Modern yerli sinemamızın en yaratıcı isimlerinden Tunç Şahin, farklı anlatım yolları denemeye devam ediyor. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ana yarışmaya seçilen hibrit üretim Canavar da bunun en yeni örneği.
Canavar, 2023’te sahnelenmeye başlanmış ve 80’in üzerinde oynanmış bir tiyatro oyunu. Yazıp yönettiği bu oyunun zaman içinde evrilmesini bir seyirci olarak da takip eden Şahin, sahnede yaşanan beklenmedik gelişmelerin, tesadüflerin, aynı oyunu tekrar tekrar oynamanın, kısaca “tiyatro böyle bir şey” dedirten doğal unsurların 75 dakikalık oyunu 90 dakikaya çıkardığını görmüş ve oyuncularla yoğrulan metninin ilk halini hatırlamak istediğine karar vermiş. Üstelik tiyatro izleyicisinin sahnenin hangi kısmına bakacağını seçemediği için, kontrolü tamamen eline alarak “neye bakmamızı istediğine” de bizzat karar vermek istemiş. Bu arzunun gerçekleştirilebileceği en iyi mecra sinema olduğundan, kendisi de sinemaya yıllarını vermiş yetenekli bir yönetmen olarak Canavar’ın film versiyonunu yapmış.
Canavar filmi yine de tiyatro sahnesinde geçiyor. Karakterleri bir kez daha, tiyatroda canlandıran Tülin Özen, Gülçin Kültür Şahin ve Hakan Emre Ünal oynuyor. Fakat bu kez neredeyse provalara dönüyor, metnin ilk halini, sahne telaşı olmadan, altı gün süren çekimlerle, tekrarlarla, farklı kamera açılarıyla, kısacası Tunç Şahin’in bakmamızı istediği yöne doğru oynuyorlar. Oyuncuların katkıları korunsa da metin, sinemaya uyarlanırken değiştirilmek bir köşeye dursun, zamanla eklenen “çapaklardan” arındırılarak özüne dönmüş yani. Ve bu bir tiyatro performansı da değil. Seyirciye sesini duyurmak için, beden dilini göstermek için büyük büyük oynamıyor kimse. Bu, sinema filmi kodlarıyla, ışığıyla, tekniğiyle çekilmiş bir yapım. Oyunun alelade bir kaydı değil. Orijinalliği de buradan geliyor.
Oyun sahnelenmeye devam etmeyeceği ve herkesin gidip tiyatro salonunda bu deneyime ortak olması mümkün olmadığı için, Canavar’ın bu yaratıcı tercihler ve iyi niyetle ölümsüzleştirilmesi harika fikir. Modern yerli sinemamızın bahsini açmaktan imtina ettiği çok önemli bir konuyu, iki kardeş ve ayrı düştükleri kuzenlerini izlediğimiz bir akşamda, aile sıcaklığı (!) ile boyanmış bir mutfakta, çaylar içilir, yemekler pişirilir, kısacası hayat acı tatlı devam ederken sunmak çok iyi fikir ve sonuç oldukça başarılı.











































































































