Bana Onun Portre-sini Getirin

Tanımadan geçmiyoruz, beyler!

Erkan Can ismi bir markaysa eğer, o markanın “yetenek” ile birlikte en öne çıkan özelliği “güvenirlilik” olsa gerek. İyi adam kadar kötü adam rollerine çıkan bir aktörün halkın gözünde böyle bir mertebeye ulaşması ilginç. (Ey, iyi oyunculuk, sen nelere kâdirsin.) Bu işin sırrını çözecek bir matematik ne yazık ki yok. Olsa da zaten bizim matematiğimiz zayıf. Onun için çözüme iyi bildiğimiz yöntemle gitmeye karar verdik Erkan Can’la. O anlatacak, ben dinleyeceğim…

Elbette, Yılmaz Güney’in de her insan gibi defoları vardı. Silaha fazla düşkündü, kendini ifade ederken fazla sertti, Adanalılar’ın genelinde bulunan çabuk alevlenme mizacı yüzünden insanları kırdığı daha da kötüsü affedilmez hatalar yaptığı oluyordu.

Düşene vurmak için yıllarca bekleyen cenahta yer aldığımızdan kalemleri sivrilterek Johnny Depp'in doğum gününde tarihin en verimsiz, kötü ve abartılı ortaklığına dair düşüncelerimizi aktaracağız, büyük bir keyifle.

Hedeflerini, düşlerini büyük tutmaları elbette güzel fakat Ö. Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Memduh Ün, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney isimlerini duyamıyor olmak yalnızca üzücü değil düşündürücü de. Bu elbette ‘yalnızca’ genç arkadaşlarımızın suçu değil.

Dünyanın tüm körleri arasında hiç sevmediğim biri varsa o da Jorge Luis Borges'tir. Tabii ki iyi bir yazar, ama dünya iyi yazarlarla dolu. Zaten iyi bir yazar diye kimseye saygı gösteremem. Başka nitelikler de gerekli. Altmış yıl önce bir iki kez karşılaştığım Jorge Luis Borges bana oldukça kasıntı ve pek kendini beğenmiş görünmüştü. Her sözünden bilgiçlik akardı

Ali Atay’ın televizyondan hala korktuğunu düşünenler olabilir pekala. Çünkü Leyla ile Mecnun’un en şaşaalı günlerinde bile onu herhangi bir TV programında konuk olarak görmedik.

Güçlü karakteriyle o günlerde polis gücünden sorumlu bürokrat olan ama gelecekte ABD’nin 26. başkanı seçilecek Theodore Roosevelt’in bile dikkatini çekmeyi başarır Petrosino.

Alain Delon’un 10 filmi uygu denebilecek bir fitatla ve iki box-set halinde satışa sunuldu. Biz de bu kampanyaya kendimizce katkıda bulunalım istedik. Ve yakışıklı aktörün filmleri Kanal D’dense, hadi kirli çamaşırları da bizden olsun dedik

Vatanını en çok seven işini en iyi yapansa, Erdal Beşikçioğlu bu ülkenin el üstünde tutulası evlatlarından biri. Yetenek, onun başarılı oyunculuk kariyerinde ve son zamanlardaki giderek artan popüleritesinde muhakkak önemli bir paya sahip. Ama tüm payeyi yeteneğine verirsek, mesleğine duyduğu saygısına ve aşkına, bu uğurda gösterdiği disipline, harcadığı emeğe büyük haksızlık etmiş oluruz. Ve tabi onu hayatı boyunca en iyisini, en doğru bildiğini yapması doğrultusunda motive eden idealizmine…

Jordan Todorov imzalı belgesel Dad Made Dirty Movies bizi bir süre İstanbul’da da yaşayan kült yönetmen Stephen C. Apostolof ile tanıştırıyor. Bulgar sinemacı yalnızca Ed Wood’un kankası değildi aynı zamanda onunla beraber bir sürü erotik soslu “ultra-kötü” kült filmler çekmişti.

Türkan Şoray… Türk sinema tarihinin büyük bölümüne damgasını vuran Yeşilçam hanedanlığının gönülleri fethetmiş Sultan’ı… Yıldızlar olmadan bir popüler sinemadan söz edilemez madem ve madem Türkan Şoray için gidiliyordu onun başrol oynadığı filmlere; o halde değil Yeşilçam’ın tuzu biberi, adeta mayası…
Ad