Merhaba,

Bu hafta bir değişiklik yapıp dizi canavarlarını memnun edelim istedik ve beş platformdan beş dizi seçtik. Haftaya normal akışımızda devam edeceğiz ama hoşunuza giderse ara sıra böyle tematik bültenlerle de karşınıza çıkmak istiyoruz. Ne dersiniz?

Haftaya görüşmek dileğiyle.

Amazon Prime Video

Tales from the Loop, evrenin sırlarını araştırmak ve çözmek için Ohio’nun Mercer şehrinin altına inşa edilmiş, yerel halkın Döngü adını verdiği “Deneysel Fizik Merkezi” yüzünden bölgede yaşayanların maruz kaldığı doğaüstü olayları konu ediyor.

Dizi, kesişen hayatlar üzerine kurulu. Her bölümde başka bir karakterin hikayesine tanıklık ediyoruz. Bölge halkı öyle ya da böyle Döngü’den etkileniyor ve farklı deneyimler yaşıyor. Bir bölümün başkarakteri, diğerinde yoldan geçen biri olarak görünüyor belki ama hepsi birbirine en azından coğrafi açıdan bağlı ve kesişim kümesi gitgide büyüyor. Ayrıca her bölüm, bilimkurgu hayranlarını sevindirecek farklı alt türlerde eserlere dönüşüyor. İlk bölüm Dark (2017-2020) tarzı bir zamanda yolculuk, ikinci bölüm dokunaklı bir beden değişimi hikayesi sunuyor örneğin. Üçüncü bölüm, birlikte olabilmek için zamanı durduran aşıkları konu ediyor ve dizi böyle sürüp gidiyor.

Peki, nedir bu döngü? Yaşam. Yaşam bir döngüdür diyor dizi, büyüdüğümüz evde bir gün başkaları yaşayacak, okula gittiğimiz yollardan başka çocuklar yürüyecek, süresini tamamlayan insanlar ölüp yerine yenileri gelecek. Değişim doğanın bir parçası, zamanı durdurmaya çalışmayın ve yapabiliyorken tadını çıkarın… Çok geç olmadan.

Diziyi izlemek için buraya, tüm bölümlerin detaylarına ulaşmak ve Ters Ninja sitesinde daha fazlasını öğrenmek içinse buraya tıklayın.

Netflix

Kanadalı komedyen Mae Martin’in dizi projesi Feel Good, artık iyiden iyiye alt türe dönüşen bir grubun üyesi: Fleabag, Ramy, I May Destroy You ve I Hate Suzie gibi, başkarakterinin fazlasıyla kişisel yolculuğuna odaklanan dizilerin bir diğeri. Listedekilerden birini sevdiyseniz, Feel Good ile hızlıca bağ kurabilirsiniz.

Mae ve George’un birbirlerini gördükleri anda mıknatıs gibi çekilmeleriyle başlayan aşk öyküsü, ufak tefek sorunlar dışında hep suyun üstünde kalmayı başarıyor. Acıya ve imkansıza yer vermeden de inandırıcı bir ilişki kurulabileceğini ispatlayan dizi, sadece altı bölümde çoğu yapımın sezonlarca başaramadığı bir inandırıcılık seviyesine ulaşıyor. Oyuncuların kimyası dışında Mae Martin’in dürüstlüğü, bunun en büyük sebebi olsa gerek.

Mae’in stand-up komedi yaptığı bölümler özellikle etkileyici çünkü duyduğumuz cümlelerin dizi karakteri Mae’den çok, gerçek Mae Martin’in sesi olduğuna neredeyse eminiz. Akışkan cinselliğini dürüstçe paylaştığı sahneler, dizinin en komik anları.

Friends yıldızı Lisa Kudrow’un nevi şahsına münhasır anne rolü, oyuncunun bildiğimiz tarzıyla yine çok sevimli ve kadronun tamamı kalburüstü. İkinci ve son sezonunu kısa zamanda izleyeceğimiz Feel Good, yayınlanmış 6 bölümüyle şimdi Netflix’te.

beIN CONNECT

Tüm dünyanın ilgiyle izlediği Breaking Bad‘deki müthiş performansıyla adını sektöre altın harflerle yazdıran Byran Cranston’ın yeni dizisi Your Honor, şimdi tüm bölümleriyle beIN CONNECT’te. Cranston; dürüstlüğüyle bilinen bir yargıçken, bir trafik kazasına karışan oğlunu öldürülmekten kurtarmaya çalışan ve çabaladıkça dibe batan bir adamı canlandırdığı bu rolüyle 28 Şubat’ta Altın Küre için yarışacak.

Kazanın yaşandığı ve gerilimin had safhada olduğu ilk bölümden, kartların açıkça oynanmaya başlandığı yedinci bölüme dek hikâyenin sürekli genişlediği dizi; siyaset, mafya, polis ve yargı seviyelerindeki kokuşmuşluğu gözler önüne seriyor. Uyarlandığı 22 bölümlük İsrail yapımı Kvodo’ya kıyasla kayda değer şekilde kısa tutulmuş süresi nedeniyle ne yazık ki yarattığı tüm karakterler anlamlı sonlara ulaşamıyor ama neyse ki dizinin yaratıcısı Peter Moffat bu farkı, şok edici bir final yazarak dengelemiş.

Üst üste izlemektense haftada 1-2 bölüm şeklinde tüketmenizi tavsiye ederiz.

Gain

Gerilim yüklü bir post-apokaliptik dizi arayanların ilacı The Collapse / L’Effondrement, Türkiye’nin yeni dijital platformu Gain’de yayınlandı. Kapitalizmin temsilcisi olarak Paris’te dev bir süpermarketi mesken tutan ilk bölüm, genç bir kasiyeri odağına alıyor.

Raflar boşalmaya ve fiyatlar artmaya başlamışken, yaklaşan krizi erken okuyup kaçma planı yapan kız arkadaşına yardım etmekle, dünya düzeninin bozulmayacağına olan inancını korumak arasında kalan genç adamı; “öz kaynaklarımızı tüketirsek yeryüzünde nasıl var oluruz” sorusuna cevap arayan antoloji serisinin ilk bölümünde, içinden çıkılmaz bir ikilem bekliyor. Her bölümde farklı karakterlere odaklanan 8 parçalık dizinin 20 dakikalık tek plan (kamerayı hiç kapatmadan çekilmiş) Süpermarket adlı ilk bölümü tam bir heyecan fırtınası.

TV+

Doktor House karakteriyle 8 sezonda 6 kez Altın Küre’ye aday gösterilen Hugh Laurie, TV izleyicisi için şüphesiz ki cazip bir oyuncu ve oynadığı her dizi ilgi çekiyor. Toplamda 3 saat 47 dakika süren 4 bölümlük mini dizi Roadkill, oyuncunun en güncel projesi ve TV+’da izlenebiliyor.

Ulaştırma Bakanı pozisyonunu maddi kazanç sağlamak için kullanmakla suçlanan Peter Laurence, haberi yapan gazeteye dava açar ve yüklü tazminat kazanır. O an için zafer kazanmış görünse de dikkatleri bu şekilde üzerine çekmesi birçok cephede savaşmasını gerektirecek olayların fitilini ateşler.

Başbakan’dan gelen Adalet Bakanı olma çağrısı, hapishanedeki şüpheli gayrimeşru çocuğu, karmaşık aile hayatı ve basının kirli politikacıları harcama konusunda daha da hırslanması derken birçok sorunla kuşatılan Peter karakterinde Hugh Laurie yine harikalar yaratıyor. Stephen Daldry’nin olağanüstü güzellikteki The Hours (2002) ve The Reader (2008) filmlerindeki senaryo çalışmasıyla iki kez Oscar’a aday gösterilen David Hare’in senaryosu ve dizinin ses bandında epey yer kaplayan müzik kullanımı sıra dışı.

Öneri programımız kapsamında 3 arkadaşını bültenimize abone yapan ilk 5 kişiye 1 aylık TV+ üyeliği hediye ediyoruz. Bu bağlantıdan abone olduklarına emin olduktan sonra detayları bizimle paylaşın ve üyelik kazanın.

Dizi sevmeyenleri de eli boş göndermemek adına, beş diziye karşılık beş tane film önerisiyle bu haftaki bültenin sonuna geliyoruz.

Netflix

26 Şubat: Paula Hawkins’in çoksatan romanı Trendeki Kız 2016’da sinemaya uyarlanmış fakat iyi eleştiriler alamamıştı. Beş yıl sonra bu kez Hindistan’dan bir uyarlama geldi. Bakalım nasıl olacak.

3 Mart: Amy Poehler’in yönettiği Moxie!, 16 yaşında utangaç bir kızın, okulundaki cinsiyetçiliğe isyan eden bir dergi çıkarmasını konu ediyor. #metoo çağına ait bir lise filmi.

MUBI

25 Şubat: Fırlama Kızlar ve Ötesi, 200’den fazla modern büyüme hikayesini inceleyerek “gençlik filmleri” hakkında bir panorama sunuyor.

27 Şubat: Tom Cruise’un başrolde olduğu, Ridley Scott’ın 1985 tarihli filmi Efsane, sevdiği kadınla evlenip gün ışığını yok etmeden önce Karanlıklar Lordu’nu durdurması gereken genç bir adamın mücadelesini anlatıyor.

28 Şubat: Polonya sıkıyönetim altındadır ve dayanışma yasaklanmıştır. Bir George Orwell romanı üzerinde çalışan çevirmen Ulla, avukat kocasını ansızın kaybeder ve oğluyla zorlu ilişkisi de eklenince savaşması gereken cephe sayısı üçe çıkar. Krzysztof Kieslowski imzalı romantik dram Sonsuz, 1982 Polonya’sına bir bakış atıyor.


Katkılarından dolayı Tanju Baran ve Ozancan Demirışık’a teşekkür ederiz.

Bültenimizi bağımsız olarak devam ettirebilmemiz için dijital teşekkür kartı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Paym.es altyapısıyla 10 TL, 50 TL ya da 100 TL destek vermek için sayılara tıklamanız yeterli.


 

Paylaş
Önceki haberBu Hafta Ne İzlesem? -38-
Sonraki haberTales from the Loop

HENÜZ YORUM YOK