Bir film yazarının etkisi nasıl ölçülür? Ölçü birimi olarak ne kullanılır? Açıkçası bilemiyorum. Dolayısıyla bu liste tamamen benim kişisel idrak cetvelimle oluşturuldu. Yani tek ölçütün benim fikirlerim ve deneyimlerim olduğu söylenebilir.

İsterseniz ilk önce etkili bir sinema yazarı ne demektir, etkili bir sinema yazarının etkileri nerelerde hissedilebilir (bu alanlar sinema yazarına göre değişkendir) ve bu etkinliğin kaynağı ne olabilir, kıaca bir sinema yazarı bu listeye niye girer onu keşfetmeye çalışalım. (yazının buradan sonrası “sesli düşünme” tadında yazılmıştır.)

Elbette her yazar gibi bir sinema yazarının da öncelikle okuru üstünde etkisi vardır, bu etki cüzi miktarda da olsa filmlerin gişelerine de yansır. Bir sinema yazarının içinde yer aldığı yayının tirajına katkısı ise sanırım daha da cüzidir.

Bir sinema yazarının film festivalleri üzerinde güçlü etkileri olabilir. Festivale seçilecek filmden, çağrılacak konuklara; festival kapsamında yayınlanacak kitaplardan, onur ödülü verilecek isimlerin saptanmasına kadar sözü dinleniyor olabilir.

Bir başka sinema yazarının sinema üstüne eğitim veren kurumlarda, akademik ortamlarda ağırlığı çok hissedilebiliyor olabilir.

Siyasi bir etkiye sahip olup belli görüşteki yazar ve okur kitlesini çevresinde kenetleyebilir, hatta bunları organize edebilir.

Etkili bir yayının yöneticisi olabilir, ki bu kendisini camiada oldukça etkili yapar. Çok güçlü bir yayının yazarı olmak da işe yarar. Ya da çok etkili bir TV programı yapıyor olmak. İstediği oyuncuyla röportaj ayarlayabilecek güce sahip olmak, daha da önemlisi yeni bir sinema yazarının çıkışına imkan tanıyabilecek; bir oyuncunun, bir filmin parlamasını (ya da tam tersi) sağlayabilecek bir konumda olmak sinema yazarının etki kapasitesini ciddi biçimde arttırır . (Hoş, bu konuda bir sinema yazarının Hıncal Uluç’un eline su dökmesi zor gözüküyor.)

İlişkilerinin güçlü olması, sosyal karakteri de bir sinema yazarını dolaylı olarak etkin kılabilir. Sinema yazarları arasında ne kadar sayılır sevilir olduğu da önemlidir. Gerekli durumlarda kanaat önderliği yapmasını sağlar bu ağırlık ona.
Keza SİYAD başkanlık koltuğu da önemli bir etki sahibi olma mercidir. Ya da bazen yılların yazarı olmak hasebiyle kurumsallaşmış ve markalaşmış olmaktır sinema yazarını etkili kılan, bazen de tarzıyla kabul ettirdiği saygın veyahut “marjinal” imajı…

Devletle arası iyi olabilir, ki bu da son dönemin yükselen bir etkili olma biçimidir. Bu etki projelere verilen fonların yönlendirilmesine dek varabilir.

Çok iyi bir yazar olduğu kanaatinin ittifakıyla okurlarının hatta sinema yazarlarının karşısında müride dönüştüğü bir sinema yazarı olmak damümkündür.

Büyük emeklerle toplanan, biriktirilen materyaller sayesinde çok güçlü bir arşive sahip olmak da etkili kılabilir bir sinema yazarını.

Benim aklıma gelen başka bir şey yok. O zaman listeye geçebiliriz artık. Huzurlarınızda Türkiye’nin En Etkili 15 Sinema Yazarı.

1. Atilla Dorsay

2. Alin Taşçıyan

3. İhsan Kabil

4. Tuna Erdem

5. Mehmet Açar

6. Fatih Özgüven

7. Burçak Evren

8. Fırat Yücel

9. Murat Özer

10. Uğur Vardan

11. Ömür Gedik

12. Rekin Teksoy

13. Ali Can Sekmeç

14. Esin Küçüktepepınar

15. Vecdi Sayar

11 YORUMLAR

  1. Bence herşeyden önce, bir sinema yazarının Halk arasında belli bir saygınlığa ulaşması gerekir. Yurtdışı festivallerindeki ağırlığı yada sözünün geçmesi bundan çok sonrasında temel alınmalı. Çünkü sinema yazarı demek sadece bir film yorumcusu olmanın dışında gerçekten bir öğretmen, eğitimci olmak anlamınada gelir. Ve ne yazık ki bu kriterleri kendinde barındıran sinema yazarları günümüzde pek yok. Sadece bir filmin, izleyiciye vermek istediği mesajları baz alarak eleştiri yada değerlendirme yapmakta bu işin kolayına kaçmaktır. Nitekim listedeki bazı kişilerin bunu yaptığıda apaçık ortadadır. Kısacası listedeki bazı isimlerin sıralamadaki yerlerinin uygun olmadığını düşünüyorum. Tabiki liste başkasına ait olduğu içinde bu listeyi saygı ile karşılıyorum.

  2. Listede 3 kadın olması beni üzdü aslında. Listeyi hazırlayana bir eleştiri değil bu. Genel olarak kadınların bu alanda da oyunculuk ya da senaryo yazarlığı dışında çok ses getiremediğinden şikayetim. Elinize sağlık.

  3. ali murat güven de bu listede olmalı bence. yani tamam bu sizin listeniz olabilir ama türkiye’nin en etkili sinema yazarı deyince işler değişir.

    bazı kesimler tarafından sevilmeyebilir fakat benim nazarımda takibe layık biridir. bunu onu tanıdığım için yazmıyorum. bilgi birikimini ve sağlam bir arşivi bildiğim için yazıyorum. yazınızda geçen arşiv meselesi çok önemli.

    bildiklerini anlatan, gençlerin fikirlerine önem veren, tecrübeli bir sinema yazarı candır zira.

  4. Üzerinde düşünülmesi gereken o yüzden de listeden de öte bir sıralama olmuş her maddede bir durup 3 düşünmek gerekiyor. Ben yine de etkili sinema yazarına Hıncal Uluç’u da eklerdim 🙂 sonuçta o bir sinema yazarıdır da.
    Hıncal Uluç’un Siyad’a değil Siyad’ın Hıncal Uluç’a üye olması gerekmektedir aslında… Ama listeler üstü olması da ayrı bir durum teşkil etmektedir.

  5. Malum, Ters Ninja karasularına yorum bırakıp “Sinema Yazarlığı” kariyerimi yakmamla ünlüyümdür ama ne de olsa burcum Akrep, intihara meyilliyim! 🙂

    Benim anlayışıma göre, sinema yazarının tek derdi sinemadır ve sorumluluğu da sinema seyircisine karşıdır. Seyirci cebindeki üç kuruşla iyi bir film seyretmek için bir klavuz, sevdiği filmleri daha iyi anlamak için bir bilge arar. Böyle bir sinema yazarını takip etmek ve onun sayesinde sinemasal algıları açmak çok keyiflidir. Sinemanın misyonu da bu değil midir zaten… Ben böyle gördüm çünkü… İlk etkiyi almam bakımından, 80’lerde, bir seyirciden, filmler hakkında fikir belirtebilen birine dönüşmeme katkıları sebebiyle Atilla Dorsay’a teşekkür ederim. En sevdiği film “Lone Wolf McQuade” olan birine yazılarıyla yol gösteren ve heveslendirerek bir zaman sonra “Birdy”i izletmiş ve çok sevdirmiş gerçek bir sinema yazarıdır o.

    Ama 2011’in Türkiye’sinde “Sinema Yazarı” denen mükemmeliyetçi yaşam formu ise sinemaya onun kadar anlam yüklemeyen, yükleyemeyen seyirciyi aşağılamaya her daim meyillidir. Film izleyerek eğlenen bir insanın varlığını katiyen reddeder. Ama bir süre sonra bu da onu kesmez. O da sinemayı takip edenlere değil yapanlara bulaşmaya başlar. Satılmayan biletlerin koçan seslerinin hışırdadığı boş salonların yalnızlığında kendi habitatını yaratıp bir tür efsunla kimsenin sevmeyeceği filmleri baştacı eder, herkesin sevdiklerini asla görmez. “Gişe” filmine karşı açılan savaşın Jean D’arc’ıdır o artık ve bu ne muhteşem bir ayrıcalıktır! Oysa tam da o esnada Altın Ayı’yı kazanan Asghar Ferhadi filmi Bir Ayrılık’ı İran’da 1.5 milyon kişi izlemektedir.

    “Sinema yazarı” bunlara aldırmadan seyirci ile arasına kocaman bir duvar örüp, bütün mesaisini film yapanları daha da yalnız filmler çekmeleri için cesaretlendirmeye harcar. Böyle yıllar geçer ve hevesli bir kaç zibidinin açtığı bloglar, sözlükler çoğalır durur. Bir de bakar ki artık ne kadar kalem oynatırsa oynatsın önerdiği filmler izlenmezken, hiç umursamadığı filmler gişe rekorları kırmaktadır. Seyirci artık tamamen başka yerlerden feyz almaktadır çünkü… Zaten kökü Yeşilçam’ın bataklıklarına uzanan bu iğrenç sektöre yaranmakta mümkün değildir. Elinde kalan son kale olan festivallerde saplar kılıcını böğrüne sinemaseverin… Yine kimsenin izlemediği filmler çakma gösterişler içinde altından, kristalden ödüller alır. Oksijen çadırı mahiyetindeki “Festival” bitince de verir kendine kavrama, kurama, hepten bir pelikül dervişi olur çıkar.

    Belki de Landlord’un yazdığı gibi etkili sinema yazarları vardır ama kendimi de içine katarak ben öyle birine artık rastlayamıyorum! Etkiden kasıt hak-hukuk-adalet gibi sol değerleri savunan bir yapının içinde faşist diktalar peşinde koşmak, “Derin” bir şeylerin başında olmak ve kimin “sinema yazarı” olduğuna karar vermekse çok etkilidir bazı sinema yazarları… Tıpkı böcekleri değil de meyveleri öldüren tarım ilaçları gibi…

  6. Ömür Gedik ne arıyor bu listede?Film Eleştirmeni gibi önemli bir sıfatı hiç ama hiç haketmiyor.”Uuuufff o nasıl bir patlama sahnesiydi.Vay anasına!” tadında (tadsızlığında) yorumlar yapan ve köşesini sinemadan çok hayvanlara ayıran bir “kişiye” eleştirmen demek haksızlık olur.Bir de listede Uygar Şirin olaydı iyiydi 🙂

  7. Ömür Gedik’in olduğu bir listede Kutlukhan Kutlu gibi bir eleştirmenin olmamasını hiç yadırgamadım. Aynı şekilde Atilla Dorsay birinci sırada iken Rekin Teksoy’un sıralaması da düşündürücü geldi bana… Popülist bir liste olmuş. Ama yine de şunu belirteyim. İki paralık itibarı olan sinema yazarlığının o itibarı bile kalmadı ülkede. Önceden sinema ile ilgili programlar yaparlardı bu yazarlardan bir kısmı. Hem de şimdinin Diyanet TV’si olmuş devlet kanallarında!

CEVAPLA