Uluslararası Ayvalık Film Festivali’nin Yaratıcılarıyla Muhabbet…

Nail Pelivan, hali hazırda Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi, filmleri Uluslar arası festivallerde dolaşan bir kısa filmci, her şeyden önemlisi bir sinema sevdalısı… Şimdi de 1. Ayvalık Film Festivali’nin yönetmeni! Öncelikli olarak kendimizin de gitmek isteyeceği bir festival yaratmak istedik diyor, Pelivan; yurtiçinde birçok festival dolaşmış, gerek yönetmen olarak, gerek öğrenci programında…

Söyleşi: Ercan Dalkılıç

Gittiği festivallerde, kısa filmcilere ikinci sınıf muamelesi yapıldığını hissetmiş, son zamanlarda da takip etmemeye başlamış festivalleri. Festivallerdeki elitist-entelektüelizmden rahatsız birçoğumuz gibi o da. ‘Sinemacıların sinemacılara anlattığı’, deneysel adı altındaki yapılan karmakarışık işlerden insanların ne anladığını gerçekten merak ediyor: “Ben anlamıyorum o filmlerin birçoğunu. Ne anladıklarını merak ediyorum hakikaten.”

Nail Pelivan ve Ayvalık Sanat Derneği’den, festivalin hayata geçmesinde büyük emeği bulunan Hakan Urul’la birlikte 1. Ayvalık Film Festivali’yle ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

Landlord: Bu festivalde tek olarak blogger basının olması rastlantı mı? Bu bir tercih mi?

Nail Pelivan: Biraz samimiyetten ötürü. Biz onlara da ulaşmak isterdik. Özellikle ana akım medya gelmesin gibi bir çabamız olmadı. Birçok blogger bize kendisi ulaştı. Biz çok mutlu olduk bundan açıkçası.

Ercan Dalkılıç: Bir film festivali yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

N.P.: Aslında bu biraz uzun bir hikâye. İsim vermeyeyim, Turgut’la (Baygın) çektiğimiz bir film için festivaldeydik. Kimse bizim orada olduğumuzu bilmiyordu. Bu hoş bir şey değil. Festivaller o filmlerin yaratıcıları sayesinde yapılıyor. Göstermeniz için film gerekli! Çeşitli organizasyonlar yapıyorduk zaten. Şiir Ayvalık’ta diye bir etkinlik yapıyoruz mesela. Şairler getiriyoruz her sene. Çok güzel bir etkinlik oluyor o da. Bir etkinlik geleneğimiz oluşmuştu. Film işine girdikten sonra, içimizde bir festival isteği doğmaya başladı. Ayvalık bunun için çok uygun bir yer. Salonumuz eksikti. Daha önce bazı kurumlarla görüşmelerimiz olmuştu. Bana yapılan teklifleri salon eksikliği nedeniyle geri çevirmiştim.

Landlord: Salon yok muydu Ayvalık’ta o ara?

 N.P.: Var ama sıcak bakmıyorlar böyle bir festivale. Diğer salonlar da elverişli değil. Akustikleri çok kötü. Bir festivali yapıyorsanız, filmler anlaşılmıyorsa hiçbir anlamı olmazdı. Biz 2010’dan sonra bunu hayal etmeye başladık. Arkadaşım Turgut’la paylaştım. Logoyu filan çok önceden yapmıştık. İki yıllık bir süreç aslında bu. Son süreçte buna eklemeler oldu. Aslında kısa film festivali olarak düşünmüştük. Sonradan insanlar uzun metrajlar da izleyebilsinler diye düşündük. Festival böyle doğdu.

Festivali tetikleyen, hayata geçmesini sağlayan şey ise Sanat Fabrikası oldu. Sanat Fabrikası gibi bir mekânın Ayvalık’a kazandırılması; Yavuz İmsel, Sadi Mastar, Hakan Urul ve Erkan Çılak’ın ortaklaşa hayat verdikleri bu mekân bizim ve Ayvalık çok önemli. Bizi çok heyecanlandırdı bu. Biz bu festivali duyurduğumuzda Sanat Fabrikası hala inşaat halindeydi. Ne koltuk vardı, ne perde. Küçük bir sahne vardı, bugünkü gibi değildi… Sanat Fabrikası ekibiyle birbirimize güvendik. Onlar festivalin yapılabileceğine inandı, biz de mekânın yetiştirebileceğimize inandık. Sanat Fabrikası’nın üyeleri aynı zamanda bizim Festival ekibimiz oldu. Parayla pulla ölçülemeyecek olağanüstü bir emek verdiler bu işe. Topu topu 6-7 kişiyle yaptık bu festivali, toplasanız 10 kişi değiliz.

Bundan sonraki vizyonumuz, Türkiye’de kapalı olunan orta metrajı da festivalimize dahil etmek olacak. Ticari gösterimi olmayan, 60 dakika altı tüm filmleri göstereceğiz. Sadece kısa film, uzun film değil, bütün filmleri kucaklayan bir festival yapmak istiyoruz. Film festivallerindeki orta metraj açığını da kapatmak istiyoruz.

Landlord: Festival ekibinin içinde öğretmen, sağlıkçı gibi sinemayla doğrudan ilişkisi olmayanlar var. Bu sürece nasıl dahil oldular?

N.P.: Bu insanlar yıllardır tiyatro yapıyor. Sadi hoca, Hakan hoca… Bu işin acılarını çekmiş insanlar.

Landlord: (Hakan Urul’a soruyor.) Nasıl başladı sizin sanata ilginiz?

Hakan Urul: On beş sene önce Ayvalık’ta bir şeyler yapmaya çalıştık. İlerleyen zaman içinde bir derneğe ihtiyaç duymaya başladık. Sonuçta bu işin giderleri vardı. Dernek olduğu zaman, yardım almamız da biraz kolaylaştı tabii. Fakat yaptırımları da arttı diğer yandan. Sonra baktık ki, dernek de bizi ileri götürmüyor. Mutlaka bir sahnemizin olması gerekiyordu. Sinema Fabrikası böyle doğdu. Bir an geldi, derneğin gücünün yetmemeye başladı. Ve biz elimizi taşın altına koyduk. Dernekten kiraladık Sinema Fabrikası’nı… Derleyip toparladık, bu hale getirdik Sinema Fabrikası’nı. Sonuna kadar da götürmeye kararlıyız.

Landlord: Bu işe ilk harcı atan kişi kimdir?

H.U.: İlklerden biri Sadi (Mastar) hocadır. Sadi, kara denizde öğretmen iken Gürcü bir tiyatro hocasıyla çalışmıştı. Sonra Sadi, Turgut (Baygın) ve ben çalışmaya başladık. Okullu olarak ise ilklerden biri Yavuz (İmsel) hocadır.

Landlord: Tabii Nail yoktu o zamanlar. (Gülüşmeler…) Peki, sen nasıl tanıştın bu grupla? (Nail’e soruyor.)

N.P.: Onlar tiyatro yaparken, ben de başka bir grupla tiyatro yapıyordum. Haberdardık birbirimizden. Bu şekilde yollar buluştu.

H.U.: Biz aşağı yukarı 15-16 senedir bu işin içerisindeyiz. Bazı arkadaşlar bu işe ayak uyduramadılar. Bazı arkadaşlar girip kalıcı olmayı başardılar. Zor bir uğraş. Ailelerimizden bile bazen tepkiler aldık, onlara yeteri kadar zaman ayırmadığımız gerekçesiyle. Ama buna değer. Sinemayla ilgili ilk kez bu kadar ciddi bir organizasyonun içindeyim ben. Ana sanat dalım resim. Atölyem var. Birçok ressamla çalıştım. Ama benim mesleğim icabı, idareci öğretmen olduğum andan itibaren resim hayatımdaki etkisini yavaş yavaş yitirmeye başladı. Resim bol zaman isteyen bir uğraş. Bu sefer de Sadi hoca’nın tiyatro uğraşına dahil olmaya başladım. Pano boyadım, sahnede bir cümle söyledim derken, bir baktım ki tiyatronun içindeyim.

Landlord: Bu konudaki dayanışmayı gördük. Bu konuda bir rekabet var mı Ayvalık’ta? Alternatifiniz var mı Ayvalık’ta?

H.U.: Kimseyi rakip olarak görmüyoruz. Biz yolumuza devam ediyoruz. Biz ciddi ayakları yere basan, bizimle çalışmak isteyen herkesle çalışıyoruz.

Landlord: Teşekkür ederiz.

H.U: Biz teşekkür ederiz.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin