Bir Ters Ninja Epik Fotoromanı: SİYAD Üçlemesi: SİYAD Balyoz – Başkan’ın Oyunu (+13)

ÇOK AMA ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCE, ÇOK AMA ÇOK UZAK BİR ŞEHİRDE…

Günümüz boyalı basınının varlığını yeni keşfettiği SİYAD aslında kökeni Antik Yunan’a dek uzanan bir dernek. Fakat resmi olarak karşımıza ilk kez Roma İmparatorluğu döneminde çıkıyor. Tarihi anlatıları incelediğimizde kurucusunun Jül Dorsay olduğu ve kuşaklar boyunca derneği yönettiği bilgisine ulaşıyoruz. O yıllarda üye olmak isteyenlerin tabi tutulduğu sınavlar derneğin en büyük sırrıymış. Halk arasında bu sınavlarda hayatlarını kaybedenlerin hikayeleri allana pullana anlatılırmış. Hatta bir inanışa göre, mitolojik figür Herakles (Herkül diye de bilinir) aslında derneğe başvuranlardan biriymiş ve onun efsanevi varlıklarla, korkunç canavarlarla karşılaştığı 12 Sınav o zamanın SİYAD giriş koşullarından başka bir şey değilmiş. Zeus’un oğlunun tüm sınavları geçmiş olmasına rağmen derneğe neden alınmadığı ise hala bir muamma. Ama İbn-i Batuta’nın bugün kayıp olan bir eserinde Herakles’in sağındakilere solundakilere “Falanca üniversiteden mezun olmadığım için almadılar beni” dediği rivayet edilir.

Uludağ’ın Eteklerinde Entrika ve Cinayet

Zaman: 2009
Yer: Bursa

Jül Dorsay dönemi kapanmış, SİYAD için yeni bir çağ başlamıştır. Ama iktidar mücadelesi artık her zamankinden daha çetindir. Yükselen muhalefet sesleri yeni Başkan Murat Özer’i bir plan yapmaya itmiştir. Planını Bursa Film Festivali’nde uygulamaya koymaya karar verir. Muhalefetin en sivri isimlerini belirleyecek, sonra sert tedbirler alarak onları susturacaktır. Okuyacağınız fotoraman Bursa’da 24 saatlik zaman diliminde geçen bir hikaye anlatmaktadır. Fotoromanın içerdiği kimi şiddet unsuru kimi cinsel içerikli sahne ve pasajlardan korumak için lütfen küçük çocuklarınızı  hemen odasına gönderiniz.
Foto©Ters Ninja

SİYAD yazarları Yılın En İyi Türk Filmi’ni belirleyecekleri toplantı sırasında

Murat Özer en yakınında bulunan dernek üyelerinden hangisinin gizli muhalefet lideri olduğunu bilmiyordu. Ağızlarından laf alabilmek için önce onları gevşetmek gerektiğini bildiği için korkunç bir plan yaptı. Önce kuşkulandığı sinema yazarlarına Yılın En İyi Türk Filmi’ni belirlemek üzere görüşmeleri gerektiğini söyledi.  AMA TOPLANTI HAMAMDA YAPILACAKTI…  Kadim zamanlardan beri sinema yazarları ne böyle acımasız bir başkan ne de böyle bir zulüm görmüşlerdi. (Tabi  o zaman ne Yengeç Oyunu‘nu ne de Dabbe 2‘yi  daha seyretmemişlerdi.)  Hamama giren terlerdi elbet ama bu hamam Hostel filmindeki hamamdan farksızdı. Bazıları bu hamamdan çıkmaya başaramayacak ve Mahsun Kırmızıgül‘ün Oscar heykelciğini kaldırdığı günleri ya da  SİYAD’ın ilk kadın başkanı olacak bir sinema yazarının şu tarihe geçecek  sözünü duyamayacaklardı.

“Kötü sinema filmi yoktur, kötü sinema yazarı vardır!”
Foto©Ters Ninja

Ve Başkan’ın ilk kurbanı Uğur Vardan olur.

Herkes onu uyuyor sanıyordu oysa Kocatepe’de dinlenen Atamız’ı andırır pozisyonuna rağmen o, ne yazık ki uyumuyordu. Ne acıdır ki çoktan Manitu’nun yeşil çayırları’nda Clint Eastwood ile at sürmeye başlamıştı. Başkan, Uğur Vardan’ın asla konuşmayacağını ve ondan asilerin nerede buluştuklarını öğrenemeyeceğini biliyordu. Zaman kaybetmeden bu sorunu ortadan kaldırmalıydı. Peki bunu nasıl başarmıştı kimselere sezdirmeden? İşte böyle…
Foto©Ters Ninja

İskender Döner değil, efendim! Gün Olur, Devran Döner

Öğlen yedikleri daha doğrusu hapır hupur götürdükleri o döner masumdu elbet. Peki o nefis şıra. İşte o hiç de masum değildi. Masada hararetli bir tartışma alıp başını gitmişti. Bazı yazarlar sabahki  film gösterimlerindeki ikram şeklinin değişmesini savunuyorlardı. Artık genç olmadıklarını bu kadar karbonhidrat tüketmenin kendilerine zarar vereceğini ve  SİYAD’ın bu konuda acilen bir şeyler yapması gerektiğini söylüyorlardı. Heyhat onlar böylesi dünya meselelerine dalmışken ona bakmadıkları bir sırada Başkan baldıran zehirini Vardan’ın şırasına çoktan boca etmişti.
Foto©Ters Ninja

Su uyur, düşman uyumaz. Demek ki Başkan sudur.

Başkan başarısından emin ve tatminkâr bir ruh halinin verdiği huzurla gözlerini kapadı. Büyük bir düşmanından kurtulmuştu artık biraz kestirebilirdi.  Rüyasında SİYAD Ödül Gecesi’ni görüyordu. Cem Yılmaz sahneye çıkmış sunuculuk yapıyordu. Rüya da olsa güzeldi.Ama o da ne Atilla Dorsay sahneye çıkıyor ve mikrofonu kapıyor. Açıyor ağzını yumuyor gözünü… Sahne birden değişiyor.  Özer o zor durumdan kurtulduğu için memnun. Ama çok geçmeden bir terslik olduğunu  hissediyor. Sadece hissediyor çünkü beyni henüz tersliğin ne olduğunu çözümlemiş ve tam teşekküllü raporunu vermemiş. İlk rapor geliyor. Bu sahne tanıdık. Bu Alfred Hitchcock‘un Sapık (Psycho) filminden. Duş perdesinin ardında silüetin kime ait olduğunu seçemiyor Murat Özer ama elinde tuttuğu şeyin ne olduğu bilgisini taşıyan rapor gecikmiyor: SİYAD Emek Ödülü… Kan ter içinde uyanıyor.  Murat Erşahin‘i şaşkın gözlerle kendine bakarken görüyor. Erşahin, Başkan’ın en güvendiği isim.

– Hayırdır, Başkan. Uykunda bağırıyordun.  “Yapmayın, n’olur yapmayın!” diye.

Başkan güçsüz görünmeyi göze alamazdı.

– Derneğimizin büyük düşmanları Kara Adamlar (Bknz. Martin Mystere) adamlarını gazetelere sokmuşlar. Bana baskı yapıyorlar, tüm üyelerimizi işten atmakla tehdit ediyorlardı beni.

–  Ne istiyorlarmış?

– SİYAD En İyi Film ödülünü Recep İvedik 8’e vermemizi…
Foto©Ters Ninja

Nasıl uyuttum Başkan’ı ama?

Murat Erşahin, Başkan’ın kendine güvendiğini biliyordu. Yine de o da diğerleri gibi başına  gelebilecek makus bir kazanın korkusuyla uyanık kalmaya çalışıyordu. Ancak Başkan bir kez daha uykuya daldığında bu vartayı sağ salim atlattığına kanat getirdi. Piyango ona vurmamış, hamamdan canlı çıkacağı belli olmuştu.
Foto©Ters Ninja

Başkan planını ikinci ayağını akşam yemeğinde hayata geçirecekti. Kimsenin başına gelenleri anlamaması için Uğur Vardan yerine figüranlar kahvesinden bir de dublör uydurmuştu. Yine de uyarmıştı adamı, “Bana bak, fotoğraf falan çekerler. Yüzünü pek göstermemeye çalış.”
Foto©Ters Ninja

Mum ışığında yorgun bir savaşçı

Şenay Aydemir tüm olan biteni sükunetle, çoğunlukla da müstehzi bir tebessümle  izliyordu. Başından geçen birçok olayın, çektiği büyük acıların ardından ardından iktidar mücadelesi başta olmak üzere, hiçbir mücadelede yer almamak için yemin etmişti artık.  SİYAD Futbol Federasyonu Başkan Vekilliği ona yetiyor da artıyordu. Ama Uğur Vardan’da bir gariplik olduğunu fark etmişti. Demin Kenan Evren’in ne kadar başarılı bir ressam olduğunu söylemiş. Ardından dönünce ilk iş olarak kendisiyle röportaj yapacak olan Sayım Çınar‘la görüşeceğini, sonra da Oscar yorumu yapmak için Alişan‘la Çağla Şikel‘in programına katılacağını söylemişti. Şenay, o an Vardan’ın içindeki kötü ruhu çıkartabilmek için Exorcist‘deki Peder Merrin olmayı diledi.
Foto©Ters Ninja

Cüneyt Cebenoyan açlıktan ölmemek için çıplak elleriyle bir Mus geyiği öldürdü.

Başkan, ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha göstermiş ve kendisi için tehlikeli olabilecek bir sinema yazarını daha bertaraf etmişti. Kendisine “Sibirya Film Festivali SİYAD Jürisi” olduğu söylenen Cüneyt Cebenoyan baştan biraz kuşkulanmıştı aslında. Öyle ya yurtdışında ciddi bir festival olacak da, Yeşim Tabak‘ı değil de onu jüri yapacaklardı. Ama sonra SSCB’ye duyduğu o nostaljik coşku ağır bastı. “Bugün Sibirya, yarın Moskova”  dedi kendi kendine. Tabi Sibirya’ya gittiğinde Tarkovskilere yan bastığını hemen anladı Cüneyt Cebenoyan. Heyhat yol parası artık İstanbul’a dönmeye yetmeyecekti. Yine de İpek Yolu’nu takip ederek  şansını denemeye karar verdi. Bu  fotoğraf Artvin’e vardığı sırada çekildi. Neyse ki Gezici Film Festivali o sırada Artvin’de idi de son anda donmaktan kurtuldu Cüneyt Cebenoyan. (Bu Gezici Festival söz verip de bana Reha Erdem kitabı yollamayan festival değil mi yahu?)

Başkan’ın Bilim Ekibi

Başkan’ın bile haberi yoktu ama akıllara durgunluk veren bir planı çoktan meyvelerini vermişti.  İktidarını sonsuza dek  sağlama almak için sinema yazarlarını ,  – en azından yönetim kurulunu oluşturabilecek sayıda sinema yazarını – yürüyen ölülere, daha doğrusu yazan ölülere dönüştürmenin  çarelerini arıyordu. Formül üstünde çalışma görevini ise Murat Emir Eren ve Talip Ertürk‘e vermişti Başkan.  İkili aslında formülü çoktan bulmuştu ama neyse ki vicdanları formülü  Başkan’a teslim etmelerine izin vermemişti. Ama ortada bir sorun vardı. Araştırmaları sırasında bir sürü deney insanı kullanmışlardı. Ellerinde bir sürü yaşayan ölü vardı. En azından sermayeyi kurtaralım deyip bu ölülerle bir film çekmeye karar verdiler. Hiçbirine para da vermeyeceklerdi. Filmden sonra da Yürüyen Ölüler Kahvesi açacaklardı. Murat, “Takılırlar orada işte kanka,”  dedi Talip’e. “Zombi filmi felan çeken çıkarsa, figüranlık yaparlar işte, kanka!” diye karşılık verdi Talip.
Foto©Ters Ninja

Başkan’a karşı gelmenin cezası! Sahte Uğur Vardan görmezden geliyor!

