JBC Yayıncılık’tan çıkan çizgi romanları şerefine kollektif bir Star Wars güzellemesi…

Star Wars hakkında yazmak hem keyifli hem de sıkıntılı. Keyifli, çünkü çocukluğumuzda bizi etkisine alan, onca ticari sömürüye rağmen büyüsünü kaybetmeyen bir fenomen. Sıkıntılı, çünkü hakkında onca yazılıp çizildi ki, yeni bir şey söylemeyeceğini bilerek cümle kurmak can sıkıcı.

Deniz Akhan

Öncelikle Star Wars’un sadece sinema filmlerinden ibaret olmadığını hatırlatmakla başlayalım (yeni bir sözüm olmadığını baştan söylemiştim). Romanlar, animasyonlar, çizgi romanlar, bilgisayar oyunları… Hemen hepsi sinema filmlerinde geçen konuları tekrarlayan değil, yan öykülerle zenginleştiren medyalar. Bu nedenle Star Wars sürekli genişleyen, tarihi yazılan bir evrene dönüşüyor. Sithler ve Jediler arasındaki bitmek bilmeyen savaşın ne zaman başladığı, filmlerde seyrettiğimiz sürece nasıl gelindiği, Star Wars tarihindeki önemli olaylar, karakterler… hepsi en az film serisi kadar insanlara heyecan ve keyif veren ayrıntılarla süslenerek aktarılıyor.

Fantastik evren piyasası diye bir şey var. Evet, bizim romantik duygularla bağlandığımız o fantastik evrenler aynı zamanda ticari bir piyasa yaratıyor. Hani kapitalizm diye bir şey var ya, işte onunla alakalı. Yüzüklerin Efendisi ve Dune‘u ele alalım mesela: her ikisi de yazarları tarafından okuyucuya sunulup büyük bir beğeni topladılar ve gözü doymaz birer fan kitlesi yarattılar (Tolkien kendisine mektupla Gandalf‘ın ayakkabı numarasını soran insanlardan şikâyet edermiş). Böylesi bir kitlenin talebini en iyi karşılayabilecek kişi yazarın kendisi elbette. Ama bu yazarlar vefat ettiklerinde hâlâ para harcamaya hazır bir kitleyi hevesi kursağında bırakmak biraz enayilik olur. Genelde oğullar ya da ailenin izin verdiği kişiler “yazarın ölmeden önce aldıkları notlar”ı(!) elden geçirip yeni kitaplar sürerler piyasaya.

Star Wars’taki süreç daha da garip: Bir mitos ticari kuruluşlar tarafından üretiliyor, insanlara sunuluyor, gelişiyor ve anonimleşiyor. Elbette bu “uydurma” süreci çeşitli çelişkilere, uyumsuzluklara ve mantıkdışılıklara yol açıyor, ama Lucasarts’ın çeşitli yayımları ile çelişkili bilgilerden hangisinin “kanon”laşacağına karar veriliyor. Bazılarını çelişkileri aşmak çok güç. Örneğin Star Wars IV: A New Hope‘ta Güç’ten antik bir din gibi bahsedilir, ama Jediların hazin sonundan sadece birkaç yıl sonrasını anlatır…

Siz filmde çok az görünen bir Jedi şövalyesi hakkında daha detaylı bilgi edinmek ya da Luke’un Return of The Jedi‘da gördüğümüz kendi ışın kılıcını nasıl yaptığını öğrenmek istiyorsunuz, profesyonel yazar-çizerler takımı oturup ona bir hikâye uyduruyor ve siz de “Haa, tamam, şimdi anladım,” diyerek başka konu ve karakterlere bakmaya başlıyorsunuz. Ya da Cumhuriyet öncesi döneme ait bir çizgi roman serisi yayımlanıyor, daha sonra kitaplaştırılıyor ve siz de bunları takip edip dinmek bilmez Star Wars keyfinizi tatmin ediyorsunuz.

Bu durum çok farklı Star Wars sevenleri profilleri çıkarıyor ortaya: Sadece ilk film serisini sevenler, bütün filmlerini sevenler, filme ek olarak animasyonlarını da takip edenler, Star Wars’la ilgili her şeyi silip süpürenler, Star Wars’u gerçek zannedenler…

Türkiye bu piyasa açısından kurak bir ülke; George Lucas‘a milyarlarca dolar kazandıran yan ürünlerin çok azına normal ticari pazarda ulaşabiliyoruz. Ancak yeni Star Wars film üçlemesinin çekilmesi sayesinde İthaki Yayınları ve Arkabahçe Yayıncılık çeşitli romanları 2000’lerden itibaren yayımladılar. Serinin ikinci bölümü (Attack of the Clones) ve üçüncü bölümü (Revenge of The Sith) arasında geçen The Clone Wars hakkında da animasyonlar sinema ve TV’de gösterime girdi. Bilgisayar oyunlarına meraklıları zaten ulaşabiliyor. Burada eksik kalan en önemli halkayı, yani çizgi romanı ise son dönemde Amerikan ürünlerini çok kaliteli baskılarla Türkçe’ye kazandırarak dikkat çeken JBC Yayıncılık tamamlıyor.

Orijinalini Dark Horse‘un yayımladığı bu çizgi roman serisinde hikâyeler Klon Savaşları döneminde geçiyor. Bu dönem bence Star Wars evreninin en heyecanlı dönemi. Cumhuriyet ve Ayrılıkçılar arasındaki çatışmaların zirveye tırmandığı, Jedilar arasındaki çatışmaların kızıştığı, entrikaların dur durak bilmediği, Karanlık Taraf’ın kendine sürpriz katılımcılar bulduğu bir dönem. Film serilerine bakarsak Yoda, Mace Windu, Obi Wan Kenobi ve Anakin Skywalker‘dan ibaret olan, diğerlerinin figüran gibi kaldığı Jedilar bu dönemde karakter ve ruh kazanıyorlar. Tek bir ideale bağlı, onun kural ve törelerine sarsılmaz bir inançla uyan Jedi profilinin aslında ne kadar yanlış olduğunu, Jedilar arasında Cumhuriyet’e ve Jedi Konseyi’ne karşı itirazların sadece Anakin’e has olmadığını, Karanlık Taraf’a sadece Kont Dooku ve Anakin’in geçmediğini bu dönemi anlatan hikâyelerden öğreniyoruz. Elbette film serileri pek çok boşluklar barındırıyor, mesela Revenge of The Sith‘te kendine nispeten kısa bir yer bulan General Gravidius‘un önemini görmek, Anakin’in yüzündeki yarayı nasıl aldığını öğrenmek için Klon Savaşları’na bakmak gerekiyor.

Genel olarak iki adet iki boyutlu animasyon TV filmi, sinemalarda gösterilen bir adet üç boyutlu animasyon filmi ve halen devam eden üç boyutlu animasyon dizisi ile aktarılan bu dönemde çizgi roman serisi ne fark getiriyor?

Öncelikle hitap ettiği yaş kitlesi farklı. Çünkü çizgi romanda daha karanlık, derinlikli ve detaylı bir aktarım var. Bunun en önemli nedeni çizgi roman formunun sağladığı olanaklar. Görsel olarak hareketin enerjisinden mahrum olsa da, çizgi romanda metne yer verilmesi onun aktarım gücünü arttırır. Yazının etkisiyle diyaloglar tempo kıskacından kurtulur ve içeriği zenginleştirir.

Bir başka avantaj da çizgi romanın üretim sürecinden kaynaklanıyor. Devasa ekiplerin büyük maliyetlerle oluşturdukları bu fantezi dünyası bir yazar ve çizerin temel emeğiyle can bulabiliyor. Böylece kısa zamanda yeni hikâyeler okuyuculara sunuluyor.

JBC’nin yayımladığı çizgi romana dönelim: Klon Savaşları’nda geçen çeşitli hikâyeler aktarılıyor bu seride. Tabii işin keyifli yanı Anakin ve Obi Wan Kenobi dışında pek çok Jedi’ın maceralarını takip edebilmemiz. Tholme, Aayla Secura, Korto Vos, Bulq gibi isimler sadece filmleri seyredenler için ne kadar yabancı oysa. Ayrılıkçılar arasında onurlu ve kahraman askerlerin olduğundan da bihaber olabilirsiniz. Diğer yandan Anakin’i Karanlık Taraf’a sürükleyen süreç de çok hızlı ve mantıksız görünebilir seyirciye. İşte bunların hepsinin içi bu çizgi roman serisinde dolduruluyor.

Star Wars’u bu kadar etkili yapan görselliği ise çeşitli çizerlerin detaylı çizimlerinde, zengin renklendirmesinde tatmin etmemek imkânsız. Açıkçası üç boyutlu animasyonların stilizasyonu pek beğenmiyorum. Çizgi romanlar bilindik Amerikan fotogerçekçi ekolünden hiç ayrışmıyor, ama gözlerimi daha fazla tatmin ediyor.

Bu serinin şimdiye kadar dört cildi piyasa verildi: Kamino Savunması ve Diğer Hikayeler, Zaferler ve Fedakarlıklar, Jabiim’de Son Direniş, Aydınlık ve Karanlık. Bunun dışında bir dört cilt daha yayımlanacak. Ben beklemedeyim…

Benim Star Wars’um…

İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali için İzmir’deyim. Alsancak civarında yürüyorum. Bir sinema görüyorum sağımda. İzmir Sineması yazıyor girişinde. Girişinden içeri şöyle bir bakıyorum. Çok tanıdık geliyor bana burası. Daha önce burada bulunduğum, hemde önemli bir şey için bulunduğum bilgisi ısrarla ama kendini fazla açık etmeden beynimin duvarları arasında bir quantum parçacığı gibi sekmeye başlıyor. Sonra… Birdenbire… Hatırlıyorum.

1980’lerin henüz başında olmalı. Belki biraz daha öncesi. Bu salona girdiğimi hatırlıyorum. İlk Star Wars filmini, Yıldız Savaşları’nı izlediğimi. Sinemaya girişim gözümde canlanıyor, bir de filmin finalindeki madalya merasimi…

Star Wars’ı ilk seyredişimdi bu, ama elbette sonuncusu değil. Karşıma çıktığı her yerde yeniden izledim bu muhteşem filmi. Ezberledim. İkinci film olan İmparator’u (The Empire Strikes Back) Samsun’da, son film Jedi’nin Dönüşü’na (The Return of Jedi) İzmit’te izledim. Aslında nerede izlediğimin hiç önemi yok, çünkü izlediğim ilk günden itibaren Yıldız Savaşları hep içimde, benimle oldu ve hep ben nereye gidersem benimle oraya gitti. Geceleri yatağımda maceralara koştuğum hayaller kuracak yaştayken kendime seçtiğim ilk silah ışın kılıcı olurdu. O ışın kılıcıyla kendi kurduğum hayal aleminde düşmanlarımla savaşarak dalardım uykuya. Belki de bu sayede 40lı yaşlara merdiven dayadığım bugün bile sık sık macera filmlerini aratmayacak rüyalar görüyorum. Savaş karşıtı olsam da, ışın kılıcı hala cazibesini koruyor benim için.

JBC yayıncılık’tan çıkan çizgi romanlara geçmeden önce bu duygusal girizgahı yapmak şarttı. Çünkü bu duygusal boyutu anlamadan Star Wars hayranlarını da, Star Wars yapıtlarını da anlamak mümkün değildir kanımca.

Hatırladığım ilk Star Wars çizgi romanı Tercüman Çocuk’ta yayınlanan Classic’lerdi. Oldukça fabrikasyon ve ilkel çizimlere sahiplerdi. 90larda ise eski filmlerin yenilenmiş hallerinin yeniden vizyona girmesi sayesinde çalıştığım yayınevinden çıkan Star Wars çizgi romanının editörü olmuştum. O sıralarda elime müthiş Star Wars çizgi romanları geçmeye başladı işte: Tales Of the Jedi, X-Wing Rogue Squadron, Droids, Crimson Empire, Dark Empire, Shadows Of the Empire vs.  Yeni çizgi romanlar çıktıkça çizgiler ve öyküler belirgin bir şekilde çok daha iyiye gidiyordu.

JBC’den çıkan çizgi romanlar da aynı geleneği devam ettiriyorlar. Çizgiler yeteri kadar kaliteli ve tatmin edici, ama öyküler dikkat çekici bir dramatik güce sahipler. Her bir öyküden rahatlıkla bir sinema filmi çıkarılacağını düşünüyorsunuz ister istemez. Ama 3. ciltteki finalinde Anakin Skywalker gibi bizim de gözyaşlarımızı tutamadığımz Jabiim’de Son Direniş için ayrı bir paragraf açmak lazım.

“Vahşi doğası, hiç bitmeyen yağmurlarıyla zor şarlara sahip bir gezegen olan Jabiim Klon savaşlarının en tartışmalı ve en önemli çatışmalarından birine sahne olacaktır. Bir tarafta Jedi’lar tarafından yönetilen, Cumhuriyet’in Klon Ordusu, diğer tarafta Jabiim’in seçkin savaşçılarından oluşan yerel askeri gücünü destekleyen ayrılıkçıların droid ordusu. Zafer, hayatta kalma mücadelesinin gölgesinde önemini yitirmiştir. Anakin Skywalker için, savaş, onun Jedi düzenine olan itaatkarlığının, dostlarına olan sadakatinin, ve bir kahraman olarak kalitesinin testidir. Savaş, bir gün olacağı Jedi’yı ortaya çıkartırken, aynı zamanda onu en derin utançlarından biriyle yüzleşmeye zorlar.”

Star Wars çizgi romanları size sıkı bir filmin ve iyi bir romanın vereceği keyiflerin toplamını sunuyor. Bizim gibi zaten bu evrenin sevdalısıysanız ise bu kitapların bir kapı olduğunu söylemekle yetinelim size. Star Wars evrenine açılan birer kapı…

Landlord

2 YORUMLAR

  1. Sizin aracılığınızla Star Wars çizgi romanlarını Türkçe'ye ve Türk okuyucuları ile buluşturan JBC yayıncılığa teşekkür etmek isterim. Yurt dışında çok zengin bir Yıldız Savaşları kültürü oluştuğu halde bu ne yazık ki bu birikimin Türkiye'ye yansıması çok kısıtlı oldu.

    Her ne kadar Yıldız Savaşları bugün geldiği nokta itibari ile çok büyük bir ticari proje olarak nitelendirilebilse bile yine de bu hayal gücümüzü bu hikaye ile zenginleştirmekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

    İngilizce romanların Türkçeye çevrilmesi de çok önemli. Emeği geçenleri kutlamak isterim.

    Bu arada çizgi romanların bir geri dönüş çizgisinde olduklarını görüyorum en azından bunu umut ediyorum. Kızılmaske, Mandrake gibi kahramanların öykülerini Zagor ve Teks'in ardından raflarda görmek heyecan verici.

  2. Bence bu Star Wars çizgi romanları, fimin hakkını fazlasıyla veriyor, ve hikayenin çok farklı boyutlarını gözler önüne seriyor. Ayrıca mükemmel çizim ve hikayesiyle bir çizgi roman olarak ayrıca başarılı, herkese tavsiye ederim, kitaplıklarınızda bulunması gereken bir seri…

CEVAPLA