Pele ve Bir Ulusun Doğuşu

Kitleleri peşinden sürükleme konusunda çağımıza damga vuran ve birçok açıdan benzer olan yedinci ve sekizinci sanat dallarının yıldızının bir türlü barışmadığı hepimizin malumu. Sinema; tenisten hokeye, atletizmden Formula 1’e kadar her türlü spor dalına sık sık el atmasına rağmen mevzu bahis dalların hepsinden daha popüler ve eserleri çok daha geniş coğrafyaya yayacak futbolla yollarının kesişmemesine özen göstermiş, döneme damga vuran futbol olaylarına dahi kör ve sağır kalmayı tercih etmiştir. Saha içinden ziyade dışından güç alan Ket felido a pokolban (1963) ve Victory (1981) gibi eserler dışında elle tutulur iş çıkartmakta zorlanan sinemanın, hedef kitlesi dar olmasına rağmen sinemaya daha uygun olan bireysel sporlara ya da canlandırması kolay durağan açık hava sporlarına yönelerek futbolla arasına mesafe koyması belli ölçüde anlaşılabilir olsa da, birçok farklı alanda faaliyet göstermeyi amaçlayan endüstriyel futbolun sinemayı bir yayılma ve kâr aracı olarak görmemesi hakkında sağlıklı cümleler kurmak mümkün değil. Bir araya geldiklerinde sürekli çatışma yaşayan, başarıdan ziyade başarısızlıklarla dolu bir ortak geçmişe sahip bu iki genç dalın kalıp savaşmak yerine kaçıp gitmeyi tercih etmesi belli bir süre için tolere edilebilir olsa da, her türlü hayalin gerçeğe dönüştürüldüğü teknoloji çağında bu ayrılığın iki tarafa da gönül verenlerde açtığı yaranın tarifi pek zor. Bir süredir Maradona, Messi, Ronaldo, Gascoigne gibi yıldızların yaşamlarından kesitler sunan belgeseller üzerinden çift tarafa da “win-win” yazacak ara formül denemeleri yapılırken, rezil olma pahasına genel kanının karşısında duran fikirler ortaya koymayı seven Pele’yi anlatan Pele: Bir Efsanenin Doğuşu ortaya çıktı ve kahramanına yakışacak şekilde “modaya uymadı”, tıpkı kahramanı gibi rezil olma pahasına.

pele

Pele: Bir Efsanenin Doğuşu, savaş nedeniyle verilen uzun aradan sonra 1950’de yeniden düzenlenen ve bir daha kesintiye uğramayan Jules Rimet Kupası’yla başlayıp televizyondan ilk defa yayınlandığı için bir anda tüm dünyaya ulaşan 1958 Dünya Kupası’yla sona eriyor. Bu iki turnuva arasında geçen 8 yıla ufak Dico’nun efsanevi Pele’ye dönüşme öyküsünü ve izleri yarım asır silinmeyecek bir travmayla Brezilya’nın yüzleşme çabalarını sığdıran Pele: Bir Efsanenin Doğuşu’nu sinema ve spor odaklı iki başlığa ayırarak incelemek lazım çünkü işin sinemasal kısmı; sosyal ve siyasal başlıkları da içine alan sportif yönüne dair kurulacak her cümleyi anlamsız kılacak derecede yetersiz ve sinir bozucu. Ginga stiliyle olabildiğince serbest ve bir sisteme bağlı olmadan futbol oynayan Brezilyalıları sahada göstermeye kendini fazla kaptıran yönetmenler Jeff ve Michael Zimbalist’in bu tarzı filmlerine dil yapma çabasının sonu maalesef hüsran olmuş. Pele’li, Garrincha’lı ve Didi’li bir hücuma benzeyen film çektiklerini hayal eden yönetmenlerin köhne, ajitatif ve gereksiz bir Latin Amerika dizisi meydana getirdiği gerçeğiyle baş başa kalmaları durumu ise acıklı ve ironik hale getirmiş.

pele_clip-kopya

Filmin “nasıl anlattığını” bir kenara bırakıp “ne anlattığına” geçtiğimizde ise karşımıza “futbol, asla sadece futbol değildir” mottosunun altını doldurma çabasında olan bir eser çıkıyor. 200 bin kişilik dünyanın en büyük stadı Maracana’nın açılışının finale denk getirildiği, maçtan bir gün önce futbolculara arkasında “Dünya Şampiyonlarına” yazılı saatlerin hediye edildiği, gazetelerin Brezilya’nın şampiyonluğuna methiyeler düzen ön sayfalarının maçtan önce basıldığı, yüz binlerce şampiyonluk tişörtünün satıldığı 1950 Dünya Kupası finalini Uruguay’a 2-1 kaybeden Brezilya’nın ulus olarak yaşadığı çöküntüyle açılan film, devamında sadece bir yıldızın değil, bir ulusun yeniden doğuş öyküsünü de anlatmaya soyunuyor. Radyodan dinlediği finalin bitiminde herkes gibi gözyaşlarına boğulan babasına bir Dünya Kupası kazanma sözü veren küçük Dico’nun bu ulusal travma aracılığıyla Pele’ye dönüşmesini, kıtanın Avrupalılarca keşfinden bu yana yaşanan soykırımlar ve kölelik nedeniyle başa çıkamayacağı bir geçmişe sahip olan Brezilya’nın bu kötülüklerden Capoeira ve Ginga’yı çıkartmasına benzeten film; bireyi toplumla, toplumu da bireyle özdeşleştirerek çok yönlü ve katmanlı bir mitos yaratıyor. Kölelikten kaçarak ormanlara sığınan siyahîlerin yarattığı dövüş sanatı Capoeira’nın futboldaki izdüşümü olan Ginga’yı, 1950’deki hezimetin sorumlusu ve Avrupalılar gibi medeni olmayan ülkelerinin başvurduğu yol olarak gören Brezilya’nın yanıldığını anlaması için gerekense 17 yaşındaki bir genç olacaktır.

filmpele_1280x720-kopya

Pele’yle Brezilya’yı özdeşleştirdikten sonra İsveç’te düzenlenen 1958 Dünya Kupası’na dümen kıran film, hem Brezilyalıların kendi içindeki hem de Brezilyalılarla Avrupalılar arasındaki farklar üzerinden bir sınıf söylemi geliştirmeye çalışıyor. Brezilya’nın üst tabakasından Jose Altafini’yle en alt sınıftan Pele’nin yollarına Bauru’daki mahalle turnuvasından milli takıma kadar sürekli kesiştiren ve bu ikili üzerinden keskin bir sınıf portresi çizen film, 1958 Dünya Kupası için yurtdışına çıkıldığında ülke içindeki sınıf farklılıklarının artık görünmediğini; özelde bir İsveçlinin, genelde Avrupa’nın gözünde Brezilya’nın yekûnen medeniyetten uzak ve geri kalmış bir ülke olduğunu vurgulayarak halkı birleşmeye davet ediyor. Bu birleşme için sunulan ise alt sınıftan gelen, siyahî olan, atalarının ruhunu futbolunda yaşatan Pele ve bütün farklılıkları kısa süreliğine de olsa ortadan kaldırarak izleyen herkesin aynı anda sevinip üzülmesini sağlayan futbol oluyor.

Futbolla ilgisi sınırlı olanların maksimum zevki almakta zorlanacağı Pele: Bir Efsanenin Doğuşu, sinemaseverlerden ziyade sporseverlere hitap eden bir eser olduğundan işin sportif yönünü hakkıyla, sinemasal yönünü de savsaklayarak yapıyor ve bu nedenle kendini sinemasever olarak addedenlerin filmden uzak durmasında fayda var. Bugün kavramakta zorlandığımız “futbol asla sadece futbol değildir” mottosunun ne olduğuna yakından bakmak, futbolun saflığını koruduğu dönemleri yâd etmek ve Pele’nin adını alış şeklinden asrın sporcusu oluşuna kadar geçen süreye dair güzel bilgiler edinmek isteyen sporseverler içinse Pele: Bir Efsanenin Doğuşu’ndan doğru bir adres bulmak güç.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin