14. Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali Yolda

??????????????????????????

Artık bir ayda doğmuş şu gariban kulunuzu şubata bağlayacak en önemli etkinlik, bu sene de geldi çattı. Özlemle beklediğimiz !f İstanbul Bağımsız Film Fesitvali yine geniş bir programla başlamak üzere takvimlerdeki yerini aldı. İçimiz içimize sığmazken, bakalım filmler takvimimize ve de cebimize sığabilecek mi?

Tuğba Keleş Tuğba Keleş

İstanbul ayağının 12-22 Şubat tarihlerinde gerçekleştirileceği festival, geçen senelerde olduğu gibi bu sene de Ankara ve İzmir’i ziyaret edecek. İstanbul’da 4 ayrı salonda film kovalayacağımız festival, sadece filmlerle değil, özellikle müzik etkileşimli yan etkinliklerle de dolu dolu geliyor.

Bilet satışları bazı aksaklıklar sonucunda cumartesi itibariyle Biletix kanalı üzerinden satışa çıkmışken, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da festival partneri Maximum dolayısıyla biletler cepleri de yakmayacak oranda indirimle birlikte geliyor.

Beni bile şu kış günü inimden çıkaran festivalin programında her zamanki gibi dişime göre birçok film bulurken, maalesef hepsini seyredemeyecek olmanın verdiği hüzünle, kısa listemi şuracıkta paylaşayım.

tokyo tribe
Tokyo Tribe

Tokyo Tribe / Tokyo Çetesi: Son zamanlardaki Japon şiddet müzikallerinin (Bkz. Takashi MiikeAi to Makoto) bir uzantısı olduğunu tahmin ettiğim Sion Sono elinden çıkma film, yakuza ile hip-hop’u buluşturuyormuşmuş. Kan gövdeyi notalar eşliğinde götürüyormuşmuş. Biraz fazla eğlenceli bir filmle mi karşılacağız, izleyip bakacağız.

Kaguyahime no Monogatari / Prenses Kaguya Masalı: Isao Takahata‘nın elinden çıkma bir anime olduğunu bilmek, salona gözü kapalı girmek için yeterli bir neden değil midir?

Yume to Kyouki no Ohkoku / Düşlerin ve Çılgınlığın Krallığı: Bir üstteki için geçerli nedene bir de Miyazaki‘yi ekleyin, üzerine de biraz belgesel sosu… Oh demeyin keyfime…

Pulp
Pulp: A Film about Life, Death and Supermarkets

 

Pulp: A Film about Life, Death and Supermarkets / Pulp: Hayat, Ölüm ve Süpermarketler üzerine bir Film: Film seçme kriterlerimle bu sene de göz doldurduğumu düşündüğüm için olayın merkezinde Brit-pop’un vazgeçilmezlerinden Pulp ve Jarvis Cocker‘ın bulunmasının, film hakkında başka bir şey okumama gerek kalmadan seçim yapmama vesile olduğunu belirtir, işbu beyanımın sonuna kadar arkasında duracağıma Pulp‘ın albümleri üzerine el basarım.

La Cérémonie / Seremoni: Alain Robe-Grillet açısından ilgimi çeken 2014 yapımı bu Fransız filmi, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde seyretmek için fazla mı “aşk” (!) dolu olur?

What We Do in the Shadows / Aylak Vampirler: İtiraf etmek gerekirse Pazar günü sıkıntısını biraz yatıştırmak için eğlenceli bir şeyler seyretme içgüdüsünden başka nedenim yok…

The Look of Silence
The Look of Silence

The Look of Silence / Sessizliğin Bakışı: Geçen seneki festivalde bilet alıp yorgunluğa ve bezginliğe yenilerek seyredemediğim 1960’lar Endonezyası’nın acı gerçekleri üzerine kurulu The Act of Killing‘in ardından, aynı konu üzerinden dallanmış yine gerçek bir hikaye üzerinden ilerleyen bu vurucu belgeseli kaçırmaya bu defa niyetim yok.

Sayat Nova Nran Guyne / Narın Rengi: Ermeni şair Artin Sayatyan nam-ı diğer Sayat Nova hakkında gerçeküstü ve şiirsel bir şölen vaat eden film, şaheser filmleri ilk defa beyaz perdede izleme olanağı sunan !f İstanbul‘un çok önemsediğim Kült kategorisinde bu sene izleyiciyle buluşuyor.

regarding susan sontag
Regarding Susan Sontag

Regarding Susan Sontag / Susan Sontag Hakkında: 20.yy’ın kültür insanları arasında en önemlilerinden biri olan Susan Sontag’ın yaşamına biraz daha yakından bakmak için iyi bir fırsat 2014 yapımı bu belgesel.

Birdman: Bu seneki festivalin gözde filmlerinden biri olan Alejandro Gonzalez İnarritu‘nun elinden çıkma Birdman ile festivali sonlandırmak, festivalin neden olacağı yorgunluğu alıp götürmez mi sevgili seyirciler?

Fiziki olarak gitme şartlarımın elverdiği yukarıdaki listenin haricinde elbette birkaç film daha var. Üstelik yıllardır festivalin en sevdiğim bölümü olan (yıllar için de ismi değişse de) Karanlık ve Köşeli’yi bu yıl, içim kan ağlayarak es geçmek durumunda kalmanın hüznü içimi yakıyor. Fekat hayat bu ya! Belki bu listenin arasında yorgunluğa ve yılgınlığa düşmediğim anlarda başka filmlere de gitme kuvvetini kendimde bulur, sizlere Tersninja satırlarından yeniden seslenirim. O zamana kadar festivalle kalın sevgili okuyucular…