Alfred Hitchcock Sunar: Sapık (Psycho)

hitchcock

Suspense (gerilim) filmlerin ustası Alfred Hitchcock, meşhur soğuk sarışınları, her filminin bir kıyısından -birkaç saniyeliğine de olsa- kadraja sızışları (cameo) ve en önemlisi hastalıklı karakteriyle Hollywood’un en eksantrik figürlerinden birisidir. Nitekim bu figür, 2012’de HBO için yapılan TV filmi The Girl‘de etraflıca mercek altına alınmıştı.

Ercan Dalkılıç Ercan Dalkılıç

The Girl, yönetmenin ünlü klasiği Kuşlar‘ın (The Birds) çekim sürecini ele alırken; Hitchcock’un filmin başrolünü canlandıran Tippi Hedren’e çektirdiklerine de derinlemesine değiniyordu. Bu hafta vizyona giren Hitchcock da yönetmenin takıntı haline getirdiği Sapık (Psycho) eserini hangi koşullar altında filme aldığını ve bu sıkıntılı günlerde eşi Alma Reville ile sekteye uğrayan ilişkisini esas alıyor.

Gizli Teşkilat‘ı (North by Northwest) çektikten sonra bir yaratım bunalımına sürüklenen Hitchcock, kendi deyişiyle “toplumu şaşırtmak, onlara yeni bir şey vermek” istiyordur. Tam bu sırada eline Robert Bloch’un Psycho adlı romanı geçer. Bu romanı çekmek uğruna evini dahi ipotek eden yönetmen, sonunda emeline ulaşacak; bir haftada çekildiği rivayet edilen, sinema tarihinin en ürkütücü sahnelerinden biri olan ‘duş sahnesi’nin de bulunduğu Sapık, izleyenleri şoke edecektir!

hitchcock

The Terminal filminin senaristi olarak tanıdığımız Sacha Gervasi’nin ilk uzun metraj sinema filmi olan Hitchcock anaakım anlatım kalıplarını kullanan bir film. Biçim olarak yeni bir şeyler sunduğunu söyleyemeyeceğimiz filmin tek artısı, bir ikona dönüşen suspense’ın ustası Alfred Hitchcock’u bütün zaaflarıyla resmediyor olması. Kaprisli, kompleksleri bulunan, soğuk sarışınlarına platonik hisler besleyen, karısı Alma Reville’i delicesine kıskanan, bir film için evini dahi ipotek ettirecek denli gözü kara bir insan: Alfred! Bunu sarih bir şekilde görebiliyoruz filmde.

Film, bir yandan Sapık filminin yapım sürecini konu edinirken; diğer yandan da Hitchcock’un eşi Alma Reville ile gelgitli, çapraşık ilişkisine bir bakış atıyor yukarıda belirttiğimiz gibi. Bu iki çatışma, tek bir omurgada gayet ustaca bir dramaya tabii tutulmuş. Ortaya da konvansiyonel sinema adına kayda değer bir çalışma çıkmış…

hitchcock

Bir ‘performans filmi’ diyebiliriz Hitchcock için, o yüzden oyunculuklara odaklanmakta fayda var: Alfred Hitchcock’u canlandıran Anthony Hopkins, olağanüstü bir performans göstermemiş, ama her zamanki çıtasının altına da düşmemiş. Hitchcock’un Sapık’ta ilk yarım saatin ardından öldürdüğü Marion Crane karakterini verdiği, o zamanların hit oyuncusu Janet Leigh’i Scarlett Johansson, elinden geldiğince çizmeye çalışmış. Jessica Biel de keza Vera Miles’da görünür olmayı bir nebze de olsa başarmış. Gelelim filmin yıldızına; Helen Mirren, Hitchcock’un sancılı eşi Alma Reville’daki tek kelimeyle harika kompozisyonuyla, en azından Oscar’a aday gösterilmeliymiş bana kalırsa.

Ezcümle; Kuzuların Sessizliği‘ndeki (Hannibal) Buffalo Bill’den Teksas Katliamı‘ndaki (The Texas Chainsaw Massacre) Leatherface’e kadar bir yığın karaktere nüfuz eden Norman Bates’i sinema tarihine kazandıran başyapıt Sapık‘ın perde arkasına dair bütün soruların cevabı Hitchcock‘ta! Öyleyse, Bay Hitchcock’un nasıl yaptığını görmek için buyurun salonlara!

hitchcock_afis1Hitchcock
[xrr rating=3.5/5]

Yönetmen: Sacha Gervasi

Senaryo: John J. McLaughlin, Stephen Rebello (eser)

Oyuncular: Anthony Hopkins, Helen Mirren, Scarlett Johansson

Yapım: 2012 / ABD / 98 dk.

 

 

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin