı boyunca sorumsuzca ve bencilce macera peşinde koşan, sanatın pek çok farklı dalında bir şeyler üreterek “zirveyi” kovalayan, ancak hercailiği yüzünden kalıcı sanat yapıtları değil de, “popüler işlerle” yetinmek zorunda kalan bir girişimci.

Mehmet Ali Paşa’nın oğlu olarak Erenköy’de devasa bir köşkte dünyaya gelen Bengü, sanat hayatına oyun yazarlığıyla başlar. Ardından ünlü dedektif Nat Pinkerton’un maceralarını içeren 10 Paralık fasikül kitaplarının çevirmenliğini yapar. (1917-22)

Düzenli bir işi ve geliri olmamasına rağmen genç yaşta ikinci kez evlenir.İkinci eşi, hayatının Bengü’süz döneminde Nazım Hikmet’le büyük bir aşk yaşayacak olan 16 yaşındaki Piraye’dir. Bu evlilikten bir oğul, bir de kızları olur. Oğul Nazım Hikmet’in üvey oğlu olarak tanıyacağımız ve Bengü soyadından feragat eden edebiyatçı Mehmet Fuat’tan başkası değildir.

Vedat Örfi Bengü sorumsuzca sürdürdüğü macera, şöhret ve servet arayışını, ikinci çocuğuna hamile eşini Paşa babasına emanet ederek Fransa’da sürdürmeye kadar götürür. (1924) Bu göçün nedeni Özgüç’e göre film teklifi aldığı için, başka kaynaklara göre aşığının peşinden bir müzik grubunda piyano çalmak içindir. Gerçekten de çeşitli Fransız filmlerinde rol alan Bengü, daha sonra Hz. Muhammet’in hayatını filme çekmek üzere Mısır’a geçti. Çekim aşamasında muhafazakâr Mısırlı yetkililerce Mısır’dan sürülen Bengü, daha sonra bu ülkeye bir “kurtarıcı” olarak dönecek ve yapımcı-yönetmen-oyuncu olarak Mısır sinema endüstrisinin kuruluşunda önemli bir rol alacaktı. *Çevresine kendisi gibi zengin birkaç Mısırlı genci toplayan Bengü, Mısır’ın ilk büyük film ortaklığı olan Isis Film Corporation’u kurdu. 1927’de çıkan ilk büyük Mısır filmi Laylâ-Leylâ Bengü’nün yapımcılığında Mısırlı rejisör Ahmad Calâl tarafından çevrilmişti.

Vedat Örfi Bengü Ateşten Gömlek (1950) filmi setinde
Vedat Örfi Bengü Ateşten Gömlek (1950) filmi setinde

Denebilir ki Bengü hayal ettiği konuma en çok Mısır’da yaklaştı. Türk kimliği, karizmatik kişiliği ve ilginç fizyonomisi ile Arap ülkelerinde “Şark’ın Valentinosu” olarak el üstünde tutuldu bu dönemde. Aynı zamanda sonraki yıllarda Mısır’ın müzikli, danslı, melankolik aşk fimlerinin Türkiye pazarına girmesinin ve bu tarzın emekleme aşamasındaki Türk sinemasını etkilemesinin arkasındaki isim oldu.

Lord-Lister-Serisi-3-Londradaki-Kan-IzleriKaynaklara göre Fransa’da 8, Mısır’da 14, İspanya ve Viyana’da birer film çektikten sonra 1931’de Türkiye’ye dönen Bengü, Gaston Leroux’nun yarattığı, başkahramanın bir gazeteci olduğu 5 kitaplık polisiye serinin çevirmekle işe başlar. Örfi bu kez çevirmenlikle yetinmez, bu türün örneklerine öykünerek kendi polisiyelerini yazmaya koyulur. Kapakları korku romanlarını andıran ve üstlerinde Geceleri Okumayınız! ibaresi bulunan Lord Lister serisini çıkartır. İçerik konusundaki Batı’dan esinlenme eğilimi, isimde de göze çarpar, çünkü Lord Lister ismini taşıyan bir kahraman ilk kez 1908 yılında bir Alman “pulp-fiction” dergisinde boy göstermiştir. Bengü, bu sıralar yazdığı tiyatro oyunlarına ilaveten trajediler üstüne kurulu melankolik romanlar yazar. Tiyatro turneleriyle Anadolu’yu dolaşır.

agah-abi1946-53 yıllarında Türkiye’de Nijat Özon’un değerlendirmesiyle “Arap filmi niteliğinden kurtulamamış” 23 fim yöneten, 14 filmde rol alan, 17 filmin senaryosunu yazan Vedat Örfi Bengü gözlerini hayata yumduğunda Özgüç’ün deyişiyle ardında “bilinmeyenler, oyunlar, filmler, romanlar ve Latain harflerinin kabülünden önce çizdiği ama yayımlanmayan çizgi roman denemeleri” bırakmıştır.

* Türk Sinema Tarihi – Nijat Özon

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin