Metal Tanrılar’dan şeytanca bir dokunuş… (A Touch Of Evil -Judas Priest) a.k.a. High School Porno

judas-priest-touch-of-evilMüziksever Landlord

Judas Priest’in, ülkemize de uğradığı Dünya turneleri sırasında kaydedilen şarkılarından oluşan A Touch Of Evil albümü heavy metal severleri geçmişte bir yolculuğa çıkarıyor.

Geçmişe yolculuk biletimi Judas Priest diye kestirirsem eğer, varış noktam  orta 3’e gittiğim 80’li yılların ilk yarısı olurdu. En yakın arkadaşım diyebileceğim tipler içlerinde Accept, Iron Maiden’ın olduğu üç beş albümü hatmelerinin ardından artık kendilerini “sıkı metalciler” olarak görmeye başlamışlar, ben ise hala Duran Duran‘dır, Kenny Loggins‘tir, A-Ha‘dır, kısaca popüler müziklerle takılıp gidiyordum.  Saç dökülmesinden henüz muzdarip olmadığımız, tek tük olsa da Vezüv’ü kıskandıracak  infilaklarla boşalan sivilcilerle boğuştuğumuz, bastırılamayacak düzeydeki cinsel uyanışlarımızı İzmit gibi kasaba auralı bir kentte anca porno filmler, üçüncü sınıf fanteziler, açık saçık dergiler ve ıslak rüyalarla geçiştirdiğimiz yıllar… İçine kapanık, çekingen bir çocuk olarak arkadaşlarımın bir evde toplaşıp altyazısız orijinal Almanca bir film eşliğinde topluca uyguladığı masturbasyon ritüellerine katılamasam da (belki de ilk porno film izleme deneyimimde – suç üstü olmasa da – enselenmiş olmamdı beni çekingen kılan. Hoş benim tek yaptığım evde bulduğum sıkıca paketlenmiş, – izlendikten sonra da ne yazık ki tarafımdan beceriksizce paketlenen – bir video kasedi seyretmekti. Enselenen tek ben değildim anlayacağınız.  🙂 Ama bu hafifletici bir sebep sayılmadı tabi.)

judas-priest3

Artık çoluk çocuğa karışan  o arkadaşlarımın ismini verip İzmit’te infial yaratmanın anlamı yok. Ama o arkadaşlardan birinin, hatta artık heavy metal yerine ilahi felan dinlediğini tahmin ettiğim birinin evinde dinlememiştim ilk kez Judas Pries’i. “I’m your turbo lover” diye haykırıyordu avaz avaz  solist. Kuvvetle muhtemel  Stüdyo Metal’e doldurtulmuş stereo bir kasetten ve dandik-portatif bir müzik setinden geliyordu ses. Yine de müziğin enerjisine karşı koymak mümkün değildi.  O ana kadar gürültü yumağı olduğunu düşündüğüm Heavy Metal’den iyi şeyler çıkabileceğini keşfediş anımdı o. Yine de metalci olmadım hiç. Seçerek dinledim. Müzik zevkimin şekillenmesinde ciddi etkisi oldu Judas Priest, Accept, AC/DC gibi heavy metal gruplarının. Çeşitlilik arz etse de rock ağırlıklı bir müzik zevki…

Black Sabath’ın izinde…Judas Priest

Judas-Priest2

Birminghamlı hemşerilerinin Black Sabath’ı kurup başarılar elde etmesinden cesaret alan iki kafadarın 1969 sonunda benzer bir grup kurmaya karar vermesiyle başlar her şey. Basçı Ian Hill ve gitarist K.K. Downing gruba vokalist Robert Hartford ve ritm gitarda Downing’e yancılık yapacak Glenn Tipton’ı aralarına katarak Judas Priest’ı hayata geçirirler. 1989’a kadar çeşitli davulcularla çalışırlar ama o yıl gruba katılan Scott Travis Judas Priest’ın demirbaşı olur.

1974’de ilk albümleri RockaRolla yayınlanır. Berbat prodüksiyon ve orta karar müzik yüzünden sonuç tam bir fiyaskodur ama yine de 1976’da yeni bir fırsat yakarlar. Sad Wings of Destiny albümü onları sıkı Heavy Metal grupları arasına sokacaktır çünkü ortaya kendilerini bir heavy metal markası yapacak bir sound çıkarmayı başarmışlardır. 1975’teki Reading Festivali’nde müthiş bir performans sergileyerek bu yeni kazanılmış şöhretlerini iyice perçinlerler.

Judas-Priest4

1980’e gelindiğinde Judas Priest altıncı albümü British Steel’i yayınlamaktadır. Albümün 2. şarkısının Metal Gods ismini taşımasının malıcı etkileri oldu ve Judas Priest bu albümün ardından sık sık bu isimle anılır hale geldi.

Grubun en başarılı albümü 1990 tarihli Painkiller oluyordu. Bir önceki albüm Ram it Down’ın çizdiği kötü satış grafiğini telafi etme niyetiyle yapılan bu 12. Priest albümünde grup 70’lerdeki sound’una geri dönüyordu. Bu dönüş beklenen sonucu verdi ve Painkiller grubun en başarılı albümlerinden biri oldu. Grup 2007’de çıkan ilk konsept albümü Nostradamus’a kadar konser albümleri ve çok ses getirmeyen üç stüdyo albümüyle idare etti.

judas-priest-painkiller

İsmini Painkiller’ın 8 nolu şarkısından alan yeni albüm A Touch of Evil ise grubun canlı performanslarını içeriyor. 11 şarkı grubun 2005-2008 tarihleri arasında yaptığı dünya turneleri sırasında kaydedilmiş. Albümde Between The Hammer And The Anvil , Prophecy , Hell Patrol gibi daha önce live olarak yayınlanmamış parçalar var. Diğer şarkılar arasında ise grubun 2005 tarihli albümü Angel Of Retribution’dan Judas Rising ve Hellrider; Nostradamus’dan ise Prophecy ve Death sayılabilir.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin