The S-Files Nr.30 © Ters Ninja: Ercan Dalkılıç


Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların otuzuncusunu Ters Ninja yazarı Ercan Dalkılıç için açıyoruz.

Nerede, ne şekilde, kiminle seyrettiğinizi hatırladığınız en eski film hangisi?

Bu soruya tek bir filmi cevap olarak veremem. Video alışkanlığımdan önce, 90’ların ortası, özel kanalların henüz palazlandığı dönemde, annemle birlikte uzun kış gecelerinde izlediğimiz filmleri sıralayabilirim ancak; Geleceğe Dönüş’ler, Esaretin Bedeli, Merdiven Altındakiler, The Burbs, Mr.Jones, Diriliş (Orjinal İsmi Resurrection olan, 1999 yapımı)… Hangisini ilk izlediğimi inanın anımsamıyorum. Ancak Geleceğe Dönüş’ler, sinemayı çok sevmeme vesile olan filmdir diyebilirim…

Sinema yazarı olmasaydınız, ne yazarı olmak isterdiniz?

Romancı olmak isterdim. Ki üzerinde çalıştığım, kafa yorduğum bir kurgu var. Yoğunlaşabilecek zamanı bulabilirsem gelecekte, geliştirebilirsem ve en önemlisi başına oturup yazabilirsem belki bir gün bitirebilirim diye umuyorum.

Hayatınızın sonuna kadar tek bir filmle idare etmeye mahkum edildiniz. Hangi filmi seçerdiniz?

Godard’ın Serseri Aşıklar’ı… Neden bu filmi seçtiğimi düşündüm de… Yeni Dalga’sız, dahası Godard’sız bir hayat çok fazla eksik kalırdı gibime geliyor.

Kendinize içlerinden hayali bir arkadaş seçme şansınız olsaydı. Hangi sinema karakterini seçerdiniz?

Marty McFlay (Geleceğe Dönüş)

Hangi sinema oyuncusunun görüntüsüne sahip olmak isterdiniz?

Steve Buscemi, Jean Paul Belmondo gibi ayrıksı bir yüze sahip olmak isterdim.

Hangi yönetmenle sıkı dost olmak isterdiniz?

Kesinlikle Quentin Tarantino! South Bay Area’daki video dükkânında -gerçi bu dükkan 90’ların başında kapandı ama-saatlerce sohbet etmek ve onlarca film izlemek istedim onunla. En iyi, en kötü listeleri yapardık birlikte uzun uzun. O konuşurken notlar alırdım sinema tarihine dair. Ben de sinemayı ilk böylesi bir video dükkânında öğrenmeye başlamıştım.

Hangi film gerçek olsun ve siz de içinde yer alın isterdiniz?

Big Lebowski. O ekiple bowling oynamak, bira içmek ve o absurd aksiyonun bir parçası olmak süper olurdu.

Sinemayı sevmek için iyi bir neden söyler misiniz?

Film izlediğim süre boyunca hayatın akmadığını düşünürüm, siz de düşünmüşsünüzdür muhtemelen bunu. O süreyi ekstra olarak bana bağışladığını düşüyorum sinemanın. Katarsis, büyük bir terapi bence, ömrü uzatması da cabası.

Sinemanın en kötü özelliği ya da en büyük zararı nedir sizce?

Zamanla ilgili sorunlar yaşamanıza sebep olur. Yarın sabah erken kalkmak zorundasınızdır sözgelimi; bir toplantıdan da geç çıkmışsınızdır, gece yarısıdır, uyku sizin için en sağlıklı seçenektir, ama siz yine de bir film izlersiniz o gece. Uykusuz kalmak bir sinefil için çok olağanlaşır yıllar geçtikçe.

Bugüne kadar gittiklerinizin içinde en sevdiğiniz sinema hangisiydi?

Akhisar Belediye Sineması. Diğer adıyla Teyyare Sineması. 1928 yılında Atatürk tarafından yaptırılmış. Atatürk, o zaman 7-8 noktada, Fransızlara inşa ettirmiş bu sinemaları. Bugün sadece Bursa ve Akhisar’daki hala ayakta. Salon girişinde ahşap kapılar var, iki yana açılan. İki katlı, üst kat balkon şekilde, perdeyi biraz tepeden görüyor. Salon aynı zamanda tiyatro oyunları için de kullanıldığı için perde bir sahnenin üstünde. Akustik biraz vasat ama bu kusur oranın benim için değerinden bir şey eksiltmiyor. Cinema Paradiso, Alfredo ve Toto için ne kadar özelse, Akhisar Belediye Sineması da benim için o kadar özel…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin