Son yıllarda çocuk istismarını konu alan yapımları sık sık beyazperdede görmeye başladık. Dogma 95 akımının öncülerinden Thomas Vinterberg Onur Savaşı ile bize aynanın diğer tarafını göstermeyi seçmiş. Yönetmen hikâyesini, zorlu bir boşanma sürecinin ardından hayatını yeniden kurmaya ve bu arada da oğluyla ilişkisini düzeltmeyen çalışan Lucas’ın, çalıştığı anaokulunda küçük bir kız çocuğunun cinsel taciz iftirasıyla karşı karşıya kalması üzerine kurmuş.

Vinterberg, seyirciye filmin başından itibaren Lucas’ın suçsuz olduğunu gösterirken diğer yandan da herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada böyle bir iftiranın hangi boyutlara varabileceğini son derece soğukkanlı bir şekilde anlatıyor. Film mahalle baskısının nasıl kuvvetli bir silah olabileceğini, dar kalıplar içine sıkışmış toplumların basit bir yalanla nasıl kaosa sürükleneceğini o kadar incelikli bir dille anlatıyor ki yönetmenin önünde saygıyla eğilmemek mümkün değil. Aynı anda hem suçsuzluğundan emin olduğumuz adamın çaresizliğiyle empati kurup hem de benzer bir durumla kendi çevremizde karşı karşıya kalsak kasaba halkının davrandığından farklı davranmayacağımızı bilmek, filmi son anına kadar diken üstünde izlememizi sağlıyor.

Karakterlerine gelecek olursak, kimsenin tam olarak iyi ya da kötü olmadığı, sıradan hayatlarının dengesini korumak için her şeyi yapmaya hazır ama diğer yandan da karar alma konusunda çevresinden bağımsız hareket edemeyen, yani hayatın tam da içinden hepsi. Başlangıçta dostlarının suçsuzluğuna inanıp onun yanında duranlar bile hikâye ilerledikçe yavaş yavaş kapılarını Lucas’ın yüzüne kapatıyorlar. Bu rolle Cannes Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kucaklayan Mads Mikkelsen kuşkusuz filmin en büyük kozu.

Vizyona Onur Savaşı adıyla girse de orijinal adının karşılığı olan ‘av’ aslında hikâyeyle birebir örtüşüyor. Vinterberg filmin başında geyik avlayan “avcı” Lucas’ı çarpıcı bir dönüşümle “av”ın kendisi haline getiriyor. Pastel renklerin tercih edildiği görüntü yönetimi de sonbaharla beraber kasabada artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının haberini veriyor.

Özetle söylemek gerekirse, Lars Von Trier ile beraber başladığı Dogma 95 yolculuğuna 98’de çektiği Festen‘in ardından uzun bir ara vermiş olsa da OnurSavaşı sinemaseverlere Thomas Vinterberg’in muhteşem dönüşünü müjdeliyor.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA