Nisan ve Mayıs aylarında çıkan albümlerden, rock piyasamızda bir yaz öncesi hareketliliği yaşadığı izlenimi edindim. Hem eskilerin hem yenilerin dahil olduğu bu hareketliliğin, ne kadar berekete denk geldiği ise hayli tartışılır.

İlk albüm Cingi’den geliyor: Kendi Kendine… Söz, müzik, düzenleme, prodüksiyon, grubu kuran, gruba isim veren Selçuk Sami Cingi. Demir Demirkan’ı aklıma getirdi albüm. İşin tekniğini hatmetmiş, çok kalifiye bir müzisyen ama iş şarkılara, albüme gelince dinleyene müziğinin büyüsünü taşımakta yetersiz. Bunun sebebi elbette şarkıların, söyleyen-dinleyen etkileşimini yakalayacak o büyüden yoksun olması… Şarkılar yeterince nadasa bırakılmadığı için mi yoksa hayranlık duyulan o yabancı grupların müziğinden kopup kendi olamadığı için mi?

Keza Ossi Müzik’ten çıkan Ali Şota’nın İki Rüzgar albümü de ne yazık ki genç sanatçıya istediği çıkışa sağlayabilecek güçte değil. “Gol olacak şarkıyı” bir türlü bulamamış Şota.

Söyle Ruhum ile albümlü gruplar arasına katılan TNK ise dinlediklerim içinde beni en umutlandıran grup oldu. Akılda kalıcı melodilerden uzaklaşmadan sıradışı olabileceklerinin işaretlerini taşıyan bu albümün yaratıcıları, işin içine usta bir prodüktörün, – misal Tarkan Gözübüyük gibi – dahil olmasıyla patlayıcı bir albüm yapabilirler gelecekte.

İçi Boş Yıldız’a imza atan Ruj grubu için de benzer şeyleri tekrarlayabilirim. Zafer Turhan’ın Koray Candemir’i hatırlatan güçlü vokali İçi Boş Yıldız’ı daha da dinlenir kılıyor. Ama gruba seçtikleri isme, albüm kapak tasarımına ve fotoğraflara bakınca, onların da vizyonlu bir yapımcı dokunuşuna ihtiyaç duydukları kanaati oluştu bende.

Kağıt Evler, Emre Aydın’ın kendini tekrar ettiği, ilk albümdeki başarısını ileriye götürme gibi zorlu bir uğraşa girmektense dinleyicilerinin sadakatine ve ilk albümünde yakaladığı melankolik ve melodik sound’a bel bağladığı bir çalışma olmuş. 20 yaş daha küçük olsam, başımda kavak yelleri esse, beni idare ederdi ama… Ne yazık ki beyazlarım artık daha çok!

Uzun süredir kendisinden haber alınamayan Özlem Tekin de, Bana Bir Şey Olmaz’la girdi gündemimize. Şimdi sevgili Özlem, tamam sana bir şey olmasın da, sen de idare etmişsin bu albümde. Vokalle, Özlem Tekin farkını ucundan gösteren bir iki şarkıya yaslanmışsın. Bu muydu sabrımın sonu? Nerede ilk dinleyişte dilime takılacak o şarkı? Ve ne istedin güzelim Hey 15lik türküsünden?

Biraz notum kıt, bazen de kırıcı olabiliyorum tamam ama, bu dönemde çıkan albümlerin çoğuna yaz konserlerinde pay kapabilmek adına yapılan bir PR etkinliği olarak bakanların hiç mi kabahati yok?

3 YORUMLAR

  1. Türk Rock Müzik Gündeminin bendeki yansıması yukardaki 'müzisyenleri' gözönüne alırsam şöyle ilerliyor: İlgim yok, hiç duymadım, hiç duymadım, hiç duymadım, hiç duymadım, ilgim yok (üşenmeden yazdım tekrara düşme pahasına).

    Bir de bir istirhamım olacak yeni gruplardan.

    Efendiler,

    lütfen artık kliplerinizde efil efil elbise içinde uzaklara yürüyen kız temasından vazgeçin, bu bir (Hayır kime yaranıyorsunuz bi anlasam!).

    Tünel Meydanı, sizin klipleriniz için mesken olsun diye oluşmadı, bu da 2.

  2. onu bunu bilmem -bu sıralar- türkçe rock'tan bahsediyorsak öncelikle malt'tan söz etmek gerekir..

    bu yazıda neden yoklar pek fikir sahibi değilim, lakin ilk albümleri de şahane olan bu grubun çıkan son albümlerine ancak şahane ötesi denebilir..

    dinle dinlet!!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here