Sinema ve müzik

15 yıl sonra “Zoolander” ile karşılaştığında zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ve ne kadar yaşlandığını anlıyor insan. Film de bu vurguyla başlıyor zaten, hem filme bir giriş yapmaya hem de 15 senenin sanki dünmüşçesine yakın geldiğini hatırlatarak…

maxresdefaultBen Stiller ve özellikle de Owen Wilson izleyicinin sevdiği isimlerden değil aslına bakılırsa. Hatta nefret edenlerin sayısı çok daha fazla gerek. Fakat bu iki ismi Derek ve Hansel olarak görünce unutuyor insan nefretini. Romantik komedilerin itici kahramanı Wilson anlaşılmaz bir sempatik gelmeye başlıyor, Stiller’ın abartılı halleri bir eğlence kaynağına dönüşüyor. Bunun asıl sebebi ikilinin uyumundan ziyade bu iki ismi kendini beğenmiş yarım akıllılar olarak görüyor olmak. Düştükleri haller o kadar aptalca geliyor ki izleyenlere, güldürmeyi başarıp ilginç bir sempati topluyorlar. Tam bu noktada da Stiller’ın dehası, pazarlama yeteneği ve izleyicinin ne istediğini biliyor olması gösteriyor kendini. Kendini kötüleyerek, yerden yere vurarak karşısındakileri kahkahalara boğan ve onların sevgisini kazanan bir komedyen misali başarıya koşuyor.

“Zoolander 2” Derek ve Hansel’in moda dünyasıyla olan ilişkisini nasıl ve neden sonlandırdığıyla başlıyor, 15 yıllık aranın ardından nasıl döndükleri ve değişen popüler kültüre ve modaya asıl adapte olduklarını anlatarak devam ediyor. Fakat yeniyle eskinin küçük çaplı çekişmesi filme nostaljik bir hava katıyor.

zoolander3 finalYıllar öncesinden bakılsa Zoolander 2 çok daha özgün gelebilirdi izleyiciye. Fakat filmdeki espriler de karakterlerin bir kısmı da artık sıradan geliyor insana… Hemen her Amerikan komedisinde benzeri esprilere, benzeri karakterlere rastlamak mümkün. Hatta “Batman vs Superman” bile aynı –hangisi olduğunu söylemek istemiyorum– espri var. Ama yine de filmin bir geçmişi olması bir kısım vizyon filminden ayırıyor “Zoolander”ı (Dürüst olmak gerekirse özellikle birkaç gönderme kahkahalara boğdu beni). Göndermeler, popüler kültürdeki değişimi bizzat yaşamış kişilerden gelince daha farklı yorumlama imkanı da doğuyor.

Zoolander’ın en büyük artısı hem eski dostlarına hem de henüz tanışmadıklarına fırsatlar sunuyor olması. Bir taraftan geriye dönük göndermeler yapıyor, diğer yandan da bugünün trendlerine yön veren jenerasyonla bir bağ kuruyor. Fakat bu iletişimi sağlarken de esprilerin derinliği yer yer kayboluyor, ilk filmdekinin altında bir performans ortaya çıkıyor. Yine de “Zoolander 2” oldukça eğlenceli bir yapım, özellikle de Amerikan kültürüne, diline ve dizilerine az buçuk hakimseniz çok daha keyifli. Güldürmediğini iddia etmek haksızlık olur…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA