Bugün biraz gerginim sevgili ninja…

 16. Adana Altın Koza Film FestivaliLandlord

Çünkü yine uçağa binmem gerekiyor. Destinasyon bu kez Adana. 16. Adana Altın Koza Film Festivali’ne icabet edeceğim. Seyredeceğim filmleri ve yiyeceğim kebapları düşünmek bile bu gerginliğimi geçirmiyor sevgili ninja.  Şimdi bana bozuk atarsın sen “Sen de hep uçak gerginliği yaşarken hatırlıyorsun bizi,” diye. Sen de haklısınız, ne diyeyim. Ama ışınlanma icat edilene kadar bana ve uçak gerginliğime katlanmak zorundasın ne yazık ki.

Festivalde bu yıl 212 film varmış sevgili ninja. Ama seni çok umutlandırma istemem, benim 6 günde seyredebileceğim sayısı taş çatlasa 30’u geçmez. Ninja da olsam benim de bir kapasitem var. Tabi belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama 232 film arasında benim zaten önceden seyretmiş olduğum bir sürü film var. Yani 200 kadar bir filmi kaçırıyor değilim. Misal…

3 Maymun

Retrospektif: Nuri Bilge Ceylan bölümünde yönetmenin tüm filmleri tekrar gösteriliyor. Açıkçası ikinci defa izlemeyi düşündüğün bir filmi yok NBC’ın. Belki 3 Maymun. Ama Yılmaz Güney‘in Baba filmini yeni seyrettim, sanırım araya biraz zaman koymam daha iyi olur. Bu filmi anmışken konusu benzerliğine dikkati çekmek isterim. Güney’in hem yönettiği, hem de başrolü oynadığı bu film ailesine insani standartlarda bir yaşam sağlamak isteyen Cemal’in hikayesini anlatır. Cemal Almanya’ya işçi olarak gitmek ister ama kontrolde dişleri eksik çıkınca vize alamaz. Bu yüzden zengin bir adam olan Refik Kemal (Yıldırım Önal) ona oğlu Koray’ın işlediği bir cinayeti üstlenmesini teklif ettiğinde kabul etmek zorunda kalır. Refik Kemal o hapisteyken ailesine bakacağının, rahat ettireceğinin sözünü verir.

Yılmaz Güney - Baba

Cemal yıllar sonra cezasını tamamlayıp hapisten çıktığında Refik Kemal öldüğünü, karısının Koray tarafından iğfal edildiğini, kadının evden kaçtığını ve iki küçük çocuğunun yetimhaneye verildiğini öğrenir. Kızı büyüyünce kötü yola düşmüş, oğlu ise bitirim olmuştur.  Çocuklarının karşısına çıkamayan Cemal intikam için Koray’ın peşine düşer.

Yılmaz Güney - Baba

Baba filminin Altın Koza Film Festivali tarihindeki yeri de mutlaka sözü edilmesi, bilinmesi gereken bir anekdottur. 1972’de 4. Adana Film Festivali’nde En İyi Film seçilen Baba’nın ve En İyi Erkek Oyuncu seçilen Güney’in ödülleri, sonuçlar gazetelerde açıklanmış olmasına rağmen yeniden toplanan jürinin tam yol tornistan yapmasıyla başkalarına verilmişti. Agah Özgüç‘ün Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney kitabında yazdığına göre jüriler dönüş yolunda havaalanından çevrilerek ikinci bir değerlendirme toplantısına sokulmuştu. Bu komedyanın sebebi elbette politik baskı, önyargılar ve Adana Belediye Başkanı Erdoğan Özlüşen‘in işgüzarlığı idi. Baba’nın ödülü Yılmaz Duru‘nun Kara Doğan filmine, Güney’in ödülü ise Yaralı Kurt filminde oynayan Cüneyt Arkın‘a gitmişti. O jürile yer alanları da “sitaişle” anmanın yeridir burası tabi: Şevket Rado, Kadri Kayabal, Orhan Özkırım, Muazzez Tahsin Berkant, Refik Sönmezsoy, Edip Hakkı Köseoğlu, Yalçın Remzi Yüreğir, Muzaffer Tema, Mücahit Beşer, Sabahattin Filmer, Adnan Sümer.

Yeniden festivale dönersek a ninja… Bir Ülke İran: Hayat Gibi adlı bölümde son yıllarda uluslararası festivallerde ödül alan İran yeni dalga sinemasının temsilcilerinin yapıtları,  gösterilecekmiş. Bir göz atacağım mutlaka…

Ağaçsız Dağ

Festival’in açılış filmi Güney koreli Yong Kim‘in Treeless Mountain / Ağaçsız Dağ filmiymiş. Kısmetse seyredeceğim.

Sinema camiasıyla sıkı fıkı ilişkiler içinde olan Ferhat Göçer de bir konser verecekmiş festivalde. Pas geçersem bozulmasın değil mi bana sevgili ninja…

Benden şimdilik bu kadar ama festivalin Dünya Sineması bölümünde gösterilecek birkaç filmi paylaşıvereyim seninle son olarak…

London River, Londra Nehri
Rachid Bouchareb‘in yönettiği filmde, tüm farklılıklarına rağmen aynı umudu paylaşan iki insan anlatılıyor. 2005’te Londra’yı sarsan terör saldırılarından sonra haber alamadıkları çocuklarını aramak için kente gelen Müslüman bir adamla Hıristiyan bir kadının kesişen yollarının hikayesi.

North, Nord, Kuzey
Geçirdiği sinir krizinin ardından kayak sporunu bırakıp hüzünlü, bir inziva hayatı sürmeye başlayan Jomar’ı anlatan ve romantik doğa manzaraları içinde ilerleyen bir yol komedisi olan film, yönetmen Rune Denstad Langlo’nun ilk uzun metraj çalışması.

Four Nights With Anna / Cztery Nocez Anna / Anna İle Dört Gece
Usta yönetmen Jerzy Skolimowski‘nin on yedi yıl aradan sonra çektiği film, Polonya’nın küçük bir taşra kasabasında, bir hastanenin krematoryumunda çalışan eski mahkûm Leon’un, Anna’ya duyduğu saf ama bir o kadar da rahatsız edici aşkı üzerine.

Treeless Mountain / Ağaçsız Dağ
Altı yaşında, cıvıl cıvıl bir çocuk olan Jin, annesi ve küçük tombul kız kardeşi Bin ile birlikte Seul’de küçücük bir dairede yaşamaktadır. Anneleri, evi terk eden babalarını bulmak için gitmeye karar verince, Jin ile Bin yazı, alkolik Büyük Teyze’nin kasabadaki evinde geçirmek zorunda kalır.

The Rainbowmaker, Gökkuşağı Sihri
Babaları hapiste olduğu için dedeleriyle birlikte yaşayan ikizlerin ve onlarla birlikte etraflarındaki herkesin“sihir”le tanışmalarının hikayesini anlatan filmin yönetmeni Nana Dzhordzhadze de Adana‘ya geliyormuş.

It’s Not Me I Swear / Yemin Ederim Ben Yapmadım
Philippe Falardeau’nün yönettiği filmde, bir sürü soruna ve aşırı zengin bir hayal gücüne sahip on yaşındaki Leon’un hikayesi anlatılıyor. Annesi ile babası devamlı kavga eden Leon’un hayatında, bir de Lea vardır, her zaman her konuda haklı çıkan ve onu çileden çıkaran kız…

Wild Field / Dikoe Pole / Vahşi Tarla
Nişanlısının bir süre sonra yanına geleceği umuduyla kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde, tuhaf hastalarına bakan genç doktorun hikayesinin anlatıldığı bu filmin yönetmeni Mikheil Kalatozishvili de Adana’da festivalin konuğu olacak.

Gigantic / Devasa
Yatak satarak geçimini sağlayan Brian’ın hayatta en çok istediği şey Çinli bir bebek evlat edinmektedir. Aniden ortaya çıkıveren Happy adlı genç kadın acaba Brian’ın hayatında kendine yer açabilecek midir? Filmin yönetmeni Matt Aselton

Empty Nest / El Nido Vacio
Çocukların yuvadan uçup gitmesiyle karşı karşıya kalınan boşluğun öyküsünü anlatan film, yeni kitabını yazmakta olan bir baba, sosyal hayatına hızlı bir dönüş yapan bir anne ve herkesin hayatının bir döneminde yaşadığı veya tanık olduğu bir hikayeyi anlatıyor. Daniel Burman yönetmiş.

Pardon My French / Un Chat Un Chat
Tıkanan yazar Nathalie’nin uğraşması gereken pek çok şey vardır: genç oğlu, uyku bozuklukları ve hepsinden öte sapkınca onu takip eden ve onun gibi bir yazar olmak isteyen Anais. Yönetmen Sophie Fillieres.

Kasmir: Journey To Freedom
Yönetmen Udi Aloni bu filminde kamerasını terörün, umutsuzluğun hakim olduğu; silahların konuştuğu, askerlerin kol gezdiği Keşmir’e; Keşmir’in kahramanlarına çeviriyor.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin