Festival Günlükleri: Malatya’da Son Gün

max

6. Malatya Uluslararası Film Festivali bu akşam dağıtılacak ödüllerle sona eriyor. Kazananların belli olmasıyla heyecanın doruğa çıktığı saatlerde şehir, film izlemek için gelenlere daha fazlasını sunmaktan da memnun. Malatya’da görülmesi gereken yerler ve festivalin öne çıkan filmleri bu yazının konusu.

serkan-cellik Serkan Çellik

Festivalin altıncı günü, ödül alması beklenen yerli filmlerden Kasap Havası’nın gösterimiyle başladı. Yurtdışı festivallerinin gözdelerinden Küçük Kız Kardeşim, İnatçılar, İnsanın Değeri, Hazine ve Dheepan gibi filmler Malatyalı izleyiciyle buluştu. Bilet fiyatlarının 2-3 TL seviyesinde tutulmasının yanı sıra tüm seanslara sınırsız giriş hakkı tanıyan 15 TL’lik Festival Kart sinefiller için adeta bir hediye oldu. Metropollerde tek seansa ödenen rakamdan daha azıyla sekiz gün boyunca sınırsız film izleyebilmek büyük mutluluk.

aslantepe

Filmler arasında Malatya’yı keşfetmeye çabaladık. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmeye aday Arslantepe Höyüğü binlerce yıllık kültür mirasını gözler önüne sererken, Arslantepe Açık Hava Müzesi’nde medeniyetin temellerinin atılışı materyallerle karşımıza çıkıyor. Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı bölgenin kültürel geleneklerini muhafaza edip yaşatmayı sürdürürken, Sanat Sokağı ve Ulu Cami keyifli bir yürüyüş ve keşfetme rotası sunuyor. Sultansuyu At Çiftliği’nde yetiştirilen safkan yarış atları ziyaretçilere bilmedikleri bir dünyanın kapısını aralarken, Hippoterapi Merkezi engelli kardeşlerimiz için birinci sınıf sağaltım merkezi olarak dikkat çekiyor. Yüzlerce metre yüksekte cam bir platformun önünde durarak Büyük Kanyon manzarasının bir benzerini deneyimleme şansı sunan Levent Vadisi de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında.

levent vadisi

Biraz da kısa filmlerden bahsedelim. Mersin Üniversitesi’ndeki eğitimini yakın zamanda tamamlayan Oğuz Turan’ın kısa filmi Ukde (Grief), iki dakikadan kısa sürede bir dünya yaratıyor. Orta yaşlı bir adam, elinde telif hakkı ödememek için Brick Game adıyla satılan bir Tetris oyuncağıyla uzanmış, ahşap kapısının (duvarının?) deliğinden içeri sızan ışığa bakıyor. Gaz lambası, sobası ve her ses duymak istediğinde düğmesine bastığı oyuncakla aynı noktaya gözlerini dikmiş halde duruyor. Filmin hikayesiz olduğunu iddia edenler olacaktır ancak onlarca senaryo için başlangıç noktası olarak konumlandırılabileceğini düşünmek daha gerçekçi. Bu yaşta bir adam neden çocuklara yönelik bir oyun konsoluyla ilgileniyor, zihinsel problemleri mi var yoksa oyuncağın sahibi çocuğu mu özlüyor? Saç ve sakal kesimi düzgün olduğundan, zihinsel bir engeli varsa yalnız yaşamadığını iddia edebiliriz, bu konularda ona yardımcı olan biri olmalı. Yalnızsa da depresyonda olmadığını düşünürüz çünkü öz bakımı yeterli. İçine dert olan şeyin her zaman değil de, o an, belki o oyuncağı bir kuytuda bulunca dert olduğunu düşünmek daha mantıklı. Filmin zamanı günümüz mü, geçmiş mi? Günümüzde elektrik olmayan bir yer de olabilir, oyunun popüler olduğu doksanlı yıllar da. Tek kişilik bir yaşam alanı mı bu, yoksa bağ evi mi? Mutfağın bu kadar geniş olduğu bir köy evine pek rastlanmazken, genelde yerleşim yerlerinden uzakta yapılan kulübelerde oturma alanıyla beraber mutfak tezgahı olur. Bu ve bunun gibi onlarca soru sorulabilir, her izleyişte farklı ayrıntılar dikkat çekebilir. Oğuz Turan boş bir tuvale bakıp hayal kurmaya hevesli ressam avına çıkmış Ukde ile. Yalnız bir kaç rengi önceden serpiştirip başlangıç noktası yaratmış. Umarım bu hayal gücü tetikleme arzusu sinemayla ilgilendiği yıllar boyunca hem kendisinin hem izleyicisinin işine yarar.

CR_j2

Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Metehan Şereflioğlu’nun kısa filmi Mucize Aynalar daha büyük bir prodüksiyon. Işığıyla, set tasarımıyla, oyuncu yönetimiyle ve senaryosuyla deneyimli isimlerin elinden çıkmış hissiyatı yaratıyor. Aziz Nesin’in aynı adlı öyküsünden yola çıkılarak gerçekleştirilen filmin konusundan öyküyü okumayanları etkilememek adına bahsetmiyorum ancak Şereflioğlu’nun Aziz Nesin tadını yakalamayı başardığını belirtmeliyim.

IMG_0427

Festivalin yabancı filmler cephesinden güzel sürpriziyse yine ilk kez perdeye yansıyan Mükemmel Bir Gün (A Perfect Day) oldu. Fernando León de Aranoa imzalı filmde Benicio Del Toro, Tim Robbins ve Olga Kurylenko başrollerde. “Bir deli kuyuya ceset atmış, kırk akıllı çıkaramamış” şeklinde özetlenebilecek çıkış noktasından bir günlük süreçte yaşananları anlatan enfes bir senaryoya sahip film. Vizyon şansı olursa mutlaka görmelisiniz.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin