
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Fenomen televizyon dizisi Kurtlar Vadisi’ne sonradan yamanan karakterlerden olan; Yıldırım (Neden Yıldo değil?), başkanı Çeto, onların ve isteyen herkesin başkanı Muro’dan ibaret üç kişilik ‘Mini-Light PKK’ çetecilerinin, “dağdan indim şehre, açıldım birdenbire” konulu maceralarını anlatan bu komedi; bir diziden ‘suyunun suyu’ misali, hem de yan rollerden ikinci bir sinema filmi çıkarma girişimidir..
Şurası aşikar ki bu tiplerin yaratılma amacı -öncelikle- PKK ile dalga geçmek, bu örgütün, ne menem aptallardan ibaret bir güruh olduğunu ele-güne göstermek; bu arada da, dizinin diğer komedi unsurlarından Güllü’ye, müllüye filan takviye yapmaktır.. Ki kendileri, aynı teknik ve artistik ekiple, şimdi de beyazperdede karşımızdalar..
Boş zamanlarını mapushanede değerlendiren elemanlardan Muro (Mustafa Üstündağ) ile Çeto (Şefik Onatoğlu), içerden çıktıklarında, eylemleri kırsaldan başlatmak üzere köylerine dönmek; orada kendi kendilerini baş göz eyleyip, -artık nasıl oluyorsa- örnek bir devrimci aşamasına geçmek; kendileri başaramasa bile yetiştirecekleri çocukları vasıtasıyla, şu devrimi gerçekleştirmek amacındadırlar..
Sürekli burnundan solur vaziyette, ota-boka sinirlenerek ya da muhatabı eğer müsaitse kafasına şaplak indirerek sosyalleşebilen Muro’yla, bunun ‘hınk deyicisi’ Çeto, “kaza sonucu haşlanan devrimci testisler” gibi ehemmiyeti büyük, bir takım neşeli olaylarla süslü otobüs yolculuğu sona erip de köye vasıl olduklarında bir sürprizle karşılaşırlar: Bu iki yiğit hapisteyken, köyün uyanık muhtarı tarafından, Muro’ya çaktırmadan fakat çıkarcı/fırsatçı/ devrimci Çeto’yla da işbirliği yaparak, Rus kadınlarla -formalite hesabı- evlendirilmemiş mi!?
İstedikleri evlilik, -en azından Muro açısından- bu şekil değildir.. Muhtarın cezasını oracıkta kesip, kırmızı Hacı Murat’a atlayan iki ahbap çavuş, kızları bulmak ve boşanmak üzre İstanbul’a doğru yola çıkarlar..
Orada, Yıldırım’la kadroyu da tamamlayacak olan çete, kolayca tahmin edilebileceği gibi, burjuvalı, komprador uşaklı, çözümlemeli, özeleştirili, polemikli, -elbette- devrimli, ve de bol “gafaya sıhmalı”, illaki ‘nataşalı’ maceralarla seyirciyi eğlendirmeye çalışacaklardır..
Vadideki Muro
İlk tahlilde de, son tahlilde de- şurası çok açık ki; ‘nalet’ olası yurdumda, şöyle böyle son otuz yıldır, ensesi kalın liberalinden, lümpen faşosuna kadar, her gelenin-geçenin sillesine maruz kalmış, en sahipsiz izmdir sosyalizm ve onun ayrılmaz arkadaşı devrim..
12 Eylül 1980′de yediği en okkalı darbeyle yerlere serilen, daha sonra da her kıpırdanışında kafasına kafasına balyoz indirilen bu sosyalist dostlarımızın üzerine, şimdi de Kurtlar Vadisi’nin kreatif tosuncukları çöreklenmiş görünüyor ki doğrusu bu durum pek acı geldi bana..
Dizinin, dolayısıyla filmin, -alay yollu da olsa- ‘doğrudan’ girişemediği malum örgüte, ‘insanlık ve barış düşmanı’ tarafından değil de; uzun yıllardır izi bile kalmamış olan solculuk yönünden, rahatça, kafa-göz dalmadaki şu göz yaşartıcı cesaret karşısında hislenmemek mümkün değil..
Solcunun, devrimcinin güldürüsü olmaz mı? Bal gibi olur.. amma adam gibi, namusunla yaparsan daha iyi olur.. Yoksa, sol jargonu -kendi çapında- yalayıp yutmuş, devamlı Marx’dan, Lenin’den, devrimden, sosyalist ahlaktan bahseden; sağa-sola çemkirmekten helak olan -kesinlikle demode- karikatür bir prototipin; hem Kürt, hem PKK’lı hem de en koyusundan Sosyalist oldurmanın arkasında, “bir taşla bir kaç kuş öldürme” amacın sırıtır ki bence bu oldukça mide bulandırıcıdır..
Yukarıda değindiğim şerh dışında; filmin uzun adında da olduğu gibi, bazı sözlerin ve sözcüklerin ‘mal bulmuş Mağribi’ misali sürekli tekrarlanması; Kurtlar Vadisi gibi macera filmlerinin en önemli klişelerinden olan ‘arada devreye giren güldürü öğesi’ misali yan tiplemelerin böylesine basit hikayelerinden, zorla senaryo çıkarttırılması; buradan hareketle, ‘göz kamaştırıcı’ Recep İvedik’in açtığı ‘paralı’ yolu takip etme hevesi –her ne kadar mantıklı görünseler de- filmin kalitesini olumsuz etkileyen unsurlar olarak sıralanabilir..
Öte yandan, özellikle Mustafa Üstündağ ile Şefik Onatoğlu’nun sempatik oyunculuklarının katkılarıyla pek ısındığım kahramanlarının kimi hallerine ve esprilerine güldüğümü inkar edecek değilim. Hatta pembe gözlüklerimi takıp (Evet pembe.. n’olmuş?!) bu filme olumlu açıdan bakmayı sürdürecek olursam ki hiç gocunmam yaparım: Açıkça anlatılmasa da, dağa çıkmaktan falan söz eden bir takım kahramanların parodisinin yapılabilmesini önemli addedebilir; dağda, devlete karşı savaşsalar bile -sonuçta- onların da bu memleketin insanları olduğunu hissettirmesinin değerinden bile bahsedebilirim.. Lakin işte o kadar..
Espri düzeyi ve zenginliği, özellikle de sinematografisi açısından, birlikte gösterime girdiği A.R.O.G.’un yanına bile yaklaşamayacağı kesin görünen Muro’dan; -nedense- özüme, kardeş filmlermiş gibi gelen Recep İvedik düzeyinde bir gişe başarısı beklenmelidir deyu düşünüyorum.
İlgili aramalar: sinema – fragman – muro film yeni fragman 4 – muro – film – yeni – fragman
"İçimdeki İnsan Sevgisi “Gafasına Sıh” Diyor: Muro" için 3 Yanıt
Ben bu filmin fragmanlarını, reklamını vs. gördüm ama hiçbir şey anlamadım ve hiç gül(e)medim. Sonradan öğrendiğime göre, televizyondaki Kurtlar Vadisi dizisiyle ilgiliymiş.
Kurtlar Vadisi kadar faşist olmasalar bile, ulusal kanallarda yayınlanan hiçbir diziyi [daha doğrusu hiçbir ulusal kanalı - haber programlarını bile] izlemediğimden anlamamam normalmiş. Pek sevindim, bazı konularda cahil kalmak iyidir! ;o)
Komedi filmi izleyeceksem, Hong Kong Sineması’ndan Siu Lam Juk Kau [by Stephen Chow] var; Güney Kore’den Sisily 2 Km. [by Jeong-won Shin] var; Japonya’dan absürd ötesi Minnâ yatteru ka! [by Takeshi Kitano] var.
İllâ Türk Sineması’ndan örnek isterseniz: Tosun Paşa, Gülen Gözler, Süt Kardeşler, Hababam Sınıfı serileri idealdir.
Daha dün izlediğim A.R.O.G. ise oldukça başarılı.
Kurtlar Vadisi ne? Muro kim? Boşverin bunları…
Numan Serteli gene pek güzel yazmış filmi,seyretmiş kadar oldum.
Madem özüne, kardeş filmlermiş gibi gelmiş Muro ile Recep İvedik… Recep İvedik'e heves edip gitmemiştim. Muro'ya da gitmeyeceğim.
Filmi izlemedim. Hatta Kurtlar Vadisini de çok izlemedim. Ancak fragman ve izlenimlerim bir üniversitede yapılan protestonun çok da yersiz olmadığını anlatıyor. Dahası protestodan önce bir özeleştiri yapılmasını zorunlu kılıyor solcularımıza.
Kırsal kökenli ve hatta aşiret kökenli solun gelenekselden kopamayan ama ilerici olmayı umduğu bir ülkedeyiz. Dahası hala yıkılmış büyük Sosyalist Rusya'nın hayaliyle yaşayan sol'un vatanındayız.
Doğal olarak kırsal kökenli, şehirlileşemeyen, kıro'luktan uzaklaşamayan ama insan sevgisiyle dolu olma iddiasında bulunurken geleneksel muhafazakarlıktan çıkamayan türk solunun bir kesiminin Rusya sevgisi de yapay bir Rus hatunla evlenme şeklinde vücut bulmuş senaryoda.
Metaforların iyi okunması gerektiğini düşünüyorum bu filmde. Hatunlara kendini beğendirmek isteyen solcu kardeşin "İstanbulluyum" demesi ve yeri geldiğinde kökenini ret etmesi çok da es geçilecek bir söz değil.
Filmi izleyince tekrar yazmak isterim ama şu ana kadar gördüğüm senaryonun çok çalışılarak hazırlandığı gerçeğidir.
Yorum Yazın