BİZİ TAKİP ET...

Sitede ara...

Festival

Berlinale 2017: El Bar

Álex de la Iglesia yeni filmi El Bar (The Bar) ile alışılmışın aksine günümüz koşulları üzerinden bir hikaye anlatıyor bizlere. Bir barda geçen, adını da buradan alan film ilk bakışta Agatha Christie polisiyelerinden fırlamışa benzese de sonrasında 10 Cloverfield Lane-vari gerilimli bir hayatta kalma mücadelesi yaşatıyor bizlere.

İlk dakikadan itibaren izleyicinin tüm ilgisini yakalamayı başaran filmin nasıl başladığını söylemek bütün büyüsünü bozmak anlamına geleceğinden dolayı hikayeyi özetlemekten kaçınıyorum. Ancak kısaca tanımlamak gerekirse bir El Bar, Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olan Madrid’in göbeğindeki bir barda mahsur kalan 8 yabancının hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bilimkurguların aksine işe daha gerçekçi bir boyuttan yaklaşan hikaye aslında bizlere total/bütüncül kurumlardaki işleyişin gündelik hayata nasıl yansıyabildiğini gösteriyor. Ve beklemediğimiz bir anda bardaki birbirinden farklı 8 yabancı gibi bizim de kendimizi –bu denli abartılı olmasa da– benzeri bir durumda bulabileceğimizi hatırlatıyor.

Film aynı bir hapishanedeki gibi içerisi ve dışarısı olarak ikiye ayrılıyor. İçeride olanlar dışarı çıkamıyor, dışarıyla iletişime geçemiyor ve dışarının koyduğu sınırlara, müdahalelere  tabii olmak durumda kalıyor. İçeride ise yine bir mahkum – gardiyan ilişkisin bekliyor bizleri. Ancak hikayenin gerilimi de bu ilişkinin değişkenliğinden kaynaklanıyor. Zira film boyunca güç herkesin eline geçiyor ve herkes farklı gerekçelerle farklı tercihler yaparak gerçek kimliğinin gün yüzüne çıkmasına müsaade ediyor.

İnsanın içini acıtan sahneleri, düşmek bilmeyen yüksek temposu ve temeldeki düşünsel boyutuyla El Bar, bu yılki Berlin Film Festivali’nin en iyi filmlerinden biri. Bu boyut kendini her ne kadar fark ettirmese de, izleyicinin farkına varması, keşfetmesi gerekse de hikayenin geçtiği yer, dönem ve yaşananların gerçek nedeniyle birlikte düşünmeye davet ediyor bizleri. Yarışma kategorisinde yer almasına karşın yarışma dışı olduğunu da hatırlatmak gerekli.

You May Also Like

Liste

80'ler dendiğinde akla ilk gelen şey o dönemin şarkıları olsa gerek. O dönemin bir başka alameti farikası da tüm yurdu saran Betamax, sonrasında da...

Bana Onun Portre-sini Getirin

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez...

Liste

Sırf o güzel şarkıları bir kez daha anmak adına yaptığımız Tüm Zamanların En İyi 15 Türkçe Rock Şarkısı araştırmasının bir parçası oldular.

Misafir-le Görüşme

Kompleksleriyle barışık, onlarla yaşamayı öğrenen Yaşar Alptekin, 19 yaşında yenmiş dudak kompleksini. Adana’da bir defilede kadını biri “Ne güzel dudakları var, aşka davet ediyor,”...

Copyright © 2010-2026 Tersninja.com

  • Bizi takip et