“Gece” Kelimesinin Ağırlığı

thumbnail_1413715360

Gece’nin tanıtımları gözümüze çarpmaya başladığında yeni bir Gönül Yarası izleyeceğimizi hatta Erden Kıral’ın Yük filminde gösterdiği cesaretin ardından epey sert bir işle karşılaşacağımızı düşünüp ümitlenmiştik. Öyle de başlıyor Gece. Hızlı bir giriş yapıp Süsen (Nurgül Yeşilçay) ve Yusuf (Mert Fırat) ile tanıştırıyor bizi.

serkan-cellik Serkan Çellik

 Çalıştıkları mekândan dönmüş, evlerine çıkan merdivende sarhoş atışması yapıyorlar. Birbirlerini sevdiklerini de anlıyoruz, içinden çıkılmaz kederlerini de. Fırat’ın karaktere tam oturduğu hemen belli oluyor, Yeşilçay ise sadece görsel bir karşılık olabilmiş bir kez daha, cümleden cümleye iniş çıkış yaşıyor.

fft22_mf2583604

Sürtük adlı gece kulübünde konsomasyon yaparken Süsen, kocası Yusuf koruma görevinde. Aynı mahallenin çocukları, sevip evlenmişler. Yusuf uyuşturucu kullanıyor, her gece alkol alıyor, kiminle oturup kalktığı belli değil. Süsen’in güzelliği sayesinde bir iş bulmuş yuvarlanıp gidiyorlar. Yaşlı patronları (İlyas Salman) Süsen’e hayran. Yusuf da göz yumuyor tüm sarkıntılıklarına. Patlamaya hazır hep ama tutmayı biliyor kendini. Karısının mutsuzluğu alacağı haplardan daha kıymetsiz belli ki. Fakat siz bakmayın böyle ahenkle anlattığımıza. Tüm bunlar ancak boşluklarla, yarım yamalak mizansenlerle sunuluyor; gerisi hayal gücü.

Gece’nin odak noktası bu iki karakter olsaydı ilgi çekici bir film izleyebilirdik belki. Ne var ki kitabı uyarlayan senaryo yazarı bununla yetinmemiş, Süsen’in aile bireylerinin tamamını ele almış. Vildan Atasever’in oynadığı küçük kız kardeş mesela; tek boyutlu karton bebek. Çalışkan, ailenin ümit vaat eden, herkesin sevdiği bireyi. Sevgi dolu, sürekli sarılıp öpüp gülümsüyor. Ölü makyajı yapılmış anne var sonra. Kelimeleri eze eze konuşan, derdini içine atan çilekeş ana. Dağa çıkmış, eylem hazırlığında sakallı ağabey var. Hangi görüşü temsil ettiği, kime karşı durduğu, ne planladığı açıklanmıyor. “Dağ gibi ağabey ailesini bırakıp dağa çıkmış, o başlarında olsa bunlar olurmuymuş.” Bir erkek daha var, onun da ne olduğu ne yaptığı belli değil. Ayakkabı tamircisi namuslu gençken, bir toplantıya katılıyor. Herkese anlamaz bakışlarla bakmak dışında ağzını açmıyor ama sonraki sahnede hapiste. Ölüm orucuna başlıyor. Güya zayıflıyor. Seyirci olarak siz fark edemezsiniz belki diye “ne kadar zayıflamış, avurtları çökmüş” deniyor. Ne uğruna ölüme gittiği belli değil.

196990_newsdetail.gif

Yan karakterlerin ana hikâyeyi unutturacak kadar uzun zaman ayrılan öyküleri anlamsız, bir yerden bir yere gitmiyor, getirisi sıfır olduğu gibi götürüsü de çok oluyor. Zaten kurgu profesyonellikten uzak. Birer sahne arayla hapishane ziyareti gösterilmesi, anlamsız hızlanmalar, çekildi diye kullanılan detaylar filmi çok yormuş. Feza Çaldıran’ın görüntüleri de sinema filmine yakışmayınca, ümitlerimiz kursağımızda kalıyor.

İyi yanlarına bakacak olursak, Mert Fırat’ın muhteşem performansından başlamamız lazım. Elektro Tülay’ın seslendirdiği Gönlüm şarkısı başta, tüm müzikler işlevsel. Ve yine Erden Kıral’ın gençlere örnek cesareti. Ama hepsi bu.

286323Gece

Yönetmen: Erden Kıral

Senaryo: Rıza Kıraç (Hasan Özkılıç’ın romanından)

Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat, İlyas Salman

2014 / Türkiye / 100 dk.