Murat Erşahin de yanında oturan adamın Uğur Vardan olmadığından kuşkulanmaya başlamıştı. Ama bozuntuya vermek istemiyordu, çünkü bu adamı daha çok sevmişti sanki. Yine de bu fırsatı kaçırmak da istemiyordu. Kartlarını iyi oynarsa kulislerde bir dergiye tahsis edildiği söylenen kontenjanı üstüne geçirip her festivalde jüri olabilirdi. Başkan’ın kulağını eğilip fısıldadı: “Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum!” bu şifreli mesajı anlamayan Başkan, “Ne diyorsun sen?” diye karşılık verdi. Sonra Erşahin tıpkı amcasının ve annesini  suçunu yüzüne vurmak için huzurlarında bir tiyatro oyunu sergileyen Hamlet’i taklit edercesine , “Geçen gün bir film seyrettim. Durun size de anlatayım,” diyerek söze başladı. Masadaki diğerlerini değil ama filmlerin altmetnini okuma konusunda benzersiz yeteneğe sahip Başkan’ın neden bahsettiğini anlayacağından yüzde yüz emin olarak bir cinayet öyküsü anlatmaya başladı. Suçunun açığa çıkacağından korkup paniğe kapılan Başkan, Erşahin’i susturmak için ilk aklına geleni yaptı. Yumruğun patlattı. Ama bu aynı zamanda suçunu itiraf etmesi anlamına geliyordu. O sırada masada yazılarında fazlaca belli etmese de en az onun kadar filmlerin altmetnini okuyabildiği bu sayede ortaya çıkan bir yazar daha vardı. O yazar yetkililere hemen haber verdi. O yazarın bu başarısının ardından SİYAD’ın başkanlığına getirileceği artık kesindi.

O SİYAD’ın ilk kadın başkanı olacaktı. Ne yazık ki o koşuşturmacada kimse kulağındaki kulaklıkları fark edemedi. O çözmemiş, anlaşılan birileri Erşahin’in mesajını onun için deşifre etmişti.
Foto©Ters Ninja

O sırada orada olmayan ama olup bitenden anı anına haberdar edilen biri vardı. Fenerbahçe marşıyla çalan telefonunu açan adam kendisine verilen raporu dikkatle dinledi. Her şey planladığı gibi gitmişti. Telefonu kapadı, purosundan okkalı bir nefes çekti. Aroma ağzının içine dolarken aldığı keyfini artırmak için, o puroyu saran Kübalı afetin ellerinin vücudunu okşadığını ve Alex‘in, gözlerinin bozuk olduğunu gizleyerek Galatasaray’a transfer olan İspanyol kaleciye 30 metreden plaseyle gol attığını hayal etti. Telefonun tuşlarına bastı. Bu kadar çok tuşua bastığına göre yurtdışı bir arama yapıyordu. Daha ilk çalışında çalışında karşıdan açıldı telefon.

– Yes!

– It’s done, sir!

– Welldone, young padawan. I will tell S. and the other guys to back off now. Mission accomplished!*

*Altyazı

– Evet!

– Tamamdır, efendim!

– Aferin, genç çırağım! S. ve diğerlerine geri çekilmelerini söyleyeceğim şimdi.

Uğur Vardan’ın anısına ithaf edilmiştir! Seni hiç unutmayacağız! (Ana, anten mi çıkmış onun kafada ya!)

Ters Ninja’da gelecek program:

SİYAD Soykırım – Yaşamak İstiyorsan Beğen!

Yön: Landlord
Oyn: SİYAD Yazarları, Hıncal Uluç (Darth Uluch), Serdar Turgut (kendisi), Öncel Öziçer
(Cantina Crew), Rahşan Gülşan (Cantina Crew), Tuğçe Tatari (Cantina Crew), Hülya Avşar (Queen of Skiboardium), Mahsun Kırmızıgül (Oscar)

SİYAD Kurtuluş – Landlord’un Dönüşü

Yön: Deniz Akhan & Numan Serteli
Oyn: SİYAD Yazarları, Uğur Vardan (CGI olarak – Obi Vardan Kenobi), Yüksek Sinema Lordları Komitesi (Sevin Okyay, Agah Özgüç, Sadi Çilingir), Öteki Sinema Yazarları, Ayşe Özyılmazel (Cantina’nın Sahibinin Kızı), Ali Murat Güven (Sword of Fury)

İşbu yazıda bulunan, tarafımızca çekilen fotoğrafların iznmiz olmadan kullanılmasına gönlümüz razı değildir. Bu yeterli açıklamaya rağmen, her ne şekilde olursa olsun aksi yönde hareket edenler bulunup cezalandırılacaklardır. Seferber edeceğimiz ninja birlikleri zillerine basıp kaçmak, geceyarısından sonra evlerini telefonla aramak, arabalarının sileceklerini japonla cama yapıştırmak, telefon numaralarını Beyoğlu civarındaki tüm umumi tuvaletlerin duvarına yazmak gibi eylemlerle cezalandırma prosedürünü başlatacaklardır.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin