Reis Çelik: “Bu ülkenin aydınları, bu ülkenin halkının sorunlarına tiksinerek bakıyor.”

Geçtiğimiz günlerde yapılan 19. Altın Koza Film Festivali benim ve birçok sinemaseverin açısından hüsranla son buldu. Ne yazık ki, jüri adalet dağıtmak yerine, mavi boncuk dağıtmayı daha anlamlı buldu. Oysa festivalin bence uzak ara tek galibi vardı: Lal Gece. 2. Bodrum Türk Filmleri Günleri’nde Reis Çelik’le buluştuk ve 19. Altın Koza’nın sonuçlarından Hülya Avşar’ın jüri başkanlığı tartışmasına uzanan kısa bir sohbet gerçekleştirdik…

Ercan Dalkılıç

En son 19. Altın Koza Film Festivali’nde Lal Gece sadece halk jürisi tarafından ödüle layık görüldü. Bir de İlyas Salman’a 24 yıl sonra başrolde boy gösterdiğinden dolayı, biraz da bir vefa göstergesi olarak En İyi Erkek Oyuncu Ödülü verildi. Ben filminizin gelecekte başyapıt olarak değerlendirileceğini düşünüyorum, sinema yazan bir genç olarak. Çok büyük bir film Lal Gece bence. Sizce de filminizin hakkı yenmedi mi 19. Altın Koza’da?

Şimdiye kadar çıkan eleştiriler o yönde. Gerçekçi baktığımız zaman, sinemamızda pek örneği olmayan bir film, biçim Lal Gece. Ama jüriler konusuna şöyle bakalım. Biz filmimizi jüriye teslim ediyoruz ve diyoruz ki; ey jüri takdir senindir. Jüriler hakkında yorum yapmak bana düşmez. Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum. Sinemayı anlayan insanlar böyle bir filmin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlayabilirler. Jüri kendine göre bir yorum yapmıştır. Daha iyi, jüriye göre ötekidir.

Lal Gece ile ilgili çıkan bazı yazılarda hikâyenin finalinde toplumsal misyonun yerine getirildiği, yani bir anlamda babaerkiliğin sürekliliğine vurgu yapıldığı ifade edildi.

Anlamamışlar filmi. Ucuz eleştiri bizde var maalesef Filmi doğru okusa; bir erkek çıkıyor, ben şaklabanım diyor, ben şaklaban değilim de neyim diyor, öldür dediler öldürdüm, evlen dediler evlendim, diyor. Erkeği potaya alıp, erkeğin ülkemizde tarihini tartışıyor. Adama dövdürseydim kızı, adamı kızın üzerine çıkarsaydım, indirseydim, o zaman mı makbul olurdu. Ama ben böyle bir şey çekmek istemiyorum ki. Ben daha bireysel ve gerçekçi bakmak istiyorum. Herkes kendine göre yorumlayabilir. Sanatı çok çabuk bu kadar kolay yargılamamak lazım. O zaman içinde yolunu bulur, nereye oturacağını bilir.

24 yıl sonra İlyas Salman başrolde karşımıza çıktı. Neden İlyas Salman?

Çok estetik bir oyuncuya ihtiyacım vardı. Çok kısa sürede çekmem gerekiyordu. Kurgu devamlılığı saniyelerle ölçülen bir film Lal Gece. Günler, aylar geçmiyor filmde, saatler geçiyor. O yüzden de İlyas Salman’ı tercih ettim. Onunla, yerinde çok iyi hazırlık yaptık. İlyas Salman bu ülkenin çok büyük bir oyuncusu. Doku olarak her şeyi bu kadar iyi verebilecek tek oyuncu bana göre oydu.

Yurtdışında festivallerde de gösterildi filminiz. Orada aldığınız tepkiler nasıldı?

Daha çok sinema olarak baktılar, sinema değerini çok yüksek buldular. Bizim ülkemizin aydınları, bu ülkenin halkının sorunlarına tiksinerek bakıyor. Onun için de kolay kılıflar bularak, kolay eleştiri yapıyorlar. Bu ülkenin çok büyük bir gerçeğidir. Oryantalizme kaçmadan anlattım. Batılılar da oryantalist olarak görmediler filmi. Bir sürü mail alıyorum, hatta tehdit alıyorum, ülkemizi kara gösteriyorsun diye. Tamam, kara da, bu bizim ülkemizin bir gerçeği. Yok mu bizim ülkemizde böyle bir şey. Kendimizi mi kandıralım. Gerçeği örtmenin maharet olduğunu düşünen bir toplumuz.

Son olarak Antalya Altın Portakal’da yaşanan Jüri Başkanı tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Herkes yaptı, gelip Hülya Avşar’a mı takıldık. Ben burada riya ve yalan görüyorum. Hülya Avşar, bu ülkenin çok önemli bir sinemacısı. Bu ülkenin sinemasına renk katmış, keyif katmış. Çok da iyi bir oyuncu kendisi. Jüri Başkanı olmasında hiçbir sakınca görmüyorum. Murathan Mungan‘ın İstanbul Film Festivali’nde Jüri Başkanı olması niye tartışılmadı mesela? Sinemacı mı, yönetmen mi, kameraman mı, senarist mi, ne? Ben gidip Orhan Kemal Roman Ödülü’nün başkanı oluyor muyum? Olsam, kıyamet kopar. Ben bu afaki tartışmaları sevmiyorum. Birçok jüri başkanından daha iyi kararlar vereceğine inanıyorum. Yanında duruyorum ve destekliyorum. Adana’da, İstanbul’da çok mu iyi kararlar verildi. Hepsi tartışılıyor. Ha, bir festival der ki, bizim festivalimizin başkanının tanımı şudur, Hülya Avşar, o tanımlara uymuyordur, o zaman çıkıp tartışırsın. Belediye başkanı da jüri başkanlığı yapabilir bu durumda. Çünkü öyle bir tanımlama yok yönetmeliklerde.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin