Düzenin Arka Bahçelerinde (Umudun Peşinde / Philomena)

Philomena_0956_RAW.CR2

30. İstanbul Film Festivali’nin İnsan Hakları bölümünde, İşçi Sınıfının medar-ı iftiharı Ken Loach’ın oğlu Jim Loach’ın ilk uzun metrajı Portakallar ve Günışığı‘nı (Oranges and Sunshine) izlemiştik. Bu film, II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1950’lerde kimsesiz kalan 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilmesini 1980’lerde ortaya çıkaran kamu görevlisi Margaret Humphreys‘in çabalarını anlatıyordu. İngiliz hükümetinin yıllarca gizlediği bu skandal birçok hüzünlü hikayeyi de beraberinde getirmişti.

Ercan Dalkılıç (2) Ercan Dalkılıç

Ülkemizde bugün vizyona giren, dünyanın önde gelen festivallerden 23 ödül çıkarmış, Akademi Ödülleri’nde de dört dalda Oscar’a aday olmuş, İngiliz yönetmen Stephan Frears’ın docu-drama’sı Umudun Peşinde (Philomena) de benzer bir hikayeyi, hemen hemen aynı bir izlekle anlatıyor aslında. Philomena Lee, 1952 İrlanda’sında evlilik dışı ilişkiden hamile kalınca babası tarafından evlatlıktan reddedilerek bir manastıra yollanır. Burada çocuğunu dünyaya getiren Philomena’ın elinden çocuğu katolik kilisesince alınır ve Amerika’daki bir aileye bin pound karşılığında satılır. Yarım asır boyunca çocuğunu göremeyen Philomena’nın (ve katolik kilisesinin zulmu altında ezilmiş tüm kadınların) yaşadıklarını BBC’den şutlanmış gazeteci Martin Sixsmith ortaya çıkaracaktır.

Umudun Peşinde, temel olarak iki noktadan bir çatışma ağı örüyor: Martin’ın inançsızlığı ve Philomena’nın koşulsuz imanı sürekli bir kontrast (karşıtlık) oluştururken, diğer yandan da Martin’in editörü Philomena’nın hikayesini daha çok ratingli bir hale getirmek için Martin’e çeşitli direktifler/öneriler bulunarak dramayı sarj edip duruyor. Hem kağıt üzerinde akça pakça duran Katolik Kilisesi’nin, hem de medya dediğimiz bu kokuşmuş düzenin arka bahçesine konuk ediyor bizi karşımızdaki film.

12242390074_d7f5433aa1_o

Gerçekten de, Umudun Peşinde çok sert argümanlarla bu yapıları eleştirmese de, kurguladığı yapıyla naif bir biçimde ‘durum böyle böyle sayın dostlar’ diyerek perdeyi hafifçe aralıyor seyirciye. Seyirci de izlediği bu hikayenin, yığınlar içinden sadece ufak bir tutam olduğunun farkında olarak kalkıyor koltuktan…

Stephan Frears’ın usta işi yalın anlatımı, (filmde aynı zamanda Martin’ı canlandıran) Steve Coogan’ın yanına Jeff Pope’u alarak yazdığı, Venedik ve BAFTA’dan ödüllü, sağlam çatılmış senaryosu ve Oscar’lı aktris Judi Dench’ın Philomena’da deyiş yerindeyse devleştiği oyunculuğuyla Umudun Peşinde, bireysel ve kamusal etik üzerine oldukça dokunaklı ve keskin bir deneme. Ama Umudun Peşinde‘yi önemli kılan, yukarıda da belirttiğimiz üzere, medya, kilise vb. –bizde de en son Onur Ünlü, İtirazım Var ile ülkemizdeki Dinayet İşleri’nin dogmatizmini sorgulamıştı, anımsayacaksınız.- sarsılmaz, güçlü kaleleri sorgulamaya açması, bu güçlerle hesaplaşmaya giden yolun taşlarını döşemesi. Sinema açısından değilse bile, sırf bu yüzden, bu sorgulamayı geniş kitlelere taşıdığından mutlaka izlenmesi, izlettirilmesi gerekir.

12871838213_1430800984_oUmudun Peşinde (Philomena)

Yönetmen: Stephan Frears

Senaryo: Steve Coogan, Jeff Pope

Oyuncular: Judi Dench, Steve Coogan, Sophie Kennedy Clark

Yapım: 2013 / BK – Fra – ABD / 98 dk.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin