Ters Ninja Pazar Öyküleri: Barış Müstecaplıoğlu’ndan Doğu Yücel’in Varolmayanlar romanına ithaf…

9 Ekim 2011 Gerçekçiler Kurulu Toplantısı
(Gizli kamerayla kayıt altına alınmıştır.)

Tüm duvarları siyah, penceresiz odada yuvarlak bir masanın etrafında dört adam oturuyordu. İkisi orta yaşlıydı, kalanlardan biri tüm gruptan daha genç, diğeri ise daha yaşlı görünüyordu. En gençleri, elindeki kağıtları huzursuzca bükerek, “Raporumu tamamladım efendim,” dedi. “Tehlike düşündüğümüzden daha büyük, bu konuda derhal harekete geçmemiz gerek.”

“Sen önce raporunu açıkla, Sinek Papazı,” dedi grubun en yaşlısı. “Bırak ne yapılacağına büyükler karar versin.”

“Evet, herkes haddini bilmeli, yoksa düzen bozulur, düzen bozulursa biz ne yaparız? Herkes haddini bilmeli. Bilmeyene bildirmeli.” dedi adamlardan biri, saçları arkaya taranmış, pahalı bir takım elbise giymişti. Hızla öne arkaya sallanıyordu. Diğerleri ona şöyle bir baktı, sonra bu sıradan bir tepkiymiş gibi aldırmadan önlerine döndüler.

“Emredersiniz Kupa Ası,” dedi Sinek Papazı. “Bildiğiniz üzere, Doğu Yücel isimli genç bir yazarın yeni kitabı, Varolmayanlar diye bir saçmalık, şu aralar epey gündem yaratmış durumda. Televizyonlar, gazeteler sürekli bu kitaptan bahsediyorlar. Takibimizde olan yazarlardan Barış Müstecaplıoğlu, “Varolmayanlar son dönemde hayal gücünün değeri üzerine yazılmış en güçlü kitap,” demiş. Bu nedenle kitabı gerçekçilik müfettişlerimize incelettim, sonuçlar korkunç! Müfettişlerimizden ikisi bu kitabı okuduktan sonra gerçeklerimizle ilgili derin şüpheler dile getirmeye, kabuslar görmeye başladılar, eğitimli seçkin adamlarımızı bu kadar etkileyen bir kitabın sıradan halkın üzerinde ne izler bırakacağından çok kaygılıyım.”

“Enteresan,” dedi adamlardan biri, altın ve elmas yüzükler takmış, mor renkte havalı bir spor ceket giymişti. Bir popstar yarışmasından fırlayıp gelmiş gibi görünüyordu. “Konusu neymiş bu kitabın?”

“Yazdıkları gerçekleşen bir adamın hikayesini anlatıyor. İstanbul’u baştan başa büyük bir hayal gücüyle donatmış. Güya hayal kurmayı bilen insanlar örgütlenip gerçekçilerin kurduğu düzeni yıkacak bir yol arıyorlar. İnsanların rutin hayatlarına, gerçek olarak kabul ettiklerine bambaşka açılardan bakan bir kitap. Okurun merakını sürekli ayakta tutuyor, iyi kim kötü kim tahmin edemiyorsunuz. Üstüne üstlük güzel ve sağlam bir dille yazılmış, bilirsiniz, bu tür kitaplar hayal gücüne odaklandıkları için genelde dil ve üslup açısından zayıf kalırlar, biz de bu noktadan yakalayıp onları halkın gözünden kolayca düşürürüz, ama bu kez bunu yapmamız zor görünüyor.”
“Müfettişlerde ne tür yan etkiler görüldü?” diye kaşlarını çattı Kupa Ası. Deneyimli bir politikacı olarak vakit kaybetmeden olayın özüne inmek istiyor olmalıydı.
“Bir tanesi gerçek olarak kabul ettiğimiz şeylerin, tarihsel bilgilerin hatta dinin bile, farklı milletlerin, farklı inançlara sahip insanların gözünde birbiriyle çelişen şekilde tanımlandığını, öyleyse gerçek diye yücelttiğimiz şeyin aslında o kadar da tartışılmaz olmadığını sayıklamaya başladı. Güya bir coğrafyada ya da asırda tartışılmaz gerçek olarak kabul edilen bir şey, bir başka coğrafyada ya da asırda dalga geçilen, ciddiye alınmayan bir safsata olarak görülebiliyormuş. Bir diğeri ise fantastik oyunlar oynadığı için hayattan koptuğunu iddia ettiğimiz çocukların, aslında onlara gerçek olarak sunduğumuz şeylere, başarılı sayılmak için hiç olamayacakları kadar güzel görünmeleri, çok para kazanmaları, başkalarını ezip geçmeleri gereken bir düzene ayak uyduramadıkları için mi hayattan kopmak istediklerini sorup duruyor. Bu düşünceleri çocuklara aşılayan filmlerimizi, dizilerimizi, gazete ve dergilerimizi utanmadan sorguluyor.”

“Çok tehlikeli düşünceler bunlar. Çok tehlikeli. Gerçekler tartışılmaz. Tartışılmayan ise gerçektir! Borsayı tartışamazsın ki… Hah ha, bir insanın on bin insandan fazla kazanmasını tartışamazsın!”

Adamlar takım elbiseli arkadaşlarına şöyle bir bakıp yine önlerine döndüler.
“Kararınız nedir?” diye sordu Sinek Papazı. Kupa Ası, en şişman olanlarına döndü ve “Medya gücümüz ne güne duruyor?” dedi. “Görev senin Maça Valesi, edebiyat ortamlarında bu kitabın fazla konuşulmaması ve hayal gücü içeren böyle öykülerin sanat dergilerinde yer almaması için elinizden geleni yapın. Bu tarz kitapların az satılması için özel bir strateji planlamalıyız, çok satmadığı sürece yayınevleri bu tür tehlikeli romanları basmaya yönelmezler. Düzenimizin güvenliği, insanlarımızın gerçeklerden kopmamaları için bugünlerde her zamankinden daha dikkatli olmalıyız.”

“Düzen önemlidir… Düzen… Düzen gerçektir. Gerçekten kopmamak, düzenden kopmamaktır. Gerçeği sorgulamazsan, düzeni sorgulamazsın. Düzenimiz olmazsa kimin sahip kimin kul olduğu nasıl bilinir? Kullar olmadan sahipler nasıl var olabilir?”

Adamlar, öne arkaya düzenli bir şekilde sallanan ve mırıldanan takım elbiseli adama bu kez daha dikkatli baktılar.

“Bundan sonra müfettişlerimize arka arkaya iki taneden fazla hayal gücü içeren kitap okutmayın,” dedi Kupa Ası ciddi bir sesle. “Arkadaşlar bu görevi dönüşümlü üstlensinler. Hayal gücü içeren her romandan sonra, hayatın acı ama gerçek olan bilgilerini hatırlayacakları, güçlü olmanın, güzel olmanın, zengin olmanın, popüler olmanın önemini anımsayacakları dizilerle ve televizyon programlarıyla bu pisliklerden arınsınlar. Gerçeklerimizin kötü olduğunu söyleyen, hayatın ve insanların kötü yanlarını vurgulayan, ama alttan alta bunların asla değişmeyecek, değişmesi düşünülemeyecek gerçekler olduğunu işleyen umutsuzluk kitaplarını da her zamanki gibi ödüllendirelim, en ciddiye alınan edebiyat eserleri yapmaya çalışalım.”

“Emredersiniz efendim,” dedi Sinek Papazı. “Varolmayanlar ve Doğu Yücel konusunda son kararınız nedir?”

Kupa Ası, güçlü parmaklarıyla adamın elindeki kağıt tomarını aldı ve tam ortasından yırtarak önce ikiye, sonra dörde böldü.

“Unutulmasını sağlamalıyız. En büyük gücümüz insanların unutkanlığı. Bu toplantı hiç yapılmadı ve Varolmayanlar isimli bir kitap asla var olmadı. Son kararımız budur.”

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin