Bana Onun Portre-sini Getirin

Tanımadan geçmiyoruz, beyler!

20. yüzyılın 21.yüzyıla hediyesi , dünyanın gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerinden olan Gary Moore'u etkileyici uzun gitar soloları, insanın kanını kaynatan hard rock parçaları ve en romantik anılarımıza eşlik eden duygusal şarkıları ile hatırlamak üzere yolcu ettik.

Ayten Alpman başrol olmasa da iki de filmde oynamıştı. Atıf Yılmaz’ın yönettiği 1953 tarihli Aşk Izdırabtır ve Temel Gürsu’nun yönettiği 1974 tarihli Tek Başına’dır bu filmler.

u arada Onur Ünlü'nün iş ortağı ve kankası A.Taner Elhan'la da tanıştım.. Ünlü'nün senaryosunu yazdığı, Elhan'ın yönettiği 'Acı Aşk' hakkındaki yazımda yaptığım, gayet 'yumuşak' ve 'insaflı' eleştiri aklıma geldiğinde, özellikle Taner Elhan'ın gözüne görünmemeyi tercih ettiysem de,

Alain Delon’un 10 filmi uygu denebilecek bir fitatla ve iki box-set halinde satışa sunuldu. Biz de bu kampanyaya kendimizce katkıda bulunalım istedik. Ve yakışıklı aktörün filmleri Kanal D’dense, hadi kirli çamaşırları da bizden olsun dedik

Dış dünyanın kötülüklerinden korumak istedikleri ilk çocuklarının üstünden yasakları ve baskıları esirgemeyen bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen İlham İrem Aldatmaz (1 Nisan 1955), ilk yöntemlerinin iyi bir sonuç vermediğini görünce tam tersi bir yol izleyen ailesinin ona inşa ettiği sınırsız ve özgür bir ortamda büyüdü.

Karanlığın Sol Eli, Yerdeniz serisi, Mülksüzler gibi unutulmaz eserlerin yaratıcısı, ünlü edebiyatçı Ursula K. Le Guin, geçtiğimiz aylarda 88 yaşında hayata veda etti. Geçtiğimiz aylarda...

Frank Zappa, hayatı boyunca kapitalizmin çarpık işleyişiyle çatıştı. İçinde yaşadığı Amerikan toplumuyla, sistemle dalga geçerken esprili ve iğneleyici şarkı sözleriyle yönetici sınıfın öfkesini çekti. Dinin kurumsallaşmasına ve klasik eğitim sistemine karşı çıktı. Merkez medyaya, müzik ve sinema endüstrisinin baronlarına açıkça meydan okudu. Yaşamı boyunca klasik okul sistemi dışında özgür öğretimi, ifade özgürlüğünü, siyasal katılımı destekledi; sansürün kalkması için mücadele verdi. O sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir aktivistti de.

Martin Scorsese’nin yönettiği film 4 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve Cannes’da Altın Palmiye’nin sahibi olmuştu. Robert De Niro’nun sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden biri olan Travis Bickle’ı yarattığı filmi seyretmeyenler bile onu ayna karşısında tekrarladığı cümleye aşinadır: “Are you talking to me?”

Aziz Üstel’i kime sorsanız bilir ama değil mi? Siz de bilirsiniz tabi. İyi tanırız dersiniz belki de. Ben de öyle diyenlerdendim. Ama Aziz Üstel’le sohbet ettikçe onun hakkında ne kadar üstünkörü bilgilerim olduğu ortaya çıktı. Üstelik fena da sayılmazdı hakkındaki bilgilerim. Anthony Burgess’in Otomatik Portakalı’nı Türkiye’de ilk kez onun çevirdiğini 90’ların başında okumayı seven bir üniversite öğrencisi olarak çoktan keşfetmiştim.

Adorno, Müzik ve Yabancılaşma kitabında yaşadığı yüzyılın müziği üzerine yorum yaparken şu soruyu sorar: “Müzik denen bir olgu ya da bir yorum varsa, peki o zaman bu hayatın neresinde?” Sinema Tarihinde eşsiz film müziklerine imza atmış Ennio Morricone bu soruyu değiştirerek konuşmaya başlamak daha doğru olabilir…
Ad