Kahraman Kovboy İlaç Endüstrisine Karşı! (Sınırsızlar Kulübü / Dallas Buyers Club)

Dallas Buyers Club

2 Mart 2014’te sahibini bulan Akademi Ödülleri’nde 5 dalda Oscar’a aday olup En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Makyaj-Saç Oscar’larını kazanan, C.R.A.Z.Y. ve Ruh Eşim (Café de Flore) filmleriyle tanıdığımız Kanadalı yönetmen Jean-Marc Vallée’in son filmi Sınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club); maço, homofobik, alkolik, kaybeden, part-time elektrikçi part-time rodeo binicisi-bahisçisi Ron Woodroof’un 1986’da AIDS olmasıyla birlikte değişen hayatını konu alıyor.

Ercan Dalkılıç (2) Ercan Dalkılıç

Gerçek olaylardan uyarlanmış Sınırsızlar Kulübü; Ron Woodroof, gerçekten de ilaç tekellerine karşı koymuş, alternatif bir satış ağı yaratarak birçok AIDS hastasına yardımcı olmaya çalışmış ve doktorların bir aylık ömrün kaldı demesine karşın, kendi yöntemleri ve yurtdışından getirdiği kanunsuz ilaçlarla 6 yıldan fazla bir ömür sürmüş. Tabii bunları yaparken ‘Amerikan Rüyası’nı da dibine kadar yaşamış!

Dallas Buyers Club

Filmin en büyük sorunu da burada zaten; bir yandan ilaç tekellerine karşı bir mücadeleyi anlatan, onların ilaç değil zehir sattığının altını çizen film, diğer yandan da Woodroof’un içeni girdiği evreni allayıp pullayıp anlatan bir yapıya sahip. Bu eksiksiz olarak Amerikan Rüyası’nın aktarımı sayılmasa da, bundan esintiler taşıdığı da bir gerçek. Woodroof, birçok şeyi yapan, ne yaptığını, nasıl yaptığını takip edemediğimiz bir karakter olup çıkıyor bir dakikadan sonra; tematik olarak filmin hangi kanaldan yürüdüğünü bir türlü kestiremiyorsunuz.

Belirttiğimiz gibi, film tematik olarak oldukça dağınık; ne var ki, bu filmin tamamına yayılan ilaç endüstrisine karşı söylemin öneminden bir şey eksiltmiyor. Kapitalizm para söz konusu olunca sağlık filan dinler mi hiç! En çok kâr ölümcül hastalıkların ilaçlarından elde edildiğine göre; sistem, hastaları olabildiğince uzun yaşatmak ve maksimum ilaç tüketmelerini sağlayarak işlerliğini devam ettirmekle yükümlü. Sınırsızlar Kulübü de, bunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor; fakat ana argüman şunun üzerine kurulu: evet, para kazanın ama bunun da bir sınırı var! Bu söylem en nihayetinde bir Hollywood filminden beklendiği gibi liberal, ortalamacı bir tını görüldüğü üzere. Fakat Oscar projesi olarak üretilmiş bir filmden daha fazlasını beklemedek de abes zaten.

Dallas Buyers Club

Filmin en büyük gücü oyunculuklar kuşkusuz: Benim öteden beri ısınamadığım, ortalama bir oyuncu bulduğum Matthew McConaughey, Ron karakterine fiziksel olarak büsbütün girse de, yine inandırıcı olmayı beceremiyor –bana kalırsa. Gelgelelim Akademi, dört dörtlük bir Amerikan karakteri olan Woodroof’u es geçmedi ve En İyi Film Oscar’ını gözü kapalı McConaughey’e verdi. Buna ilaveten az ama öz filmde oynayan karakter oyuncusu Jared Leto’nun, transeksüel Rayon ile kazandığı Oscar’ı sonuna kadar hak ettiğini söyleyebiliriz sanıyorum.

Son tahlilde; Sınırsızlar Kulübü, ikircikli söylemlerine aldırmaksızın izlendiğinde, öne çıkan oyunculukları, dinmeyen temposu ve klasik bir yükseliş-çöküş hikayesini Hollywood’un abecesine uygun olarak, profesyonelce perdeye aktaran bir seyirlik. ‘Kahraman’ın sözlükteki karşılığına denk düşten, her yönüyle kusursuz bir kahraman örneği olan Ron Woodroof’un ilaç tekellerine bir Zagor edasıyla attığı bu fiske, sizi muhtemelen tatmin etmeyecek, ama yine de görmenizde bir fayda var.

Dallas Buyers ClubSınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club)

Yönetmen: Jean-Marc Vallée

Senaryo: Craig Borten, Melisa Wallack

Oyuncular: Matthew McConaughey, Jennifer Garner, Jared Leto

Yapım: 2013 / ABD / 117 dk.

 

 

 

 

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin