Teröristini Nasıl Eğitirsin?

Bir anlatım biçimi olarak alegorileri kavranması zor gerçekleri daha kolay bir düzleme taşıdığı için değil de, başarılı örneklerindeki yaratıcılığı ve renkliliği nedeniyle severim. Yoksa işaret ettiği gerçekler benim için daha önemlidir. Alegorinin en bilindik örneği olan fabllarda, mesela tilki ve karga hikayesindeki basitlik çok etkilidir, ama önemli olan aslında ne anlattığıdır. Bu nedenle pek çok sanatçı tarafından tercih edilmeyen bir anlatım biçimidir, çünkü onlar işaret tabelası değil, bütünlüklü bir eser yaratmanın peşindedir.

Deniz Akhan

İşin bir de yanlış okuma kısmı var. TolkienYüzüklerin Efendisi kitaplarının II. Dünya Savaşı’nın alegorisi şeklinde okunmasına şiddetle karşı çıkmış. Kaçış edebiyatı suçlamasını, edebi tavır olarak kabul etmiş biri için dikkat çekici bir nokta.

Her ne kadar Tolkien‘e hak versem de, bazı yanlış okumalar -yanlış olduğunu bilseniz dahi- düşünce akışının keyfi nedeniyle kaçınılmaz hale gelebiliyor. Cressida Cowell‘ın çocuk romanından uyarlanan Ejderhanı Nasıl Eğitirsin (How To Train Your Dragon) filmini izlerken, bu filmin güncel ABD siyasetine ne kadar uyumlu olduğunu, bunun bir alegorisi gibi okunabileceğini düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Cressida Cowell duysa büyük ihtimalle sinirinden köpürürdü, ama bu okumanın eserin gerçek alt-metni olmadığını, sadece benim kurgum olduğunu baştan söyledim.

Peki, bu film/kitabı neyin alegorisi olarak okuyorum? Bu soruyu cevaplayabilmem için (Numan Serteli‘nin aksine) hiç sevmediğim bir işi, filmin konusunu aktarmayı daha da ileriye taşımam, filmin özetini anlatmam gerekiyor:

Berk Adası’nda yaşayan Vikingler, köylerine saldırıp hayvanlarını çalan ve insanlara zarar veren ejderhalarla sürekli olarak savaşıyorlar. Güçlü, gururlu ve mücadeleci Vikingler için bu bir yaşam biçimi haline gelmiş. Vikinglerin şefi Stoick’in çelimsiz ve sakar oğlu Hiccup da bir ejderha avlamak, böylece kendini ispatlamak istiyor, ama her denemesinde yarardan çok zarar veriyor. Bir gün, müthiş sürati nedeniyle kimsenin doğru düzgün göremediği, bildikleri ejderhaların en tehlikesi olan Gece Korkusu’nu icat ettiği bir zıpkınla vuruyor, ama kimseyi inandıramıyor. Şef Stoick bu ejderhaların kökünü kazımak için işin kaynağına gitmeye karar vererek bütün savaşçılarıyla sefere çıkıyor. Bu sırada şefin en yakın dostu olan Gobber, Hiccup’ı eğitip yiğit bir ejderha avcısına çevirmeye çalışıyor.

Hiccup ormanda dolaşırken yaraladığı Gece Korkusu’nu geniş bir çukurlukta buluyor. Ejderha kuyruğundaki kanatçığı koptuğu için uçamıyor. Hiccup ejderhayı savunmasız hale getirmesine rağmen bıçağını kalbine saplayamıyor, çünkü o hüzünlü ve korku dolu gözlerde kendisiyle bir benzerlik buluyor ve ejderhayı serbest bırakıyor. Zamanla aralarında bir dostluk oluşuyor, Hiccup gözlemleri sayesinde ejderhalar hakkında yepyeni bilgiler öğrenip eğitimcisini ve diğer öğrencileri şaşırtmaya başlıyor, çünkü bu sayede eğitimi sırasında karşısına çıkan her ejderhayı zararsız hale getiriyor. Mucitliğini de konuşturup Gece Korkusu’nun kuyruk kantçığına bir protez yapıyor, bir de gem sistemi tasarlayıp ejderha dostu ile birlikte göklerde uçmaya başlıyor.

Vikingli savaşçılar ejderhaların yaşadığı yeri bulamadan köye dönüyorlar. Şef Stoick’in üzüntüsü oğlunun gerçek bir savaşçıya dönüşmesi karşısında dağılıyor. Ama Hiccup’ın foyasını ilk olarak platonik aşkı Astrid ortaya çıkarıyor. Bir şekilde Hiccup’la birlikte Gece Korku’sunun sırtına binip uçmaya başlayıp, ikisi arasındaki dostluğu görünce ihbar etmekten vaz geçiyor.

Bu romantik tablo Gece Korkusu’nun gizemli bir çağrıya, diğer bütün ejderhalarla birlikte uyarak derin mağraya iki aşığı da sürüklemesiyle dağılıyor. Derin mağarada diğer bütün ejderhaları korkuyla sindiren dev ejderhayı görüyorlar. Anlıyorlar ki ejderha(cık)lar, bu dev ejderhayı beslemek için köylerine saldırmışlar bunca zaman. Astrid bu keşiflerini Vikinglere anlatmak istiyor, ama Hiccup bunun bir katliama sebep olacağını düşünerek onu engelliyor.

Ancak Hiccup savaşçılığa geçişi için son testinde bir ejderhayı öldürmek durumunda kalınca itiraz ediyor. Ejderha bu sırada zıvanadan çıkıp Hiccup’a saldırınca Gece Korkusu onu kurtarmak için arenaya geliyor. Hiccup’ı kurtarsa da Vikinglere esir düşüyor. Arkadaşını korumak isteyen Hiccup asıl suçlunun dev ejderha olduğunu söylüyor, ama babası bunun üzerine Gece Korkusu’nu kullanarak düşmanına saldırmaya karar veriyor.

Vikingler oraya vardıklarında başlarından büyük bir işe kalkıştıklarını anlıyorlar, korkunç ölümlerine kavuşacakken Hiccup ve arkadaşları eğittikleri ejderhalarla yardıma geliyorlar ve dev ejderhayı altediyorlar. Vikingler ve ejderhalar barış içinde yaşamaya başlıyorlar.

Umarım şimdiye kadar sıkılıp okumayı bırakmamışsınızdır. Şimdi alegori sınıfına zorla soktuğum hikâyenin işaret ettiği gerçekleri ifşa etmenin sırası geldi(!).

Vikingler aslında ABD, ejderhalar da 11 Eylül dahil pek çok saldırıyı gerçekleştiren Müslüman teröristlerdir (El Kaide). Şef Stoick (George W. Bush), bu teröristlere karşı nefret ve düşmanlık anlayışı içerisinde mücadele vermektedir. Teröristlerin kökünü kazımak için yaşadıkları yere, Afganistan’a sefer düzenler, ama eli boş döner. İnsani değerlerini koruyan Hiccup (seçimden önce bir umut simgesi olan Obama) ortak değerlerine vurgu yapıp her ejderhanın, yani Müslümanın düşman olmadığını, birlikte yaşamanın mümkün olduğunu ortaya koyar. Asıl suçlu bu teröristleri kötü emellerine alet eden dev ejderha, yani radikal İslamdır. Bush, düşmanlık politikasından vazgeçmez, aslında dost olan Müslümanı önüne katıp tehlikenin merkezine, yani Irak’a saldırır. Ancak boyundan büyük bir işe kalkışmıştır. Neyse ki Obama sayesinde daha önce topunu düşman olarak gördükleri Müslümanlarla demokratik dayanışma içine girip bu hain canavarın üstesinden gelirler ve mutlu bir şekilde yaşamaya başlarlar.

Ejderhanı Nasıl Eğitirsin bir alegori değil, ama oyunlu biçimde işaret ettiğini söylediğim gerçekler gündemde yaşayan düşünceler. Bush‘un Haçlı Seferi benzetmesiyle bütün Müslüman toplumlarını karşısına, 11 Eylül hezeyanı ile ABD toplumunu da arkasına aldığını gördük. Irak işgaliyle geçen süre ABD’deki ılımlı seslerin yükselmesini sağladı, ama ABD karşıtlığını da radikal İslam dar-açısına hapsetti büyük bir kesim için. Oysa oyunumuza devam eder ve ABD-Viking denkliğinden hareket edersek, Vikingler bir ganimet topluluğuydu. Ulaşabildikleri yerleri işgal ediyor ve yağmalıyor, o bölgenin zenginliklerini kendi ülkelerine taşıyorlardı. ABD’nin çok daha incelikli yöntemleri olsa da, Vikinglere benzediklerini söyleyebiliriz. Şimdilik kendilerini Müslümanları sindirmiş (eğitmiş) gibi görüyor olabilirler, ama hem yanlış bir düşünce içindeler hem de dünyada onlar yüzünden acı çekenler sadece Müslümanlar değil.

Yazı boyunca sürekli olarak bu okumanın kurgusal olduğunu vurgulamamın sebebine gelince. Aşağıya bir yazının linkini ve bir video ekliyorum. Bu yazıyı yazan ve videoyu hazırlayanlar kadar komik bir duruma düşmek istemeyişime hak vereceksiniz.

Ahmet Taşgetiren: Ebabil – Avatar (Bugün gazetesi)

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin